dinleyin ve kendinizden geçin :*

26 Ekim 2014 Pazar

KEZBAN WERTHER'İN EVRİMİ BÖLÜM 5

   İçimde olan ve olmayan her şeyimle seslenerek anlatmak istiyorum bazı şeyleri. Duygusallığımı mazur görün.

Sustukları içinde büyüyen herkese…



   Sana nasıl sesleneceğimi aylardır, belki de yıllardır düşünüyorum ve en sonunda yine en iyi yaptığım şeyi yaparak dökmek istedim içimi. Yazarak…
   Aslında bu yazıya kaç kere başlayıp yarıda bıraktım ve baştan başladım bilmiyorum, ama bu sefer kararlıyım; bitireceğim. Yaşadığım son olaylara kadar her şeyimle sesleneceğim sana.


                Seni hayatımdan çıkarışımın bilmem kaçıncı yılını, akmayan göz yaşlarımla kutladığım şu günlerde, durmadan rüyalarıma giriyorsun baba. Seninle saatlerce seviştiğim bir rüyadan kan ter içinde kalktığım o gün, yine saatlerce aklıma gelen yüzünle öğürdüm; ama kusamadım. Saplandığın beynimden atamadım seni baba. Kirlendiğimi hissettim, ama bedenimden akıp giden su bende bıraktıklarını götüremedi.
                
                Döktüğüm ve dökemediğim bütün göz yaşlarının günah keçisi olan sen, kendi günahlarımı temizlememe yetmiyor şu sıralar baba. Kendimi çok yalnız hissediyorum…
Kendime kurduğum o mükemmel dünya, gerçekleşmeyen hayallerimin altında kalıp yok oldukça boğuluyorum, nefes alamıyorum baba.
               
                Baktığım bütün aynalar, hiçbir şey hissetmediğimi düşündüğüm; ama içten içe nefret ettiğim senden yeni bir sen doğuruyor bana. O kadar çok benziyorum ki sana, aynalardan nefret ediyorum baba.
                
                Kimden intikam aldığımı bilmeden dokunduğum her ten, ruhumdan bir parça aldı baba. Şimdi ruhum, bir atış poligonundaki sahte karanlık yüzler gibi delik deşik ve benden çok uzakta.
                
                Yattığım her adamda seni bulmaya çalıştığımı kabul etmiyorum baba. Hiçbiri sana benzemiyordu. Her adamda senden biraz daha kaçtım. Yapmamdan korktuğun her şeyi bir çırpıda yapıp seni yenebileceğimi düşündüm. Seçtiğim yol, yollara ayrıldı ve başladığım noktayı kaybettim. Kaçıncı bedende kendime bu kadar yabancılaştım inan bilmiyorum baba.
                
                Kendimi ne kadar yıprattığımı, ruhum bedenime isyan edip gözlerimde ele verince kendini anladım baba. Gözlerim artık eskisi gibi renk değiştirmiyor. Ruhum renklendikçe gözlerim de hiç bilmediğim renkler alırdı baba. Ruhum tek renge bürünüp masumiyetim solmaya başladığından beri gözlerim, adını hiç bilmediğim bir renkte sabitlendiler. Adımı bile unutmaya yüz tuttum…
                
                İçinde o bilmediğin yer acır ya hani baba, her gün o acıyla uyuyup o acıyla uyanıyorum. Ne seni affedebiliyorum ne de kendimi. Senin beni ölüme terk ettiğin gibi ben de kendimi ölüme bıraktım baba. İkimizde katiliz ve ikimizde suçlu…
                
                Hiçbir kötülük beni bulamazmışçasına korkusuzca yaşadım yıllarımı baba. Beni çağırdıklarında yanlarına gitmemem konusunda uyardığın bütün amcaların yanına gittim. Hepsinin de amacı aynıydı. Önlerindeki o uzun şeyi içime sokup derinliklerimde zevkin doruklarına çıkmak. Dönüp sümüğümü sürmeyeceğim adamlarla birlikte oldum. Onlara kendimi vermemin aynı zamanda onlara değer vermem olduğunu sanan kaç adam bütün servetlerini önüme döktü baba bir anlatsam aklını kaçırırsın. Sundukları hiçbir şeyi kabul etmedim, çünkü ben çirkinlerin şansıydım. Hepsi zavallı ve çaresizdi ve aslına bakarsan sanırım ben de öyleydim.
                
                ‘’Anne’’de tıpkı ‘’baba’’ gibi dört harfli baba. Kahpelik mi ‘’b’’de yoksa şefkat mi ‘’n’’de inan çözemedim. İki varlığı kökten değiştiren şeyin tek bir harf olmasını her şeyimle reddediyorum baba.
                
                Senin sevmediğin gibi pek çok adamda yine beni sevmedi baba ve öldürmekle tehdit ettiğin benin daha bir tane bile sevgilisi olmadı. Üzerimde lanetini taşıyormuşum gibi herkes beni tıpkı senin gibi yarı yolda bıraktı, hepsi beni kullanıp bir kenara attı. Verdikleri hiçbir sözü tıpkı senin gibi tutmadılar. Her defasında kendimden daha çok nefret ettim. En son hiç görmediğim ama aylarca telefonda yazışarak konuştuğum bir çocuktan hoşlanacak kadar zavallı olduğum için kendimden nefret ettim baba. Yalnızlığımın dibini yaşadığım o günlerde, bana kendimi özel hissettiren tek insanında ikinci defa hiçbir şey söylemeden ortadan kaybolması, emin ol hayatı bir parça daha sevme çabama yardımcı olmadı baba. Kendimden ettiğim gibi ondan da nefret ettim.
                
                Kurşun döker gibi suya döktüm yüzümü baba. Her bir parçam başka bir yere sıçradı. Nazara değil, ama sana gelmişim baba. Rüyalarımda sürekli benimle uğraşıyorsun ve ne zaman benimle uğraşsan lanet ederek uyandığım o gün, yaşattığın bir sıkıntının haberini alıyorum.
İçim daralıyor baba.
                
                Hangi adamdan sonra sinyal vermeye başladı vücudum bilmiyorum baba. Değişikliği fark etmem ne kadar geç olduysa doktora gitmem de bir o kadar geç oldu. Bütün belirtileri internetten okumuştum ve hepsine de sahiptim. Her zaman senden yiyeceğimi düşündüğüm kurşunu, şimdi kendime sıkmaya hazırdım. Hastaneye gidip ne diyeceğimi inan bilmiyordum. Korku ve panik bir anda bütün dünyam olmuştu. Öyle ya da böyle yalnız olduğumu biliyordum baba ve paşa paşa gidip kan verdim.
                
                Bedel ödeme zamanı gelmişti sanırım baba ve buna hazır olup olmadığımı inan bilmiyordum. İstediğim tek şeyin kabullenilmek ve anlayış olduğunu düşündüğüm dünyamı biraz sonra sonuçların içinde yazılı olduğu kağıt parçasının değiştirebilecek olması nefesimi kesti baba.
                
                Bu satırları hiç okuyamayacak olman ve benim bu seslenişi hayatımda olmayan birisine yapıyor olmam kadar saçmaydı elimdeki kağıt parçasını okumayışımdaki ısrarım. Okusam da okumasam da hiçbir şey değişmeyecekti.

Yıllar sonra sana ilk defa baba diyerek ve son olacağını düşünerek yazıyorum bunları ve nedendir bilmiyorum yine her şeyin suçlusu olarak seni ilan ediyorum.
                
                Yaptığım şeylerin hiçbirisini yapmamış olmayı dilerken bile aklımın yeni heyecanlar peşinde olması kendime söz geçiremeyişimin en büyük kanıtıydı. O iğrenç beyaz kağıttaki sonuçlar göz yaşlarımla ıslanırken yok olmayı istedim baba. Biriken her şey damla damla iz bırakırken o kağıtta, yenildiğimi her şeyimle biliyordum. Yalnızlığım ve çaresizliğim soğuk soğuk vururken yüzüme, bana sarılacak ve her şeyin geçeceğini söyleyecek birinin varlığına ihtiyacım vardı. bağıra çağıra ağlamak istiyordum baba, etrafı kıra döke, haykırarak... Öfkem kontrolünü kaybettiğim bir canavar gibiydi. dudaklarımı birbirine bastırarak ve elimle yüzümü gizleyerek, dünyadaki en büyük günahmışım gibi ciğerlerim sıkışarak, boğazım acıdan parçalanarak attım kendimi dışarı. sesim olması gerektiği gibi çıkmadı baba. bütün dünya benimle dalga geçer gibi etrafımda dönüyordu.


Neye tutunacağımı bilmiyorum baba. Bütün dünya kayıp giderken elimin altından, bilinçsizce kapatıyorum gözlerimi akıp giden zamana ve rüyama girmeni bekliyorum. her şey adına seni suçlayabilmem için gelmeni bekliyorum.

Kağıtta, ''Sana bir şans daha veriyorum.'' yazıyor.

Son defa...