dinleyin ve kendinizden geçin :*

2 Mayıs 2013 Perşembe

Orda Bir Werther Daha Var Uzakta

 

   Merhaba çok sevgili pıtırcık bloggerlar ve ponçik okuyucular.

nasılsınız?

umarım çok ama çok iyisinizdir ve yolundadır her şey.

ben mi?

   Ben bu aralar bestesi henüz yapılmamış bir şarkı gibiyim. kendisini eksiksiz gören ama bir şeylerin yokluğunu hep hisseden, o şeylerin yanlışlığını duyan ya da duyamayan...

   Aslında ruhum böyle bir çıkmazın içinde debeleniyor olabilir ama gerçekten çok mutluyum. tatlı bir heyecanım var. gerçekleştirmeyi en çok istediğim hayallerimden birisini gerçekleştirdiğimi söylemiştim size önceden ve aslına bakılırsa bunu geride bıraktığımız 2012 yılının kasım ayında gerçekleştirmiştim. gerçekleşmesini çok istediğim ikinci bir hayalim beden bulup nefes almak üzere ve ben istediklerimi elde edebilmenin sarhoş edici mutluluğunu tadıyorum.

   Bundan sonra hedefimin ne olacağını gerçekten bilmiyorum ama inanın yaşadığımı hissediyorum. evet, nefes alıyorum ve hayat devam ediyor. Hepimiz inanılmaz sıkıntılar yaşıyoruz şu hayatta ama şuna da inanıyorum ki mutlaka o sıkıntıları atlatacak ya da görmezden gelecek şeylere ihtiyacımız var. sırtımızı yaslayacağımız bir duvar, tutunabileceğimiz bir dal ya da bir paraşüt... adına her ne derseniz deyin insan denen varlık gerçekten çok güçlü ve tek seferde yıkılmıyor. gözlerimle görüyorum hem de her gün, aynaya her baktığımda...

   Bizlerle ilgili yazdığım öykü gerçekten çok ilgi çekti, çok beğenildi ve sizlerden çok güzel tepkiler aldım. bu beni inanılmaz sevindirdi emin olun. aynı şekilde aileye açılma ve ayakta kalma dersleri de öyle :)

   Aslında sizlerle daha çok şey paylaşmak, sizlere daha çok şey anlatmak ve elimden geldiğince sizi her konuda aydınlatmak istiyorum ama taktir edersiniz ki gün içindeki rutinlerim iki satır yazmamı engelleyebiliyor.

   Babamdan ölüm tehditleri almaya devam ediyorum ve bu beni inanılmaz bir şekilde sinirlendiriyor. aslında ölüm kavramının kendisinden korkan, daha açık konuşmak gerekirse ölmekten korkan bir insan olarak belkide bu benim ruhumun en derinlerinde küçük sarsıntılara yol açıyor olabilir ama ne ki beni en çok sinirlendiren sanki kendisi bir bokmuş gibi beni yargılayıp tanrı rolüne soyunarak canımı alabileceğini düşünüyor olması. bir yerlerde gerçekten bir yanlışlık var...

   Bütün bunların yanında sosyal hayatım çok iyi olmasına rağmen hala bir sevgilim yok ve aslında artık, acaba gerçekten bir sevgili istiyor muyum yoksa takıntı mı yaptım diye düşünmeye başladım. benim beğendiğim beni beğenmiyor, beni beğeneni ben beğenmiyorum. kalbim her zaman yanlış zamanda yanlış yerde. ne de olsa werther'in acılar yaşayabilmesi için gerekli kanı pompalayan o...

   İçimde tarif edemediğim bir kızgınlık ve öfke var. kime, neye karşı olduğunu bilmeden içimde yaşattığım bir duygu bu. onu besliyor büyütüyor ve seviyorum ama ne zaman dünyaya getireceğimi bilmiyorum çünkü babası belli değil. kime kusacağım içimdekileri bilmiyorum. gereksiz bir hırs kaplıyor bütün zihnimi, sinirimi nereden çıkartacağımı şaşırıyorum. mesela en son anneme zorla telefon aldırdım hem de ihtiyacım olmadığı halde. evet kabul ediyorum elimdeki telefonda güzeldi ve hala kullanılabilirdi ama ben istedim ve elde ettim!

   Okulumu sevmiyorum, daha doğrusu sanırım bölümümü sevmiyorum. dersler o kadar sıkıcı ve saçma sapan ki ayaklarım geri geri gidiyor, beynim isyan çığlıkları atarken ruhum da kendisini kalbimle öldürüyor.
Geleceğimle oynandığından beri elimde var olanla yetinip en iyisini yapmaya odaklanmış olsam da içimden intikam yeminleri ediyorum.

   Hiçbir zaman kolay bir insan olmadım ben. her zaman zordum çünkü hayat zordu ve hayatla başa çıkmayı beceremeyen birisiyle işim olamazdı takdir edersiniz ki. Sevgiye, ilgiye ve alakaya aç bir insanım ben ve bu zor kişiliğim isteklerime tamamen zıt düşüyor. kendimle çelişiyorum bu noktada kimi zamanlar. beni çok sevecek birisini isterken yanında bir de beni elde etmesini bekliyorum. evet sanırım kendimi şaşırmış bulunuyorum. sanırım anlatmak istediğimi tam anlatamadım da zaten ama bilmiyorum okuyun ve anlayın işte :)

   Tembellik yapmayı çok özledim, kitap okumayı çok özledim, yazmayı çok özledim ama en çok da ağlamayı özledim. uzun zamandır ağlayamıyorum ki bu beni inanılmaz şişiriyor.

   Annemle aramız çok iyi. dediğim gibi beni eskisi kadar sıkmıyor. aklında ne varsa da ağzını açıp bana söylemiyor en azından. keyfim yerinde ama kardeşimle aramıza giren bu mesafe sanki canımı acıtmaya başladı bilmiyorum. ondan bu kadar kurtulmayı isterken, yavaş yavaş ondan olmak düşüncesi beynimi kemiren bir fareye dönüşüyor. kim demişti hayat topumuzu kemiren bir fahişedir diye? çok doğru bir tespit emin olun. sızlıyorum ve özlüyorum ama kabul etmek istemiyorum...
 
   Çok uzun zamandır yazmamıştım buraya, ne kadar rahatlatıcı olduğunu unutmuşum. aslında hikayemizin devamını ve dersimizin ikinci bölümünü yazmayı çok istiyorum ama zaman bulabilecek miyim bilmiyorum.
Daha ne yazacaktım da unuttum bilmiyorum. Sizi çok seviyorum pıtırcıklar lütfen kendinize çok dikkat edin ve gülümsemeyi ihmal etmeyin.

Unutmayın hayatın yaşamaya değer pek çok tarafı var...