dinleyin ve kendinizden geçin :*

19 Şubat 2013 Salı

Aileye Açılma Ve Ayakta Kalma Dersleri 1



   Merhaba çok pıtırcık bloggerlar ve ponçik okuyucular : ) size uzun zaman önce yazmaya söz verdiğim bir yazı vardı ya hani, bir türlü yazamamıştım. Hah işte şu anda okuduğunuz bu satırlar o yazıya ait :D

   Aileye açılma cep rehber’ini gururla sizlere sunuyorum : ) aslında çok defa aklımda kurdum bu yazıyı ama şimdi spontane bir şekilde yazıp sizleri az da olsa fikir sahibi yapmak istiyorum bazı şeyler hakkında. Yazı ne kadar iyi ne kadar kötü olur bilemem ama niyetim belli.

   Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki birazdan okuyacaklarınız kendi deneyimlerim doğrultusunda oluşturulmuş maddelerdir, yargılardır ya da cümlelerdir adına ne demek isterseniz size kalmış işte. Yani kesinlikle bir genel geçerlilik söz konusu değildir. Kişiden kişiye ve aileden aileye farklılık gösterebilir tüm yaşananlar ve yaşanacaklar.

   *Aile kavramı hakkında söyleyebilecek tek bir sözüm var aslında o da ‘’değişik’’ bir yapılanma olduğu. Evet, her birey nasıl ki birbirinden farklıysa ailenin yapı taşı da birey olduğundan ailelerde kesinlikle birbirinden çok farklıdırlar. Bunun ışığında, açılma kararını almak güven, özveri ve cesaret ister aslında. (baş harflere bakın göt olmuyor ama siz anladınız) ailenizi kesinlikle çok iyi tanıyor olmalısınız ki gelecek her türlü tepkiye karşı hazırlıklı olabilesiniz. En modern denen ailelerin bile; ki bunlar içinde öyle belirlenmiş bir kriter yok o yüzden siz, büyük şehirlerde yaşayan elit bir çevreleri olan zengin insanları düşünün, bu durum karşısında nasıl bir tutum izleyeceğini bilemezsiniz. Örneğin kimi aile bunu hoşgörü ile karşılarken kimi aileler de çocuğunu Avrupa’ya gönderip göz önünden uzak tutmaya çalışabiliyor.

   *Etrafınızda ailesine açılmış hangi insanla konuşursanız konuşun pek çok ortak nokta bulacağınıza eminim çünkü süreç genelde aynı başlıklar altında farklı yaşanmışlaklarla gelişir ve sonuçlanır.

   *En başta, kimsenin sizi kabul etmesini beklemeyin lütfen, çünkü bu çok hayalci bir tutum olur. Yani, oh söyledim kurtuldum şimdi istediğimi yapabilirim gibi bir dünya yok!

   *‘’Ne olursan ol sen bizim çocuğumuzsun, biz hep senin yanında olacağız ve seni seveceğiz.’’ Cümlesini duyanlar ve duyacaklar için söylüyorum, bu asla bir kabulleniş değildir bunu asla unutmayın. Bu cümlenin altında çok ama çok şey saklıdır. Mesela bu bir hastalıktır ve tek başınıza mücadele edemediğiniz için aileniz tedavinin her aşamasında yanınızda olacaktır. Ya da bu bir kafa karışıklığıdır ve bunu zamanla atlatacağınıza inanırlar ya da ya da ve ya dalar…

   *Şunu da asla unutmayın ki anneler çok güçlü hislere sahiptirler ve onlar bu durumu çok önceden hissetmişlerdir bile. Tek sorun, bunu asla dile döküp resmileştirmemeleridir. Zamanla geçeceğine inanırlar ve görmezden gelirler.

   *Kabullenilmek çok zor bir süreçtir o yüzden biraz önce de dediğim gibi asla söyleyip kurtulduğunuzu sanmayın asıl her şey yeni başlıyor olacak çünkü. Her zamankinden daha dik durup daha güçlü olmalısınız yoksa kalıplar içinde yaşamaya mahkum edilirsiniz, çünkü bir aile ne kadar hoşgörülü olursa olsun konu kendi çocuğu olunca çok değişebiliyor. Homofobik olsun veya olmasın hiçbir anne baba kendi evladına böyle bir şeyi konduramaz, kabullenmek istemez. Toplumumuza öyle bir yön verilmiş ve bu yön o kadar dar bir yolda ilerliyor ki baskıyı iliklerine kadar onlar da hissedecek.

  

   *Polyannacılık oynamaya gerek yok zira burada gerçeklerden bahsediyoruz ve bu gerçeklerden birisi de açıldıktan sonra ailenizin hemen felaket senaryoları yazacağıdır. Onlara göre başınıza her an her şey gelebilir ki haklılarda aslında. Toplumumuz bizi kabullenmemişken uzun süredir baş kaldırmamış insanların sizi kabullenip arkanızda durarak içinde yaşadıkları topluma baş kaldırmalarını bekleyemezsiniz hemen.

   *Sizi sınırlamaya çalışacaklardır emin olun. Bilgisayarınız, cep telefonunuz elinizden alınıp eve kapatılabilirsiniz. Hatta şiddet görüp ölümle bile tehdit edilebilirsiniz çünkü bunları yaşamış insanlar var ve kim bilir haberimizin olmadığı pek çok insana da daha neler yapıldı ya da yapılıyor.

*İlk adım olarak ailenize hangi yolla açılmak istediğinize karar verin. Mesela ben bir mektup yazarak yapmıştım bunu. Siz kendinizi nasıl en rahat hissedip bütün duygularınızı aktarabilecekseniz o yolu seçin. Bir video hazırlayabilir ya da sadece bir ses kaydı da yapabilirsiniz ve tabii seçenekler çoğaltılabilir.

*Aile bireylerinden önce hangisine açılmak istediğinize karar verin mutlaka. Hepsine aynı anda açılmak bir sorun oluşturabilir bence çünkü. Mesela ben önce anneme açılmıştım çünkü onun beni daha iyi anlayacağına olan inancım tamdı. Kimisi ise kardeşine veya babasına daha yakın hisseder kendisini ve önce ona açılır. Arkanıza güvenebileceğiniz bir destek aldıktan sonra ağır toplarla uğraşmak daha kolay olacaktır emin olun : )

*Açılma işine diğer aile bireylerinden başlanması taraftarı değilim pek aslında, kuzenler teyzeler halalar falan hep sıkıntıdır benim gözümde. Neden diyecek olursanız, anne ya da babanızın öğrendikten sonra soracağı ilk sorulardan bir tanesi, başka kim biliyor olacaktır ve sizin kuzenim demenizdense hiç kimse demeniz onları çok ama çok rahatlatacaktır. Tabii ki size kimseye söylemeyin kendinizi gizli tutun demiyorum, her şeyin bir sırası var. Eğer başka aile bireylerinin de bu durumu bildiklerini duyarlarsa onlarla iletişiminizi kesmek isteyebilirler. Bu aslında tamamen onların yüzüne nasıl bakarım mantığı.

*Sizden hemen bir psikologa gitmenizi isteyeceklerdir ve lütfen buna karşı çıkmayın. Aksine gitmeye ve bu durumu çözmeye istekli olduğunuzu belirtin. Onlar bu durumdan kurtulmak için savaş verdiğinizi düşünerek mutlu olurken siz, eğer kendinizi kabul ettiyseniz adam gibi bir psikologla ailenize de bu durumu kabullendirme çalışmaları yapın, planlar kurun.

*Bu süreç içinde mümkünse çok çirkef olmayın ve sorulan her soruya sakin ve mantıklı cevaplar verin. Eş cinsel ya da biseksüel olduğunuzu öğrenen bir ailenin ne kadar soru sorduğunu tahmin bile edemezsiniz. Duygularınızdan tutunda cinselliğe kadar her şeyi soracaklardır. Aktif pasif durumlarını anlamayacaklar, duygularınızın kafa karışıklığı olduğunu sanacaklar ve istemeden sizi yargılayacaklar. Tekrar ediyorum lütfen sakin olun ve gerekiyorsa defalarca anlatın. Onları eğitecek kişi sizsiniz çünkü unutmayın.

*Bilgisayarınız, cep telefonunuz, odanız ve aklınıza gelen bütün özel eşyalarınız gizlice karıştırılma ihtimaliyle yüz yüze olacaktır her an. Sakladığınız veya söylemeye çekindiğiniz bir şeylerin olup olmadığı, merak unsurunun esas konusunu oluşturur burada.

*Aileniz sizi anlamaya çalışacaktır ama bunu hangi yolla yapacağı tam bir muamma olduğundan zaman zaman üzülecek zaman zamansa güleceksiniz.

*Ailenize açıldıktan sonra emin olun çok daha rahat hissedeceksiniz ama lütfen bu sizi fevri davranışlara yöneltmesin çünkü hala kendinizden sorumlusunuz ve dışarısı da hala sorunlu.  Bu yüzden kendinizi korumayı asla ihmal etmeyin.

*Sizi kimsenin anlamadığını iliklerinize kadar hissettiğiniz çok zaman gelecek böyle durumlar için etrafınızda gerçekten güvenilir dostlar bulundurmayı ihmal etmeyin. Kendiniz gibi olan insanlarla konuşmaktan korkmayın. Mesela ben bu blogu açarak kazandım bütün arkadaşlarımı ve hiç pişman değilim. Herkes en zor anımda hayatımın bir yerinden tutup bana güç vermiştir kurduğu cümlelerle. Kabullenilme savaşını tek başınıza kazanamayacağınız aklınızın bir köşesinde bulunsun lütfen hep.

*Ayakta kalmanın herkes için zor, ama bizler için daha da zor olduğunu çıkartmayın lütfen aklınızdan. ne olursa olsun önceliğiniz, geleceğiniz ve ekonomik bağımsızlığınız olsun. En yapabildiğiniz işlere daha fazla sarılın, çünkü onlar sizi siz yapan şeyler; onlardan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Resim, müzik, tiyatro, yazarlık, moda tasarımı ya da aklınıza ne geliyorsa. Sosyallik bizim için şart.

*En önemli noktalardan birisi de intihar. Çok defa bu girişimde bulunmuş birisi olarak belirtmek istiyorum ki bu gerçekten bir çözüm değil. Yapacağınız en son şey bile olmasın kendinizden vazgeçmek. Emin olun ne kadar kötü şeyler görüp yaşarsanız yaşayın bu hayatta görülüp yaşanmaya değecek şeylerin sayısı da oldukça fazla tıpkı sizi kabullenmeyecek insanların yanında kabullenip sevecek insanların sayısının fazlalığı gibi : )


   Aslında daha çok şey söylenip yazılabilir bu konuyla ilgili, ama yaşadıklarımdan yola çıkarak genel olarak nelerin başınıza gelebileceğini anlatıp yol göstermeye çalıştım. Elbette arkadaş çevrenizi çok iyi belirlemeniz lazım bir süre sonra, çünkü lise ve ilkokul arkadaşlığıyla genelde olmuyor bu işler. Ailenizin sizi kabullenmesi uzun bir süreç olacak evet ama siz onlardan vazgeçmediğiniz sürece onlarda sizden vazgeçmeyeceklerdir emin olun. Aslında her şey bir zaman ve sabır meselesi. İlk öğrendikleri anda uyguladıkları baskı zamanla azalacak ve bir de bakacaksınız ki aslında eskisinden daha özgür ve mutlusunuz.

   Bu yazıyı da herkes ailesine açılsın diye yazmadım elbette. açılmak isteyenler varsa bir önseme olsun istedim, ama bunlar iyi ihtimaller. Doğulu kültürün bu duruma getirisi çok farklı olabilir, bu nedenle önce ailenizi çok iyi tanıyın diyorum. Benim ailemde doğulu ve babamdan çok defa ölüm tehdidi aldım, ama beni hep koruyan bir annem oldu neyse ki. Bu yüzden size zararı olacak hiçbir şeyi yapmayın. Dediğim gibi önceliğiniz yaşamak ve ayaklarınızın üstünde durmak olsun.

ÖNEMLİ NOT: Bu yazıyı okuyan blogger arkadaşlarım kendi sitelerinde isterlerse kendi tavsiyelerini de ekleyerek paylaşabilirler bu yazıyı. böylece daha çok insan okuyarak bu konuda fikir sahibi olabilir ve destek görüp bu tavsiyelerden yararlanabilir. şimdiden teşekkürler :)

Ayrıca bugüne kadar yanımda olan sizlere de çok ama çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve çok seviliyorsunuz <3
DİĞER ÖNEMLİ BİR NOT: Eğer sorup danışmak istediğiniz bir şey olursa çekinmeden mail atabilirsiniz bunu unutmayın
bu şarkı da hep yüreklendirmiştir beni :)

18 Şubat 2013 Pazartesi

Meğer Ben Oturmaya Gitmişim...



    Merhana çok sevgili blogger dostları ve benim pıtırcık, ponçik okuyucularım. Ayrıca belirtmek istiyorum ki Arnavut kaldırımı her ne kadar nefret etse de evet o da bir pıtırcık ahahha :D

   Ne diyordum? Hah! Evet, en son size sevgi sözcükleri mırıldanıyordum ama burada kesiyorum :D bugün Ankara’ya döndüm İstanbul’dan. İçimde bir hüzün, bir burukluk sormayın gitsin. Ayrılışlar, vedalar hep yıpratmıştır zaten beni. Neyse…

   Annem beni çok özlemiş, görünce gözlerime inanamadım. İşten gelince kapıyı açmamla boynuma atlaması bir oldu. Uzun zamandır gözlerindeki o ışıltıyı görmemiştim, bir de üstüne ağlamasın mı? Evimin neşesi, sesi, soluğu geldi diye gülümseyip durdu. Daha mı çok şehir dışına çıksam diye düşünmüyor değilim yani :D

   İstanbul çok güzel oldu benim için. En azından kafamı dağıttım ve arkadaşlarımı görme fırsatını yakaladım. Bloggerlardan bahsediyorum yani J

   İstanbul’a geldikten 2 gün sonra aniden verdiğimiz bir kararla küçük bir grup olarak toplanıp buluştuk. Homorexia, kelimelere sadakat, patrick, Arnavut kaldrımı ve ben. ABBO yanımıza 5dk uğrayıp sonra da bizi sattığı için ona söyleyecek lafım yok :D

   Çok güzel ve eğlenceli geçti. Tabii ki bol bol dedikodu yapılıp art arda bombalar patlatıldı :D hepsini buraya yazmayacağım ki büyüsü bozulmasın ama şu kadarını söyleyebilirim ki herkesin bir tuvalet fantezisi varmış bunu öğrenmiş olduk ahahha :D ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim, o garsonda hala benim aklım ve onun gözü sadakatte falan da değildi. Yerini gösterdiği halde tuvaletin yerini tekrar ve tekrar göstererek bana sinyal veren gel desem benle tuvalete girecek olan aynı garson çocuktu ahahhaha :D
Hepsine bir kez daha teşekkür ediyorum hepsi çok tatlıydı
J

   Ondan sonraki günlerim genelde evde teyzemle kağıt oynayıp onu yendiğim her seferinde bana ettiği akla hayale gelmeyecek küfürleri dinlemekle geçti. Kuzenlerimle Kadıköy’e indik sonra bir gün. Yemek yiyip  sinemaya falan gittik. Sonra diğer teyzemi ziyarete gittim falan derken bir de baktım ki İstanbul tatilim bitmiş J

   Aslında güzel bir yazı olacak bu sanıyordum ama kayda değer yaptığım bir şeyin olmamasıyla ruhsuzluğum bir araya gelince böyle rezil bir yazı çıktı ortaya işte ahahahha :D

Affedin beni canlarım J

Başka Bir Konuya Geçmek İstiyorum…

   Bu aralar aklımı çok kurcalayan bir soru var, daha doğrusu bu bir soru değil aptallık heves ya da merak. Hayatım boyunca hiç sevgilim olmadı benim ve daha da olmayacak gibi görünüyor. Günübirlik ilişkilere de inanılmaz derecede karşı birisiyim ama içimdeki tutku alev aldı sanırım. Egom çöküşlerde.s insan beğenildiğini, arzulandığını ya da bir şekilde sevilip değer verilebildiğini görmek istiyor. Tabii ki arkadaşlarım var beni seviyorlar ama bahsettiğim şey bu değil ve ne demek istediğimi de gayet iyi anladınız. Kısacası bilmiyorum, belki yakın zamanda bir yerlerde hesap açıp ben de ajandamı yapacak bir şeylerle doldurabilirm. Hem bakarsın belki zengin olurum…

   Hepinizi çok ama çok seviyorum, hayatın sizi yıpratmasına izin vermeyin J

Bu şarkıyı da dinleyin bence, twitterda paylaştım ama olsun buradan da paylaşayım istedim J
 

9 Şubat 2013 Cumartesi

Neee Mim Mi Gelmiş!!! o.O

                      -Neden bu aptal resmi seçtin diye soracaklara bir cevabım yok! karıştırmayın :D-

   Merhaba pıtırcık bloggerlar ve çok ponçik okuyucularım :) prensesciğim beni mimlemiş sağ olsun ben de hazır bilgisayarı ele geçirmişken yazayım dedim :D öncelikle kendisine çok teşekkür edip ona bu kraliyet tacını hediye ediyorum :*


Evettt artık mim'i cevaplamaya geçebilirim :D

1. Blog yazmaya neden başladınız?

-Anlatacak çok şeyim olduğuna inanıyordum ve benim gibi pek çok insanın daha varlığına. anlatacak ve dinleyecektim. böylece daha çok insanla tanışıp daha çok şey öğrenecektim ayakta kalmaya dair :) Ailesine açılmış birisi olarak yol gösterip yardımcı olacaktım birilerine ve masumluğunu daha kaybetmemiş kezban birisi olarak ışık saçacaktım :*

2. Adını seviyor musunuz? sevmiyorsanız ne olsun isterdiniz?

- Adımı çok seviyorum be bebeğim. bu yüzden başka bir şey olsun istemezdim :*

3. Asla yapmam dediğiniz bir şey var mı? varsa nedir?

- Büyük konuşmayı pek sevmem tatlım bu yüzden yerine ve zamanına göre pek çok şey yapılabilir, yapabilirim, sağım solum belli olmaz :*

4. Dünya'da en çok görmek istediğiniz yer neresi?

- Bütün dünyayı gezip her yeri görmek isterdim :*

5. Sizi en çok ne mutlu eder?

- Beni sevdiğini ve değer verdiğini söyleyen birisinin bunu korkmadan gösterebilmesi :*

6. Fırsatınız olsa en çok kiminle tanışmak istersiniz?

- Bebeğim sorman hata! herkes biliyor bunun cevabını ama ben yinede söyleyeyim :D tabii ki bebeğim hürremle yani meryem uzerliyle :D bunun akabinde adele ve lady gaga var elbette :*

7. Hayatta ki amaçlarınıza yavaş yavaş ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz?

- Evet, şu aralar bunu düşünüyorum. daha doğrusu hissedebiliyorum. umaım devamı gelir ve fakat tabii ki hiç ulaşamadıklarımı unutmak olmaz. lütfen onlar adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunalım!!! o.O

8. Hangi burçsunuz? burçlara inanır mısınız?

- Öncelikle çok sizli bizli olmadık mı bırak artık bunu ve bana sen de. :* ( Mim'e yavşıyorum töbe töbe) 
Kova burcuyum tatlım ve az biraz inanırım burçlara evet :*

9. Bir arkadaşınız ne yaparsa affetmezsiniz?

- Ay kahpelik yaparsa affetmem tabii ki. arkamdan iş çevireni, yüzüme başka arkamdan başka atanı parçalarım. bir de yalanını yakalarsam varya atomlarına ayırırım onu :*

10. Sıcak havalar mı, yağmurlu havalar mı?

- Balım şimdi yerine göre değişir yani. sonuçta ikisininde giderli olduğu zamanlar var ama ikisinde de mutlaka damlalar vardır :) birinde terlersin ve damlalar öyle süzülür vücudundan. bir diğerinde ise tanrı bahşeder sana damlaları ve üzeridekilerle tek olursun :*

11. Takıntılı olduğunuz şeyler var mı, varsa neler?

-Evet, var yeaaa.s mesela bir çocuk ne kadar yakışıklı olursa olsun elleri çirkinse bitmiştir!!! O elleri götüne sokup dolaşsa yine olmaz yani. nokta.

Hakkımda ki 11 Gerçek!!!

*İyi yalan söyleyebilirim.

*Hırslıyımdır.

*Asla unutmam.

* İntikam almayı istersem bütün vücudum alevlenir.

* Geceliğime 1000 tl teklif edilirse bütün gemilerimi yakıp gidebilirim.

* Parayı severim.

* Çok zor güvenirim.

* Bana kolay güvenirler ama ben asla kimsenin güvenini boşa çıkarmadan hep iyilik yaparım.

* Çok güzel yemek yaparım.

* Tuvalet fantezim var.

* Kimseye hiçbir anlamda ihanet etmedim daha bunun karşılığı olarak da çok kazık yedim :*

  NOT: Öyle gerçekler falan deyince biran ne yazacağımı bilemedim şimdi :D

Bu mimi normalde paslamam gerekiyor hem de 11 kişiye ama ben bunu yapmayacağım! neden? çünkü bir önceki mimim yazılmadığından ötürü hala, bigay ve O Gay hevesimi kursağımda bıraktılar. ben de yollamıyorum işte kimseye hıh!!!

OOhhhh gece gece lafımı da gönderdim rahatladım ahahhahah :D

hepiniz çok seviliyorsunuz. lütfen hep gülümseyin ve hayatta ki hiçbir şeyin sizi üzüp kendinizi değersiz hissettirmesine izin vermeyin :)

SON DAKİKA DEĞİŞİKLİĞİ!!! MİM'İ HUYSUZ AŞKIMA YANİ NÜKLEER BAŞLIKLI GAY'İME YOLLUYORUM :*