dinleyin ve kendinizden geçin :*

29 Ocak 2013 Salı

Ben Sanıyorum...


Biraz önce okuduğum bu şiir yüreğime çok dokundu nedense ve sizinle paylaşmak istedim.
kendinize dikkat edin. unutmayın ki çok değerlisiniz...


Ben yüreğini yitirmiş zamandan korkuyorum Ben bu kadar çok elin boşunalığını düşünmekten 
Ve bu kadar yüzün yabancılığını imgelemekten korkuyorum 
Ben geometri dersini 
Delice seven bir öğrenci kadar yalnızım 
Ve sanıyorum bahçe hastaneye kaldırılabilir 
Ben sanıyorum 
Ve bahçenin yüreği güneşin altında kabarmıştır 
Ve bahçenin belleği usul usul 
Yeşil anılardan boşalıyor. 

*furug ferruhzad

20 Ocak 2013 Pazar

Ölümle Gelen Sorgulamalar


   Merhaba çok sevgili bloggerlar ve pıtırcık okuyucularım nasılsınız? Ben hayatın acımasızlığıyla bir kere alt üst olmuş birisiyim bugün. Öyle aitlik duygusundan yoksun öyle kabullenememiş… Bugün annemin halasını kaybettik. Öz halam gibi severdim kendisini ki bende ona hep hala diye seslenirdim. Sürekli görüşemesek de benim içimde hep ayrı bir yeri vardı kendisinin.

   Bugün öğrendim ki annemle babam ayrıldıktan sonra bize sahip çıkan tek kişiymiş o. Annem anlatmamış hiç. Boşanmanın ardından, ‘’Sen kimsenin sözüne bakma kızım. Hayat bir şekilde devam ediyor ve sen çok güçlüsün, ayaklarının üstüne durabiliyorsun. Al çocuklarını benim yanıma taşının.’’ demiş. Bunu kimse teklif edip böylesine bir destek göstermemişti hiçbir zaman. O kadar duygulandım ki anlatamam.

   Bir kez daha gördüm ki ölüm, yaşadığımız bu yalan dünyadaki tek gerçek ve evet, nedense klişe laflar hep doğruları niteleyen gerçeklermiş. Onları küçümsememeyi öğrendim. Ölümün ne zaman geleceği belli olmaz, bir şeyin değerini onu kaybedince anlarsın, hepimiz bir gün toprak olacağız…

   Öyle bir dünyaya doğmuşuz ki her şeyin en pis, en yalan, en çıkarcı, en nefret dolu zamanlarını yaşıyoruz. İnsana insan olduğu için değer verme çağı çoktan kapanmış ya da hiç başlamadan bitmiş. Bizler toplumun kabul gören kesimine göre ölüme bir adım daha yakınız. Her an bir nefret cinayetine kurban gidebiliriz, her an birisi bizi öldüresiye dövebilir ve her an toplumdan dışlanarak yaşarken öldürülebiliriz.

   ‘’Neden?’’ sorusu sürekli kurcalıyor kafaları. Kimi zaman, ‘’Neden ben!’’ derken kimi zaman da ‘’Neden ben değil!’’ diyoruz. Ne istediğimizin gerçekten farkında mıyız? İnanın bende bilmiyorum bu sorunun cevabını.

   Ölümler sürekli bana kendi hayatımı düşündürür ve kimi zaman lanetler okurken kimi zaman da şükürler ederim. Hâla sürekli kendimi sorguladığımı inkar edemem. Neden kendimi suçlu gibi hissettiğimi inanın bilmiyorum. şu satırları bile yazarken o kadar büyük bir sıkıntıyla yazıyorum ki ruh halimi itiraf edemem. Beynimin içinde cümleler dolanıyor ama dökemiyorum.

   Biliyor musunuz, ne kadar kendimi kandırsam da sanırım ben hala kendimi kabullenemedim. İçimde o bilmediğim sızlayan yerimi bir türlü söküp atamıyorum. Halbuki gey ya da biseksüel olmak bana kendimi suçlu gibi değil de insan gibi hissettirmeliydi. Normalmişim gibi, aşağılanmıyormuşum gibi, hala seviliyormuşum gibi, insanlara kendimi kanıtlamama gerek yokmuş gibi, gibi ve daha bir sürü gibi…

Şimdilik söyleyecek başka sözüm yok

NOT: Umarım bir sonraki yazım aileye açılırken dikkat edilmesi gereken noktalarla ilgili olacak. Eğer başarabilirsem!

18 Ocak 2013 Cuma

Öyle Bir Hayat Yaşıyorum Ki




Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki " söz ver kendine "

Denizleri seviyorsan,
dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan,
önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan,
düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan,
yalnızca hayatı seyredersin

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundandı
Anladım...



*Nietzsche*

14 Ocak 2013 Pazartesi

Biz Biraz Konuştuk Ama Her Şey Çok Açıktı!


   Merhaba çok pıtırcık bloggerlar ve ponçik okuyucular :) nasılsınız şekerliklerim? umarım hepiniz çok ama çok iyisinizdir.
   Ben, bir ağacın en tepesinde ulaşılamadığı için toplanmamış ama gelen giden her kuşun bir parça ısırmaya gayret ettiği bir elma gibiyim bugün. evet, aynen öyleyim. hayır, ulaşılamazlığa yaptığım göndermenin egomla bir alakası yok. ne fesatsınız be siz :D

   Geçen gün annemle konuştuk. öğlen ikide uyanmıştım o gün ve hava acayip kasvetli, kasvetli olduğu kadar da yağmurluydu. içimde hiçbir zaman dolduramadığım o boşluktan size daha önce bahsetmiştim zaten ve o boşluk yine sızlıyordu. mal mıyım neyim durup durup acı çekiyorum!
hiç ders çalışmamamdan açılmıştı konu. babamın geleceğimle oynamasından ve benim hukuk okuyamamamdan sonra baş gösteren bir bunalım dönemi olmadı değil tabii ama şuanda okuduğum bölümden de gerçekten memnunum. aslında bu memnunluk derslerin çoğunu yata yata verip geçmemin rahatlığından mı yoksa gerçekten sevdiğimden mi tartışılır.
  
   Bir süre geleceğimle ilgili ne planladığımdan falan bahsettik. ben şuanda tek derdimin okulu bitirmeye çalışmak olduğunu 4 yıl sonramla ilgili hiçbir plan yapmadığımı söyledim. gerçekten de 4 yıl sonra okuduğum bölümün hangi alanında çalışacağımı bilmiyorum. hiçbiri bana yakın gelmiyor inanın.
  
   Annem bunların sonunda asıl beklediğim soruyu sordu çok geçmeden. şaşırmadım, dedim ya oraya nasıl bağlayacağını merak ediyordum.
  
   Manevi dünyan nasıl diye sordu bana sonra devam etti. ben sorunca kızıyorsun ama sen de hiçbir şey anlatmıyorsun dedi. hoşlandığın biri var mı ya da okulda seni rahatsız edenler dedi? aslında biran çok duygulandım ve gözlerim doldu. sesim titredi ama ağlamamak için verdiğim savaşı ben kazandım.
  
   Hoşlandığım kimse yok anne ve merak etme okuldan da kimse beni rahatsız etmiyor dedim. üniversite gerçekten daha da rahatmış. kimse lisedeki çocuklar gibi değil. içten içe benim gey olduğumu düşünenler varsa da kimse bunu beni küçük düşürüp aşağılamak için kullanmıyor dedim. bazen bir bakışın pek çok sözün yerine geçtiği doğrudur. insanların bakışlarından çok şey anlarsınız ama onların bakışlarından kaçmamayı inanın öğrendim. sözler ise hala yaralamaya devam ediyor sanırım...
  
   ''üniversitenin rahat olması sende de bir rahatlama yarattı mı?'' diye devam etti annem sorularına. ne demek istediğini çok iyi biliyordum ve hayır diye yanıtladım. rahatlamadım anne. hal ve hareketlerime dikkat ediyorum merak etme. konuşmama, hitap şekillerime, oturup kalkmama, insanları kesmemeye falan diye açıkladım ve aslında anneme en büyük alanlarımdan birisni söyledim.

   Sanırım gerçekten rahatlamıştım. feminen hareketleri çok olan bir insan değilim. sadece çok samimi bulduğum bir arkadaş ortamında koyverip kendimden geçebilirim o kadar :) ne demek istediğimi anlatabildim mi bilmiyorum ama anlayın yani. kadınların arasında büyümüş birisi olarak orta okula kadar feminen karekteri ön planda birisi olarak geçti yıllarım ve bu yüzden inanın çok acı çektim ama yıllar götürdüğü gibi getirmesini de biliyor. çok çaba sarf ettim ve nerdeyse fark edilmeyecek kıvama getirmiştim bir ara kendimi. sonra yine boşladım sanırım. neyse bunun üzerinde bir kez daha duracağım.

   Annem, ''sevindim.'' deyip sustu ama benim aklımı kemiren bir soru vardı.

   Anne sana bir soru sormak istiyorum dedim. eğer bir sevgilim olsa buna çok karşı çıkar mısın diye sordum. annem bir kızdan mı bahsediyorsun diye sordu öncelikle ama neyden bahsettiğimi çok iyi biliyordu. ben de, hayır anne bir erkekten bahsediyorum dedim. evet karşı çıkarım dedi ve ben bir kez daha göz yaşlarımla savaşa girdim. o hayata adım atarsam dayanamazmışım ve beni bitirirlermiş. ben arsız değilmişim çok duygusalmışım o yüzden öyle bir şey yapacağıma ölmeliymişim. bu sözler adamı çok yaralıyor cidden. sonra şöyle devam etti, benim karşı çıkmam bir şeyi değiştirmez eğer sen kafana koyduysan seni zaten kimse durduramaz ama emin ol en sonunda bir şekilde bu ortaya çıkar, bir şekilde duyrulur. işte o zaman ne yaparsın bunu çok iyi düşün. o zaman nasıl susturacaksın insanları, o zaman sana bakışlarını nasıl değiştireceksin dedi.

-eğer sen arkamda olsan toplumun ne dediği hiç umrumda olmaz biliyor musun anne dedim ben de. senden böyle bir şey isteyemem ama bunun da farkındayım. sana arkamda ol anne diyemem beni herkese karşı koru diyemem ama emin ol ben toplumu değil en çok seni kaybetmekten korkuyorum anne dedim. sen benim bu hayattaki her şeyimsin, yaşama sebebimsin ve yaptığım bir şey yüzünden seni kaybetme düşüncesine tahammül edemem dedim.

-oğlum, kimin ne zaman gideceği belli olmaz. bana biraz sonra dışarı çıktığımda bir arabada çarpabilir. o zama yaptığın bir şey yüzünden kaybetme korkusu yaşayacağın bir annen olmayacak. hayal ettiğin, yaşamayı düşlediğin her şeyi yapacak mısın? ben senin iyi olmanı, güvende olmanı istiyorum dedi. böyle bir şey duyulduğunda emin ol sana kucak açacak kimseyi bulamazsın işte o zaman yalnızlıktan ölürsün dedi.
  
   Kendim gibi arkadaşlar edindiğimi ve her zamankinden daha güçlü ve her zamankinden daha az yalnız olduğumu bilmiyor annem. söylemedim ve söylemeyide düşünmüyorum açıkçası. annem sonra şöyle dedi.

   -bir taneyle duracak mısın werther? bir sevgilin oldu ve ondan ayrıldın diyelim, o eşiği kırıp geçtikten sonra bir taneyle durabilecek misin? ben bir erkeğin sana dokunduğunu hayal bile edemiyorum, sense kalkmış neler diyorsun. elbette karşı çıkarım oğlum. yarın bir gün kalkıp şunun oğlu da şöyleymiş, bunları bunları yapmış derlerse ben ne yaparım? ayrıca ben senin bir erkeğe kadınlık mı yoksa erkeklik mi yapmak istediğini de anlamış değilim. dedi.
   ben de bu cümlelerden dolayı bir kızarıp bozarma oldu tabii ama cevap verdim.

-anne o eşiği kırdıktan sonra neler yaparım inan ben de bilmiyorum ama bu benim en çok yaşamak istediğim şey. manevi yönden bir açlığım var ve bu doymuyor bir türlü ve senin dediğin şeye aktiflik ve pasiflik deniyor ama ben ap yani aktif pasifim dedim.

   Aslında annemle daha pek çok şey konuştuk. kötü yola düşürülenler, bir zamanlar aktif olanlar ama ilişkiye sürekli pasif rolünde girdikleri için pasifize olup erkekliklerini yitirenler, evlenmezsem akrabaların konuşmaya başlayacakları ve daha bir ton şey. anneme göre her şey kötü olacak bir sevgilim olursa hem de çok kötü...
  
   Annemin çok yakın bir arkadaşı varmış ve geymiş. bu adam barlara pavyonlara düşmüş ve bir gün uyandığında kendisini ameliyattan çıkmış halde cinsel organsız bulmuş.
onu pazarlamışlar falan. gerçekten çok acıklı bir hikaye. annem bizlerle ilgili hep kötü deneyimler yaşadığı için benim de bu işten zararlı çıkacağımı hatta sonunda dayanamayıp intihar edeceğimi düşünüyor. sorduğu her şeye mantığım ve gücüm el verdiğince cevap verdim ama o hala beni kabullenmiş değil. gerçi bunu ondan bekleyemem bu haliyle bile beni sevip koruduğunu bilmek bana güç veriyor.

   Umarım her şey güzel olur yaaa. bilemiyorum yani. ne annem üzülsün ne de ben. konuşmanın özetini yazdım buraya ve inanın dönüpte okumadım. yazım hatalarım ve düşük cümlelerim varsa affedin.

   hepinizi çok ama çok seviyorum. iyi ki varsınız... <3

            bu da bu gecemin şarkısı. zaten tiwitterdan paylaşmıştım ama bir de burdan paylaşayım. ama siz fiziyden falan dinleyin zira klipte arkadan bir kadın sesi geliyor gıcık  oldum :)