dinleyin ve kendinizden geçin :*

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Huzur Abidem Ankara'ya Geldi

  
   Merhaba çok sevgili blog severler nasılsınız :D
ben bugün şeker kokulu bir parfüm gibiyim, koklandıkça koklanası gelen ve şen şakrak hemen etrafa yayılan :D
  

   Huzur abidem pazartesi günü Ankaraya geldi ve çok datlu ve çok güzel bir gün geçirdik. günümüzü onun yazmasını istedim. o da beni kırması sağ olsun :D
okumak isterseniz tık tık yapmanız yeterli :D

size dünya üzerindeki en tatlı şarkılardan biri olduğuna inandığım bu parçayı armağan etmek istiyorum ayrıca


                         Sesini açın ve kendinizi hem klibin hem de şarkının akışına bırakın :) :) :)

                                                                        NOTLAR
1) Ayıcık gördüğün gibi senin ataklarına yenilmeyeceğim bak sen izmir'de ben ankara'da.

2) Bendeki çirkefliğe ve kıskançlığa koşun oha! ben bile inanamıyorum ahaha :D

3) Yaaa benim topu topu bir tane anonimim vardı nereye gitti o beni terkedip. çok üzülüyorum bakın kendime.

4) Huzur abideme, hakkımda söylediği güzel şeyler için tekrar teşekkür ediyorum burdan ayrıca :)

5) Hepini çok seviyorum pıtırcıklarım, paşalarım, ponçikerlim, lokumlarım..

kendinize çok dikkat edin ve beni sevinnnn :D öpüyorum hepinizi :D

28 Ağustos 2012 Salı

Birinci Mektup: Haykırış

 
  
   Babamın yokluğu kendimi geliştirmeme engel olmuyordu. varlığı sorunlarıma nasıl çözüm bulamıyorsa yokluğu da bir şey fark ettirmiyordu hayatımda. insanlar sürekli konuşuyor, gülüyor ve aşağılıyorlardı, tanrı onları sanki bunun için yaratmış gibi yaşıyorlardı her günlerini.
   Alışmış kudurmuştan beterdir lafının getirdiği pişkinlikten midir yoksa günler geçtikçe bir şeyleri daha iyi kavramamdan mıdır bilinmez artık yavaş yavaş kulak asmamayı öğreniyordum söylenenlere. hem zaten aptallardı, çünkü hergün aynı şeyi tekrarlıyorlardı. Bir filmin çekim hatası olan yerini tekrar tekrar çektiklerini düşünün; top!, kız!, ibne!, seni şöyle yaparım!, seni böyle yaparım...!
bir gün beyinlerini çalıştırıp farklı bir şey söylediklerinde, içimden bravo, ilerleme var demekle yetiniyordum.


   Okulun voleybol takımına girmeyi, başarmıştım. Aslında biraz hile hurdayla girmiştim ama olsun yaptığıma deymişti açıkçası. beden öğretmeni beni seçmemişti normalde, içimde nasıl bir öfke nasıl bir isyan var anlatamam. seçtiği çocukları okulda bir duvardan diğer duvara doğru koştururken gizlice gittim aralarına karıştım. hoca bir süre sonra yanıma gelip ben seni seçmiş miydim diyince yalanlarıma bir yenisini daha ekleyip evet! demiştim ve maceram böyle başlamıştı.
   Çok sıkı çalışıyordum ama bir keresinde, kötü olduğum için takımın kurulma aşamasında çıkartıldığım bile olmuştu ama ben durur muyum, antremanlara gitmeye devam ettim yüzsüzce ve vala (böyle mi yazılıyor bilmiyorum) işte takımdaydım. en bunalımlı dönemlerimde şehir şehir dolaşıp kendimi sadece voleybola vermiştim. buna rağmen derslerimde hala çok iyiydi ve ailem karışmıyordu bu gidişata.
   Şehir şehir dolaşmak bazen işkenceye dönüşüyor olduysa da polyannacılık oynamayı sevdiğimden güzel bir şeyler bulup onlara tutunmayı felsefem haline getirmiştim resmen.
   Sonra ailem bu işime de karıştı ve voleybolculuk hayatım sona erdi. halbuki halkbankasından teklif gelmişti, gel bizde oyna, diye. oks varmış ya mümkün mü bizimkiler izin versin. yedinci sınıfta zorla bıraktırdılar bana sporu. ne ağlamıştım o zamanlar.
   lisede tekrar başlamak istesem de yine olmadı. 3-4 yıl gerideydim yaşıtlarımdan. deneyimlerine çok çalışarak yetişirdim belki ama fiziksel olarak da gerideydim. kabul edilmedim hiçbir yere...
  

                                
   Günler böyle akıp giderken ergenliğin getirilerinden olan cinselliği düşünmemek benim için bir hayli zordu. hatta bir öğretmenim lisede, ergenlik çağındaki çocukların her dokuz saniyede bir akıllarının cinselliğe kaydığını söylerdi ki o zamanlar kendisini kabullenmeyip bu durumdan nefret eden ben için sürekli erkekleri düşünmek nasıl bir işkenceydi tahmin edebilirsiniz sanırım az çok.
   Gündüzleri, benle dalga geçen çocukları kurduğum hayallerde acımadan öldürürken; öğlen eve gittiğimde mastürbasyonlarıma malzeme yapıyordum hepsini ve bunun için tekrar iğreniyordum kendimden.



   Geceleri uyumak ise iyice zorlaşmıştı benim için. kendimi hiç tanımadığım erkeklerin kollarında buluyor, hiç tanımadığım erkeklere oral sex yapıyordum. Rüya kontrolüne inanır mısınız bilmem ama ben çok inanıyorum ve küçükken bunu daha rahat yapabiliyordum. rüyalarımda, rüya gördüğümün farkına varıp aklımın kontrolünü kazanınca, gerçek hayatta yapamayacağım şeyleri yapıyordum.
her ne kadar kendime kızıp nefret etsemde karşıma çıkan ilk erkekle öpüşmeye başlıyor ve ağzımı onun erkekliğiyle dolduruyordum.


   Boş bulduğum her vakitte kızlarla erkekleri karşılaştırıyordum cinsel obje açısından.
mutfakta yemek yaparken bir kıza gidip arkasından sarıldığımı hayal ediyordum ve sonrasında olacakları.
Sonra birde aynı şeyin tatlı bir erkek tarafından bana yapıldığını düşünüyordum ve nefesim kesiliyordu kendimle oynarken.


    Kafam allak bullak. ne yapacağımı, kime ne diyeceğimi bilmezken annem bana seslendi bir gün!!!

   Annem bir taraftan yemek yapıyor bir taraftan da benimle konuşuyor. evimizin sohbet edilen bölümü genelde mutfaktır. ben oturuyorum sadece öyle. konu nerden açıldı da buraya geldi inanın bilmiyorum ama annem bana ''oğlum bana istediğin zaman istediğin şeyi anlatabilirsin biliyorsun di mi bunu'' dedi. ben de evet anne biliyorum dedim. Sakın anlatmamazlık yapma anne ve babalar ne için varlar, çocuklarının sorunlarını çözebilmek için dedi. ben de malım işte. anne aslında sana anlatmak istediğim bir şey var ama tam emin değilim, biraz daha zaman geçsin anlatırım dedim. boş bulunarak ağzımdan çıkan şeyleri toparlamak zorundaydım. annem anlat anlat diye ısrar ediyordu. söylemedikçe içinde büyür patlar demeye getiriyor ben de inatla yok söylemem sonra söyliycem diyordum.
Annem şık saymaya başladı.
Sevgilin var onu mu anlatçaksın?
-hayır
Sigara mı içiyorsun?
-hayır.
Alkol mü kullandın?
-hayır.
Bir kızı hamile mi bıraktın? (çüşşşş!!!)
-Ne saçmalıyon anne hayır tabii ki. hem daha ortaokuldayım ben.
Cinsel bir ilişki mi yaşadın sadece? (Lanet olsun evet yaşamıştım ama söyleyemezdim)
-hayır.
Bak böyle olmuyor. hadi anlat artık.
Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. o kadar şıkka hayır dedikten sonra başka bir şey uydurmakta gelmiyor aklıma. Aptallığımın doruk noktalarında halay çekiyordum resmen. En sonunda anne ben sana yazıp versem nasıl olur dedim?
ohhh bak çözüm yolunu buldun bile aferim oğluma. hadi kağıt kalem getir de yaz dedi.
İnceldiği yerden kopsun dedim ben de ve yazmaya başladım.

o mektupta hatırladığım tek şey şu:
  
   Anne, belki beni sevmeyeceksin, hatta benden nefret bile edeceksin ama şunu hiçbir zaman unutma, ben seni çok seviyorum. Belki benle ilgili hayal kırıklığına uğrayacaksın ve benim gibi bir oğul kabul etmeyeceksin ve yine belki çok hayalini kurduğun babanne bile olamayacaksın.
   Ben erkeklerden hoşlanıyorum anne. kızlar bana o kadar ilgi çekici gelmiyor ve hayallerimi, rüyalarımı süsleyenler hep erkekler oluyor. kendimi tanıyamıyorum ve inan kendimden korkup nefret ediyorum anne ama nolursun sen beni hep sev olur mu?

   Daha neler yazılıydı o kağıtta tam hatırlamıyorum ama annem o mektubu saklıyor sanırım hala.

   Annem okumayı bitirdi ve kağıdı katlayıp bana baktı. Anneme, nolur anne konuşma. lütfen ne hissediyorsan sen de kağıda yaz ben konuşamam bunları dedim.

Haykırışlar bir kağıda sığar mıydı gerçekten?
Boğazda düğümlenip dışarıya atılamayan şeyleri söküp almaya yeter miydi kalemin gücü sahi?
Peki kaldırabilir miydi okuyan bunca üzüntüyü?
Kalemler çürük çıktı, kağıtlar alev alıp yok oldu ve annem gözleri dolu bir şekilde konuşmaya başladı.

   Bir taraftan hıçkırıklarımda boğulmamaya çalışıyor bir taraftan da annemin söyleyeceklerini duymamak için kulalarımı kapatıyordum. gözlerimi açıp anneme bakmaya cesaretim yoktu.
Kafam, içerisiden dolaşan ''ya'' ile başlayan cümlelerle dolup taşarken, bir elimi kulağımdan çekip elimin tersiyle burnumdan akanları sildim ve o ara duydum annemin sesini: ''Oğlummm''
Ağlamam daha şiddetlenirken gözlerimi açtım ve anneme baktım. ağlamıyordu. sadece üzgün bir hali vardı ve beni izliyordu.

Daha sonraki yıllarda konuşunca anlattı, kendini ağlamamak için zor tutmuş bana güçsüz görünüp beni üzemezmiş. yatağında gizli gizli ağlamış falan.

  Duymaktan korktuğum hiçbir şeyi söylemedi annem bana. Beni hep seveceğini bana destek olacağını, asla nefret etmeyeceğini ve bu günleri, bu durumumu birlikte atlatacağımızı söyledi. söylediği bir diğer şey ise benim büyük ihtimalle öyle olmadığım, yaşadığım her şeyin ergenlik döneminden kaynaklanan bir kafa karışıklığı olduğuydu.
   İçim umutla dolmuştu. bu bir kafa karışıklığıydı ve ben bundan kurtulup herkese werther aslında kimmiş gösterecektim. sonra bir cümle, kurduğum bütün hayallerin üstüne kara bir bulut gibi çöktü.
''Werther bunu babanlada paylaşmamız lazım.'' kendi sonumu kendim hazırlamıştım resmen. kurtuluşum yoktu babam beni komalık ederdi. annem bana hiçbir şey yapmayacağını babamın cani bir insan olmadığını anlatıp durdu. ay yersem tabiii.
   Aynı gün olup olmadığından emin değilim ama bir akşam herkes salonda toplanmış tv izlerken annem çenesini tutmadı ve ''Babası Wertherin seninle konuşmak istediği bir şey var'' dedi. niye ben açmak zorundaydım konuyu. annem bir taraftan gözlerini açıyor bir taraftan da ayağıyla beni dürtüyordu ve pat diye söyledim.
''ben kızlardan değil erkeklerden hoşlanıyorum.'' bbuuuwwwhhhşşşşşş !!!
    Baban tv yi kapattı, yerinden doğruldu ve oturup gözlerimin içine baktı ama ben yine nasıl krizlerdeyim ağlıyorum. anneme anlattığım her şeyi, ki annem bana çok soru sormuştu beni daha iyi anlayabilmek için, annem babama anlattı. rüyalarımdan tutun hayallerime ve orda aldığım zevke kadar.
   o da annemin söylediklerine benzer şeyler söylemişti bana ama birisi zorla söyletiyordu  sanki. gözlerindeki şeyi tarif edemiyordum.
   Aradan bir hafta geçti ve babamla karşılıklı oturup tekrar konuştuk. ben ona her şeyin düzeldiğini kafamdaki soru işaretlerinin gittiğini. artık kendimi daha iyi hissettiğimi falan söyledim.


Olaylar nasıl bu kadar hızlı başladıysa bir o kadar da hızlı kapandı. kapattım. artık kimsenin bu konuyla ilgili ağzını açmasını istemiyordum çünkü yapılan şeyler beni mutlu etmek yerine sinirlendirip huzursuz ediyordu. özellikle babam tarafından yapılan her şey batıyordu bana ki o da bu konunun biran önce kapanmasını istiyordu. ben de ona istediğini verdim.
   Maskelerime bir yenisini daha ekleyip mutluluk pozları vermeye başladım. her şey yolundaydı. Werther artık bir eşcinsel değildi.
taa ki, geçen yıl yazdığım ikinci mektubuma kadar.

21 Ağustos 2012 Salı

Acemiyle Buluştum Ağzım Ayrıldı


   Merhaba pıtırcıklar nasılsınızzzzz :D ben çok iyiyim ankara'ya bu sabah döndüm istanbuldan ve inanın çok güzel bi 2 hafta geçirdim.
Şimdi ise kendimi mısır pörtleği gibi hissediyorum, kimyasal değişime uğramış ama ruhunu hala korumaya çalışan :D :D

   İstanbul maceralarımın çoğunu biliyorsunuz zaten. gizli operasyonlar sonucu ele geçirdiğim bilgisayarlardan elimden geldiğince büyük bir korku ve heyecanla anlatmıştım :D hatta bir ara o kadar heyecana susadım ki hiç olmayacak bir zamanda bilgisayara el koyup öylesine bir video paylaştım ki sormayın acemi bana çok kızdı ahahaha :D :D :D

   Birazdan anlatacağım olaylarda geçen kişi yer ve kuruluşlar tamamiyle gerçektir ve hayal ürünü denen zımbırtılarla uzaktan yakından alakası yoktur ahahahahaha :D :D :D
   Normalde cumartesi günü buluştuk biz yanlış hatırkamıyorsam acemiciğimle. ben ona eve gidince hemen yaz bunları da unutmayalım dedim ama tutturdu ben yazmam sen yaz diye. Bak aradan kaç gün geçecek unuturum ben dedim yok nuh diyor peygamber demiyor. işte bugüne kısmetmiş ben yazıyorum :D
   Şimdi ağzım ayrıldı falan dedim ama hemen fesatlaşmaya gerek yok :D acemiciğimle öyle dedikodulara imza attık ki sormayın, duyduklarım karşısında ağzım ayrıldı. Yani siz de duysaydınız sizinde ayrılırdı bi taraflarınız ama ben napıyorum tabii ki bu dedikoduları buraya yazmıyorum ki siz oturup çatlayın ahaha :D ay ne mikrobum yaa :D

   Acemiciğim ile eminönünde buluştuk. bi sarılmalar bir kucaklaşmalar faslından sonra hemen sohbet ede ede istiklalin yolunu tuttuk. bana bir cafe ismi söyledi ki neresi olduğunu tabii ki bilmiyorum ben. istiklalin neresinde olduğunu tam hatırlayamadı ilk başta acemiciğim sonra bulduk işte. anam bir de baktım ne göreyim bizim gökkuşağı bayrağı dalgalanıyor cafenin önünde. meğer bana sabahtan beri anlattığı şey buymuş. aklım neredeyse artık gay cafeye gittiğimizi, görünce anladım. benim jetonlar paraşüt kuşanmışlar o gün yine anlayacağınız :D


   Kezban werther gay cafe'de diye sinema filmi bile yapabilirlerdi o an. ilk defa gireceğim öyle bir ortama, içim biraz kıpır kıpır biraz da gerildim nedense bilmiyorum. Neyse biz içeriye girdik içerisi bomboş. tabii ki acemi biraz şaşırdı normalde çok kalabalık oluyormuş. Biraz zaman geçince millet gelmeye başladı aralıklı akınlar halinde, kokumu mu aldılar ne ahaha :D
   Kendimi çok rahat ve huzurlu hissetmeye başladım dakikalar geçtikçe. ilk defa benim gibi olan insanlarla bir aradaydım ve bu bana tarifsiz bir mutluluk verdi.
   Acemi pıtırcığım oruçluymuş meğer benimle birlikte bir şey yiyip içmedi bu nedenle. gerçi ben bir süre ısrar ettim gel bugünlük boz orucunu sonra birlikte kaza orucu tutarız hem günahını ben üstleniyorum falan diye, tam kötü yola düşürecektim ki onu daha fazla ısrar etmedim zaten :D :D :D
   Biz hararetli hararetli konuşmaya başladık işte. bu sefer özellikle en çok siyasetten falan bahsettik sonra ki konu başlıklarımız ise buraya yazmadığım o dip düşürücü dedikodular :D
Tabii ki bu arada etrafı kesmeyi ihmal etmiyoruz :D
garsonumuz böyle çok yakışıklı aman aman bir şey değildi ama çokkk tatlıydı ben onu kestim yan masadaki motorcu amcada beni yedi bitirdi. Bir ara bildiğiniz benden başka bir yere bakmıyordu fark ettim korktum bildiğiniz :D acemiye söyledim bu adam beni korkuttu diye o da bıyık altından sırıtyor pis pis :D neyse sonra bi ayaklandım Wc ye gitmek için.  şöyle bir süzüldüm ki taşlar masası tarafından götüm arşa değdi sanırım ahahahah :D
hesabı ödeyip kalktık ama sonra içimde bir boşluk oluştu geri dönmek istedim acayip sevmiştim çünkü orayı :)
   İstiklalde etrafı kese kese yürümeye başladık. normalde kız kulesine falan gidecektik ama bir türlü zaman ve mekan kavramını oturtturamadık programımızda.
   Ne yapalım ne yapmayalım derken ecemiciğimin bir arkadaşının çok yıllar önce ona söylediği fikre kapıldık. ''istanbulu keşfetmek istiyorsanız onun arka sokaklarında kaybolun'' :D
Ne tarafa gittiğimizi bilmiyordum ama acemi gayet biliyor gibi yürüyordu. biran dedim ay yoksa  bu çocuk niyeti bozdu beni kötü yola mı düşürcek diye ahahaha :D
sonra karşımıza bir okul çıktı kabataş ticaret meslek mi ne içeriye girelim dedi tamam dedim içeri girdik. hemen kapının kenarında oturan 17-18 yaşlarında olduklarını tahmin ettiğim bir grup genç. Acemiyle bana bir şey dediler her halde tam anlamadım ama sonra aynı şeyi o da fark etmiş olacak ki wertherciğim onlar bize bakıp ne dediler dedi. bilmiyorum pıtırcık anlamadım dedim. sonra onların karşısındaki bir banka oturduk. biz kendi aramızda sohbet ediyoruz ama acemiciğimin gözleri fıldır fıldır. werther bize bakıyorlar  dedi acemi. baktım evet cidden de bize bakıyorlar. bir şey olmaz canım baksınlar dedim. Acemi gözlerini ayıramıyor çocuklardan çok beğendi garibim :D
   Çocuklar kalkıp gitti bir süre sonra ve biz yeni ufuklara yelken açtık. bilin bakalım bu ufuklar ne???


  Korkmayın hemen öyle :D
Türk Gay Porno sektörüne el atmaya karar verdik ahahahahahhahaha :D tabii ki oyuncular blog yazarlarından olacaktı. her fantaziye, her konsepte göre oyuncu belirledik.
efendim patrickten tutun, kaldırıma, bigaya, biadama, o gaye, pandaya, Kazuya, ev oğlanına ve daha nicelerine kadar rol biçtik :D  number one girl annem menajerimiz olur bence ve ajans açmak istediği için de Miss maria yı ajans sahibimiz olarak düşündük, hepimizi tek şey ııı, tek çatı altında topladık :D


tabii ki ben de oynayacağım filmlerde pıtırcıklar dünyayı kendim gibi bir mükemmellikten mahrum bırakmak istemem ahaha :D aceminin çok değişik düşünceleri var, sadece ona ait bir konsept bile oluşturulabilir ki bu da onun acemiden çok daha fazlsı olduğunu gösterecek en büyük kanıttır. Ay bu çocuk perdelerinin altında çok daha farklı birisi, demedi demeyin. tabii ki kötü anlamda değil :D adam sadece daha tutkulu ben size söyleyeyim :D
bu porno sektörü konusu açılıp da herkesi değerlendirmeye geçince acemiciğim bana bir iltifatlat etti götüm ikinci kez arşa değdi belirteyim :D beğenilmek insanın hoşuna gidiyor dostlar öyle demeyin :D Sonra bu konuyu daha da hararetki konuşa konuşa okuldan çıkıp yola koyulduk kabataş sahiline indik sahilde bir çay bahçesine oturup tavla oynadık :D


 bu çocuk gerçekten çok çirkef canlarım benden duyun istiyorum bütün bu gerçekleri. attığım zarları saymıyor. a şaşırdın sen heralde diyip kendi çirkefliğimi ortaya koydum ve oyunu tabii ki ben kazandım ahahaha :D Neredeyse mars oluyordu ya son anda kurtuldu hadi neyse :D tavla oynarken yaşadığımız asıl bomba olay şuydu: biz bir taraftan oynuyor bir taraftan sohbet ediyor bir taraftan da çirkeflik yapıp sesimizi yükseltiyoruz derken yan masamıza bir grup genç oturdu.  İstiklalde oynadığımız hangisini beğendin oyununun etkisinden kurtulamamış olacak ki, acemiciğim birden sesinin farkında olmadan yandakilerden hangisini beğendin werther söyle bakalım demez mi? Şok Şok Şok ben bi dumur oldum anlatamam ahahaha :D Çocuklar bunu duydular tabii dönüp dönüp bize bakmalar, aralarında fısıldaşıp gülmeler falan. o kadar sesli değildim nasıl duydular bizi dese de acemiciğim, en sonunda yaptığı gafı kabul etti ve bununla gurur duyarak yere daha sağlam adımlarla bastı :D hiç utanmadı, ben de utanmadım ne yaptı ki yani sonuçta çocuk :D :D :D
  

  Normalde acemiciğimle iftara kalacaktım ve onunda bir iki arkadaşı gelip dışarı çıkacaktık belki ama annem olacak kanatları eksik melek eve dönmemi emredince kurduğum hayaller beynimin hangi lobu olduğunu bilmediğim bir yerde düğümlenip kaldılar.
   Sonra sahilden yine konuşa konuşa eminönüne geldik ve beni feribota bindirdi. beni kucaklayıp havaya kaldırdı bildiğin ayaklarım sallandı havada :D ona burdan tekrar çok teşekkür ediyorum her şey için :) daha ne anlattım ne anlatmadım bilmiyorum. unuttuğum bir şey varsa ekle bir zahmet acemi beyefendi :D
                                                                   NOTLAR
1) Otobüs biletimi kesen çocuğun sesi ancak bu kadar şehvetli olabilirdi. gözlerimi kapatayım o da bana ne emrederse o sesle yapayım :D

2) Üniversiteyi kazandığımın müjdesini vermek istiyorum. evet artık ben de üniversiteliyim. g*tüm tavana mı değecek hepimiz göreceğiz :D

3) Hayatımda bir türlü dolduramadığım boşluklar var ve onları neyin dolduracağını bilmiyorum.

4) Aklınıza gelen boşluk doldurucu şey bir yere kadar şekerler ya sonra? :D :D

5) Verdiğim 6 kilonun 2 kilosunu geri aldığım için teyzelerimi vurmak istiyorum :D

6) Sizler için sex hikayeleri yazmaya karar verdim :D buradan paylaşacağım yazdıkça :D

7) Bakarsınız çekeceğimiz filmler için senaryo teşkil edebilir bu hikayeler :D

8) Bayramınızı gecikmeli olsa da kutlamak istiyorum bu arada, bayramınız kutlu olsun çok öpüyorum hepinizi :)

9) Hikayelerde kimi zaman kendinizi baş karakter olarak görebilirsiniz şimdiden söylüyorum :D

10) Şimdilik notlarım bu kadar. aslında daha çok vardı sanki ama unuttum aklıma gelirse yazarımmmmmmm :D

   Hepinizi çok seviyorum gençler. kendinize iyi davranın ve beni ihmal etmeyin benle ilgilenin :D :D
dur bak bir not daha geldi aklıma.

11) Bu ara istinasıs her akşam kendimi birilerinin kollarında görüyorum kendimi rüyamda. vallaha yollu olcam az kaldı :D :D :D

Beni özleyin pıtırcıklarımmmmm :)

14 Ağustos 2012 Salı

Wertheriniz Uyarıyor Dikkat Dikkat!!!




 Çok sevgili pıtırcıklarım ben yine bu gurbet ellerde, mükemmel parmaklarımın şuanda üzerinde dolaştığı bilgisayarı tekrar ele geçirdim ve kendimi buraya attım :D
 
   Bugün sizlere çok önemli bir uyarıda bulunacağım ve bunu biraz sonra izleyeceğiniz video ile yapmayı planlıyorum. Amman söylenilenleri dikkate alın ve harfiyen uygulayın :D :D :D

   Lütfen izleyenler izlemeyenlere izletsin ve zaten çoktan izlemiş olanlar ''ay ben bunu izlemiştim. biliyorum bunu.'' diye ezişlere geçmesin ahahah :D

Şimdi sizi, gay camiasının yeni dost videosu ile yalnız başınıza bırakıyorum :D :D :D


Not: Bundan, heves edip bir mim de ben çıkarayım dedim ama korktummmm :D
Herkes kendi uyarısını da ekleyip sade ve sadece bir arkadaşına yollayacaktı :D
Başka sefere artıkkkk :D
öptüm hepinizi şekerliklerrrrr :D

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Mod'um Moodlanmış -mim-

Mim hevesim kursağımda kalmasın diye gizli bir operasyonla sabahın bu saatinde kalktım ve bilgisayarı gizlice ele geçirdim :D umarım kimse uyanmadan bitirebilitim şu işi :D :D pekala başlıyoruz ::D
oyyyy çok heyecanlıı :D

Önce kurallar:

1- Mim'i alan mimi kim göndermiş olursa olsun Operadaki Kazulet'e teşekkür edecek.

    Sonra gönderene...
2- Mimi alan, nası mimi rahat alabildi mi (kalın mı geldi, dar mı geldi öyle ya:P) onu belirtecek
3- Yukarıdaki mood resmi logo olarak kullanılmış olup cevaplarınıza dilediğiniz resmi yapıştırabilirsiniz.

Mim'in içeriği:

1- Mimlendiği andaki mood'unu yazacak.
2- Yeni aldığınız giysiyi başkası üzerinde görünce hangi moodda olursunuz?
3- İşerken genelde ne moodda olursunuz?
4- Depresif Mooddan Heidi mooduna geçmesini sağlayacak olay ne olabilir düşünüp bulacak.
5- Mimi, alışı kuvvetli 3 arkadaşına paslayacak:D

              
          
  Öncelikle biz böyle mim nimetleri sunduğu için Operadaki Kazulete çok teşekkür ederim :D 
Beni mimlediği için valideme yani blogannem number one girlüme  ise ayrıca kocaman bir öpücükle teşekkür ederim :D
Vallaha söylemesi ayıp mimi çok da kolay alamadım. kezbanım ben ne de olsa. şöyle önce bir korkma, bir gerilme falan oldu ama sonra çok rahatladım  :D :D :D

Şimdi bakalım ne hallerdeymişim

Mimi aldığımda şu haldeydim


oturmuş ne yazsam acaab diye düşünüyordum. sonra bloğa girdim bari bir şeyler okuyayım diye telefondan ve
oyyy bir baktım ne göreyim bir mim furyası ve benide dahil etmişler. 
modum hemen şuna dönüştü :D



                      

   Yeni aldığım bir giysiyi başkasının üzerinde gördüğüm andaki modum hemen şu olur:
Pişti mi olduk tanrımmm!!! 
ohhh yok yok allahtan onu giymekten vazgeçmiştim bugün :D :D :D
ama yok o kadar şanslı değilsem aynen şu şekilde oluyorum



O elbise hiç yakışmış mı kahpe. Bir aynaya bak da sonra çık dışarıya göz denen bir şey var. 
Hangi cüretle benimle aynı anda aynı şeyi giyersin? 
doğanın tüm güçlerinin de yardımıyla üzerindekini lanetliyorum. umarım biran önce yıtrılıp parçalanıp gider.
Sonra hayal dünyamdan çıkıp rahatlamış bir şekilde yoluma devam ediyorum. ohhhhhh :D

çişimi yaparken genelde şu modda olurum



Minnak bir çocuk gibi şen hür ve mutlu :D :D :D 
arada telefonumu da yanımda götürür son dedikoduları takip eder oyun falan da oynarım söylemesi ayıp ahahahaha :D :D :D


   Depresif modumdan heidi moduna en yakın arkadaşımla konuşunca geçerim :D :D o beni hemen neşelendirir canımmmm yaaa :D

Bir de yakışıklı bir erkek görürsem ve gördüğüm çocuk da bana bakarsa hemen uçuşlardayım, 
heidi yanımda halt etmiş ahahaha :D :D :D

Alış kuvveti yüksek olan 3 pıtırcığıma yolluyorum şu anda mimi :D :D

İlk olarak istanbullarda beni gezdiren pıtırcığıma gay gaydama yolluyorum :D

ikinci olarak  hangi ruh halinde olduğunu bilmediğim ev oğlanına paslıyorum mimi :D

üçüncü ve son olarak da seni seçtim seksüelyaratık :D :D :D 
haydi iyi alışverişlerrrr :D :D

9 Ağustos 2012 Perşembe

İstanbul'a Gelecem Gelecem Dedim İnanmadınız Bakın Şimdi Ne Oldu :D

  pıtırcıklarımmmm canlarımmm şuanda parmaklarım klavyenin üzerinde büyük bir tedirginlikle dolaşıyor :D şimdiye kadar hiç bu kadar baskı altında bir post yazmamıştım ama olsun çok sıkıldım heyecan arıyorum ahaha :D eğer yakalanırsam gösterirler adama heyecanı amaaannn neyse  :D :D
şimdi neyse falan dedim ama korkmuyorum da değil o yüzden yazım kuralıdır fotoğraftır olmayacak ne yazık ki :D ay çok üzülüyorum şu anda kendime :D

Geçen hafta cuma günü ayak bastım istanbul topraklarına elbette fethetmeye gelmemiştim burayı o yüzden seni yeneceğim istanbul nidaları falan atmadım hiç :D :D
iki gün evde can sıkıntısından ölürken pazartesi gibi gayda günüme bir güneş gibi doğdu adeta :D
canımmm ya beni önce biraz kadıköy'de gezdirdi, sonra bostancı'ya gittik. ne amaçla, tabii ki lunapark için. sözde 13:30 da kapıların açılması gerekiyordu ama nerdeeee? hem geç açtılar hem de kapının önündeki çöpleri üzerimize doğru süpürdüler.
neyse en sonunda kapıları açtılar içeri girdik biletlerimi aldık hemen koştuk ilk oyuncağımıza bindik :D :D aşırı eğlendim :D sonra çok değişik bir trene ve çarpışan arabalara bindik :D arabamla gidip gaydaya bir güzel giriştim ama o da altta kalmadı tabii :D böyle iki dakikada anlattığıma bakmayın saatlerce lunaparkta vakit geçirdik. tek bir şeyden mutlu değildik  da istediğimiz oyuncağı açmadı mikroplar :D neyse sonra gidip burgerde bir şeyler yedik ve akabinde beni dolmuş durağıma bıraktı gaydacığımmm. ona buradan tekrar çok ama çok teşekkür ediyorum :D
kendisi çok tatlı ve iyi bir çocu,k ayrıca gülme alıştırmaları da işe yarıyor bence :D :D

Normalde salı günü karşıya geçip, ki ben anadolu yakasındayım, bir arkadaşımla buluşacaktım. akşam da dışarıya çıkacak ve geceyi de onlarda geçirecektim ama o arkadaşımın acilen ankaraya dönmesi gerekti ve ben salı günü, deyim yerindeyse g*t gibi aldım ortada :D

Allahtan çarşamba günü için planımı çok önceden yapmıştım hatta teeee ankaradayken dersem daha doğru olur :D
 Patrick'den beni gezdirmesini rica etmiştim ve saolsun o da beni kırmadı ya da ben o na bu fırsatı vermedim bilmiyorum ahahahahha :D :D

   Buluşma esnasında ufak bir aksilik yaşadık ama olsun, en nihayetinde buluştuk kendisiyle. Ben yıllardır istanbul'a gidip gelen ve kendisini sevmeyen birisi olarak, Patrick'in rehberliği sonrasında İstanbula aşık olmuş olabilirim . hı-hı evet olabilirim :D :D :D
Eminönü, Galata, İstiklal ve Cihangir'i büyük bir keyifle hiç sıkılmadan ve yorulmak bilmeden gezdim. gezdim diyorum çünkü belki çocuk benden sıkılmıştır belli mi olur şekerim :D :D :D
İstiklal'de bebişim Hümeyrayı gördük daha doğrusu patrick  gördü desek daha iyi olur çünkü o bana söyledi gördüğünü :D :D
Sonra kendimizi incik boncuk satan bir yere attık ve ordan kendimize Waka Waka bileklikleri aldık ahahahah o kadar mutlu oldum ki anlatamam :D bize hep şans getirirler umarım :D
Bu arada OMG!!!
İstiklal denen yer kesinlikle bir sarışın cenneti.
Bulduğumuz bir kiliseye girince dua ettim Allah!ım nolur bana şurdan bir sarışın yolla diye ama gelen giden olmadı. hatlar doluydu galiba duymadı beni. sağlık olsun tatlım ne diyelim :D :D
Sarışın sevmeyen Patrick bile birkaç tane beğendiyse siz düşünün artıkkkk :D
İşte gezdik, tozduk, sohbet ettik, sustuk, etrafı kestik, yemek yedik falan derken en sonunda en sonunda benim telefonlar çalmaya başladı werther neredesin geç oluyor hava kararacak (bu olay olurken saat !7 civarlarında :D ) gel artık diye :D
Sonra galatanın orada küçük şirin bir yerde kahve içti Patrick. sözüm vardı fal baktım ona ama hiç fallık bir modumda değilim, enerjim paçoz mu paçoz, başımda kahpe mi kahpe bir ağrı. Neyse yinede elimden geleni yaptım ama bir fincan bu kadar mı karalar bağlar anacım söyleyecek çok söz yoktuç gördüklerim üzerine tavsiyeler falan verdim işte. başka bir zaman telafi ederiz artık :D :D

Ne unuttum ne unutmadım heyecandan bilmiyorum. Yakalanmak korkusu buuuu :D
genel olarak çok güzel geçiyor istanbul günlerim. evde tıkılıp kaldığım zamanları saymazsak tabii :D :D

Blogannem beni mimlemiş oğluşu yazsın modlarını istemiş :D tabii ki hay hay validem yazacağım ama yarın evde kimse yokken daha rahat bir ortamda yapacağım bunu :D

tanrımmmm kapı çaldıııııııııııııııııııııııııııı :D kendinize çok iyi bakın öptüm sizi pıtırcıklar.
Nolur geçmiş silinsin tanrımmmmmm :D :D :D

3 Ağustos 2012 Cuma

Restler Ve Yeni Sayfalar :D


   Şuanda büyük bir dalgada yolunu bulmaya çalışan bir sörf tahtası gibiyim, şuursuz ama gerçekten çok mutlu :D

dün tercihlerimi yolladım ve babama en okkalısından efendime söyliym şöyle en büyüğünden bir rest çektikim ve şimdi mükemmel durumdayım ahahahha :D :D :D

hayatımdan çıkmasını ve bana karışmaması gerektiğini söyledim kendisine. özellikle ona cinsel kimliğimi açıkladıktan sonra eline aldığı arsızlığından bir türlü vazgeçiremedim onu.
bana sürekli iğrenç imalarda bulunuyordu.
sürekli etrafta birileriyle düşüp kalkmak için arandığım gibi mesela ve daha nice iğrenç ithamlar. bendeki sabırda bir yere kadar şekerim :D dün üniversite işim için  son kez bir araya geldiğimizdde bardaklar havada uçuştu toplantımızda :D
ben bir bardağı şöyle çat diye vurup kırınca aniden herkes bir şoka uğradı.
Ağzından çıkan kelimelere artık dikkat et diyerek babamı elimdeki kırık bardakla tehdit edince, allahım nasıl bir haz aldım anlatamam :D kız galiba benim psikopat taraflarımda var ahahahhaha :D :D :D
çevirdiğim entrikalar sonucunda babamdan kopartabileceğimi koparttım ve devlet üniversitesini tercih ederek ona hayatımdaki yerine hatırlattım. Bana yıllardır yapmadığı babalığı şimdi taslamaya hiç ama hiç hakkı yok çünkü. o üzerimdeki haklarından çok uzun zaman önce vaz geçti ve şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranamaz.
neden bu kadar ileri gittin diyebilirsiniz, bende hemen kısaca söyleyeyim.
beni kabullenmiş değil, ki zaten ben de bunu ondan beklemiyorum ama beni hiç kimse öldürmekle tehdit edemez. hı-hı evet beni öyle tehtid ediyor hem de bu ilk değil.
adama yedirirler o lafları bir bir :D
sırf birisiyle birlikte olma düşüncesi yüzünden yaşadıklarıma kimse boyun eğmemi beklemez sanırım benden :D

   Neyse velhasıl olanlar oldu ve şu anda çok rahatım :)
Bilin bakalım yarın sabah kim istanbul topraklarına ayak basacak??
tabii ki werther ahahahahaha :D :D :D
annem kafamı dağıtıp dinlenmem için beni bugün gece istanbul'a giden bir otobüse bindirecek :D



Bana yemek, gezme-tozma, buluşma gibi sözleri kimler verdiyse kendilerini hazırlasınlar bence :D :D :D

benim şimdi valizimi hazırlamam lazım :D
gelirken size ne getireyim pıtırcıklar :D :D :D

hepinizi çok seviyorum ve kocaman öpüyorummmm kendinize çok iyi davranın pıtırcıklar.
ve unutmayın kimse sizden daha değerli değildir :)
     
                                         Size Bu Postta Hediye Ettiğim Parçalar
1) David guetta - Titanium ft. sia

2) Flo rida - whistle

3) Rihanna- where have you been

4) Avici - levels

*Dans etmeyi çok seviyorummm ben laf aramızda :D kapı gıcırtısına oynayabilirim :D
muck muck :D

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Gözüme Toz Kaçtı Yoksa Ağlamıyorum

                                              (Pis karabulut, ee karabulut, kaka karabulut)
                                              
 Merhaba sevgili blogsever şekerlikler. ne kadar ara verdim yazmaya bilmiyorum ama yazmamak da en az yazmak kadar bünyeye yerleşebiliyor. gerçi benim yazmama sebebim eringenlikten değil de başımdaki olaylardandı.
Aslında söz verdiğim gibi size ilk come out maceramı anlatacaktım ama söylemem gereken daha değişik şeyler olduğuna inanıyorum nedense. ayrıca belirtmek isterim ki bu ara tüm blogyazarlarımızın üzerinde bir karabulut dolaşıyor ki umarım biran önce dağılır o pis şey.

   Babam için ilk intihar ettiğim günü hatılrıyorum da gerçekten küçük, masum ve seven bir çocuktum ben. Babam yine eşyalarını toplayıp evden gitmiş ve ben onu bilmem ne kadar zamandır görememiştim. telefon ettim ona artık eve gelmesi için.
özlemiştim keratayı.
akşam ya da gece saatin kaç olduğunu bilmiyorum, telefonlarıma önce cevap vermemeyi seçmişti. ben ısrar edince de en sonunda açtı telefonunu. yüzümde oluşan sırıtışı görmem için karşımda bir aynanın durmasına ihtiyacım yoktu.
hissedebiliyordum.

Babamın sesine gülüşmeler, kahkahalar ve müzikler eşlik ediyordu. bana toplantıda olduğunu söylemişti ama artık o  yalanı yutmayacak kadar büyümüştüm.
telefonda bana sürekli yalan söylediğini bağırarak söyleyip eve gelmesi için yalvardım ona.
ailemizin içindeki çatlamaların sesi çoktan kulakları sağır edebilecek seviyeye ulaşmıştı,  babamın yaptığı tek şey ise çatlakları derinleştirmekten başka hiçbir şey değildi.

Telefonda sürekli onun yalanları ve verdiği sözleri tutmamasından konuşuyorduk sanırım. ben onun hemen gelmesini beklerken o da masasına biran önce geri dönüp eğlencesine kaldığı yerden devam etmeyi bekliyordu. bunun içinde bana sürekli yarın geleceğini ve şimdi telefonu kapatıp yatmam gerektiğini söylüyordu sadece.
dediğine göre onu çok üzüyormuşum. o beni ne kadar üzüp yaraladığının farkında bile değildi tabii. bağırmalar azarlamalar ve sindirmeye çalışmalar...
  
  
   Annem o ara mutfakta sigara içiyordu çok iyi hatırlıyorum.
zaten babamı aramak için zorla izin almıştım ve konuşmamıza neden bilinmez karışmıyordu. ben elimde telefonla salona doğru ilerledim.
koltuğumuzun üstüne çıkıp pencereyi açtım.
bir elimle telefonu tutarken bir elimlede pencereye tırmandım.
madem gelmiyorsun ben de artık seni dinlemek istemiyorum, umarım bundan sonra olacaklar hepimiz için en iyisi olur dedim.
hangi mevsimin rüzgarıydı yüzümü yalayıp geçen bilmiyorum, sadece biraz üşüdüğümü hatırlıyorum o kadar.
Tüm bunlar olurken telefon hala kulağımdaydı ama hiçbir şey duymuyordum artık, dizlerimin üzerinde durduğum pencereden elimi çekmiş ve gözlerimi kapatmıştım.
Her şey güzel olacaktı, artık buna inanmak istiyordum.
ileri geri doğru sallandım biraz ve kendimi bıraktım aşağıya...
  

   Beni arkamdan yakalayan el pek tabii ruhum için gelmiş tanrının elçisi olabilirdi ama çığlığa eşlik eden el annemin ta kendisine aitti. beni tek seferde camdan alıp salonun içine çekip koltuğa fırlattı. her şey birkaç saniye içinde olmuştu.
bir şeyler bitmek yerine devam ediyor gibi görünüyordu.
o gün, o an hiç ağlamadığım kadar içli ağladım sanırım.
salya-sümük ve bağıra çağıra.
annem canına ot tıkayarak kapattı babamın yüzüne telefonu. tabii ki önce benim ne yapmaya çalıştığımı anlatmıştı kendisine.
   Elimi yüzümü yıkayıp yatağıma yatırdı beni annem. bir sandelye koydu odamın ortasına ve başımı bekledi bir şey yapmayayım diye. sonra zil çaldı. babam gelmişti işte.
  

   Aslında ona küsmüştüm ve tavır yapacaktım ama beni hemen dışarı çıkartmak istediğini söyledi ve ben bir heyecanla üstümü giyinmeye başladım. Dışarı çıktık, yemek yediğimiz yer kapatmak üzereydi gittiğimizde, kimse kalmamıştı ama biz oturduk bir şeyler yiyip konuştuk.
sürekli bana ''ya annen seni tutamasaydı'' diye soruyordu. Ben söylediklerimin ve yaptıklarımın arkasındaydım. üzülmesini ve acı çekmesini istiyordum ama yıllar sonra öğrenecektim ki o adamın bir kalbi yoktu. Werther küreğini hep boşa çekiyordu.

Yemek yediğimiz yerden çıktık ve bir cd ciye girdik.
oradan bana bir bilgisayar oyunu ve bir de çok istediğim bir müzik cd sini almıştı babam.
sonra eve döndük.

Babamdan bekleyebileceklerimin bu kadar olduğunu biliyordum. Bir yemek ve birkaç cd ile hallolmuştu onun için her şey. yarın babamın yine gideceğini biliyordum.
akşam saat kaçtı bilmiyorum ama geç olduğu için artık yatmam gerektiğini söylediklerini hatırlıyorum.

   Shakira'nın 15 şarkıdan oluşan son albümüydü aldığım cd. (bkz: resimdeki albüm)
yatmam gerektiğini düşünmüyordum, o yüzden söylenilenin aksine, babama kurban verdiğim masumiyetinin son kırıntılarıyla aldığım müzik cd sini açtım ve kimseyi umursamadan son ses whenever, wherever şarkısıyla dans ettim.
O gün yeniden doğmuştum ve güçlü olmak zorundaydım, bunu biliyorum.
  

  Bütün bunları neden anlattım bilmiyorum, sanırım babamın bana değer vermediğini düşünmem için yeterli sebebim var demeye getirmek istedim emin değilim. Bu, babamın yaptıklarının yanında devede kulak kalıyor gerçi. onun için çok şey yaptım ben. geri kazanmak için bir aile olmak için ama dedim ya küreklerimi hep boşa çekiyordum.

   En son dün bana verdiği bütün sözlerden geri dönmek istediğini öğrendim. Ailemizin dağılmasına sebep olan kadına ev açıp ona bakabilmesi için benim özel okula gitmemem gerekiyormuş meğer.
Meğer olanlar sadece beni ne kadar sevdiğini göstermek için yapılan bir göz boyamaymış.
Meğer kendi geleceğini de düşünmek zorundaymış.
Meğer elini o kadının  üzerinden çekemezmiş.
Meğer, meğer, meğer...

Olayın detaylarına girmek isterdim beni daha fazla anlamanız için ama o kadar karışık ve uzun ki...
   Dün telefonla konuşurken dizlerim tutmadı birden, gözlerim doldu ve boğazım düğümlendi tüm bunları öğrenince. Babam olacak şereften yoksun insan bir kez daha gözlerimin içine baka baka yalan söylemişti bana.
Kızılayın ortasında oturup ağlamak üzereydim neredeyse. olduğum yere çökmemek için destek alıyordum. Arkadaşlarım sayesinde toparlandım sonra.
Yaşadığım hayal kırılığını ve şoku tahmin edemezsiniz.
Gerçi bir kez daha ona inanmakla suç bendeydi ona neden kızıyordum ki sanki. Yalan söylemek ve insanları incitmek bu adamın dağasında vardı. Umut etmekle, inanmakla, güvenmekle ve gülümsemekle tüm suç bendeydi.
Şunu sakın unutmayın, kötü şartlar kötü insalar yaratıyor.
o yüzden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyorum olduğum kişiden.

Ama ne olursa olsun hayat devam ediyor pıtırcıklar. Bugün üzgünsem bilin ki yarın güleceğim ama bana yapılanları da hiçbir zaman unutmayacağım.
Sizi çok seviyorum. umarım her zaman gülersiniz :) :) :)
                                                         
                                                           NOTLAR

Not1: Babanıza bile güvenmeyin diye kim demişse doğru söylemiş. ruhuna bir fatiha okumayı ihmal etmeyin :D

Not2: Hacettepe'ye gitmeye karar verdim :)

Not3:  ''Ne olursa olsun o senin babandır. öyle yapma, böyle deme.'' demiş ve diyecek olan herkese  buradan Siktirella diyorum :D :D :D

Not4: Shakiranın bahsettiğim şarkısı benden hepinize gelsin canlarım benim :D

Nott5: Gündüz gözüyle yazdığım ilk postta hayırlı olsun vatana millete :d
Not6: Notlarımı unuttum aklıma gelirse yazarım ahahahaa :D :D :D