dinleyin ve kendinizden geçin :*

22 Ağustos 2017 Salı

Evrim Kaldığı Yerden Acı Vermeye Devam Ediyor



     Yeniden blog yazmak istediğimi hissettiğim anda neler yazacağımı biliyordum, ama yine ve yeniden klavye başına geçince her şeyi unuttum.

     Zamanın acımasızlığı her defasında beni ürkütüyor. Son yazımın üstünden bir yıl geçmiş ve ben size düzenli yazacağım diye söz vermişim. Size diyorum, ama aslında kendime söz vermiştim, benim yazıp yazmamam sizin çokta umrunuzda değil bence. Beni okumadan yaşayamıyor değilsiniz ya sonuçta.

     Acı çekmenin kaderime yazılmış olduğunu düşünüyorum ya da gerçekten bende bir problem var ve her şeyi daha da büyütüyor ve taşınmayacak yükler haline getiriyorum. İkinci seçeneği kabul edecek değilim elbette, çünkü gerçekten acı çekmeyi sever bir tarafım yok. Tamam kaosu seviyor olabilirim, ama acıyı sevmiyorum. Gerçekten yeter Allahcım gözyaşı kalmadı.

     10 Ağustos günü kardeşim intihar etmeye çalıştı. Aslında bu nasıl söylenir bilmiyorum. Odaya gittiğimde hiç mimiksiz bir biçimde kolunu ince ince doğramakla meşguldü. Elinden bıçağı almaya çalışırken iki parmağını da ben kesince ortalık tam anlamıyla kan gölüne döndü. Hastahaneler, kavgalar, dövüşler derken travmatik bir gece oldu benim için.

     12 Ağustos günü dedem vefat etti, benim için bu daha katlanılamaz bir şeydi. Duygularımı tarif etmemin gerçekten hiçbir yolu yok. Henüz doğru düzgün ağlayamadım bile, nerde ne zaman patlarım inanın bilmiyorum. Evime daha bugün dönebildim, yani 15 Ağustos'ta.

     Anlatabilecek eğlenceli bir şeylerim olsun çok isterdim, ama ben zaten buraya hiçbir zaman eğlenceli şeyler yazmadım, sadece bütün kötü şeyleri eğlenceli bir şekilde anlattım. Zamanında nasıl başardım bunu bilmiyorum, çünkü şu an bu nasıl yapılır onu düşünüyorum.



     Anlatabileceğim birbirinden iğrenç üç tane aşk maceram var ki birisinden zaten bir yıl önceki son iki yazımda biraz bahsetmişim. O, dünya üzerinde yaşamaması gereken canlı tabii ki daha sonrasında da bana birçok şey yaşattı. Adı batsın.

     İkincisi dünya üzerinde benim adıma yaşanabilecek en güzel dört günlük aşkı bana yaşattı. sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti. En yakın arkadaşlarımdan birisiyle, benim ve onların arasında sadece bir paravan varken sevişmeye çalıştı ya da sevişti bilmiyorum. Seninle bir geleceğimiz olmayacak demenin gerçekten enteresan bir yolunu seçti. Sanırım en son o zaman ağladım ve tükettim kalan göz yaşlarımı. Kendisine sadece teşekkür ettim, yaşanabilecek o kadar güzel bir şeyin içine böyle güzel sıçabildiği için sadece teşekkür ettim ona. Cevabımı aldım ve sadece uyuyabilmeyi diledim. uyuyup uyanacaktım ve her şey geçecekti.

     Üçüncüsü dünya üzerindeki en büyük hayal kırıklıklarını art arda bana yaşatan nalet birisi. hala görüşmeye devam ediyoruz, ama içimde ona karşı hiç sevgi kalmadı. sadece birbirimize olan saygımızı hiç kaybetmedik ve hayatımın böyle iğrenç bir döneminde bana destek olmaya devam ediyor oluşu benim için gerçekten değerli.

     Blogu teknik anlamda da çok ihmal ettiğimi fark ettim şuanda. blog açıldığında çok güzel şarkılar çalardı, çok tatlı bir çalma listem vardı. Neden bilmiyorum şu anda çıkmıyor. birkaç şey denedim, ama olmadı ben de üstünde çok durmadım. Önceden yazdığım yazılara iliştirdiğim görsellerin bir kısmı yok olmuş. kim bilir ne koymuştum hatırlamıyorum bile.

     Konudan konuya atlayarak yazıyorum farkındayım, ama aklıma geldiği gibi yazıyorum işte. Kasmıyorum. siz de kızmayın bana.

     Bu kadar acının üstüne hadi size yaşadığım bir macerayı anlatayım, biraz nostalji olsun. Eskisi gibi şevkle yazamayacağım büyük ihtimalle, ama birazdan bir seks yazısı okuyacaksınız :D

                      *                       *                      *                          *                        *

                      
   
      5 yıl önce tanıştığım bir adam vardı, hatta buraya da yazmıştım. Şans eseri o adamla takrar karşılaştık ve konuşmaya başladık. benimle duygusal bir şeyler yaşamak istiyor bu sefer, ama önce macera yaşamayı ihmal etmedik tabii ki. Anlatacaklarımı anlayabilmeniz için önce Kezban Werther'in Evrimi Bölüm 3 yazısındaki Adam 2'yi okumanız lazım, bağlantı verdim tıklarsanız otomatik bir geçiş yapabilirsiniz. Ha bu arada ısrar ediyorum önce o yazıyı okuyun. zaten kısa bir yazı bahsettiğim iki numaralı adam. sonra okuyun buranın devamını.

     Beni yine marketine davet etti tanıştığımızdaki gibi. Başıma gelecek her şeyi kabul ederek gittim yanına. 5 yıl önceki adamla aynıydı karşımdaki adam. ne gençleşmiş ne de yaşlanmıştı. Esmer, üç numara saçlı, kirli sakallı, olabildiğine piç ve çekici. sadece önceden hatırlayamadığım bazı kırlar düşmüştü sakallarına ki bu onu daha da tatlı yapmıştı. Kendisi bence şil laço tanımlaması içine girse de yıllar onu da yaralamıştı. Tehditkar tavırlarının altında küçük ıslak bir yavru köpek gibiydi. bir gözünden keder damlarken diğerinden özlem akıyordu. Beni görür görmez sıkıca sarıldı bana ve nerelerdesin sen dedi. Kokumu içine çeke çeke öptü beni sarılmaya devam ederken. Bu sefer kameralardan korkmuyordum, çünkü biliyordum kameralar da onundu dükkan da...

     Yaptığı her şey bana samimiyetsiz geliyordu aslında, çünkü karşısında artık 5 yıl önceki toy çocuk yoktu. ben de çok şey yaşamıştım. Kırılmıştım hem de pek çok yerimden ve öğrenmiştim her seferinde kırıldığım yerden tekrar filizlenip büyümeyi. büyümek deniyor sanırım buna, büyümüştüm hem de onun tahmin edemeyeceği kadar. Gözlerim zehir doluydu, hafızam öfke ve kinle dolu sözcükler fısıldıyordu dilime. ''Çok güzelleşmişsin, değişmişsin.'' dedi bana. Teşekkür ettim ve ona da aynı şeyi söyledim, ''5 yıl önceki gibi değilim, elbette değiştim, büyüdüm.'' dedim. Tekrar sarılıp vücuduma dokunmaya başladı, her şey o zamanki gibi ilerliyordu. tek fark vardı bu sefer korkmuyordum. hatta biraz sonra ne yapacağını bile biliyordum. Ona cesaret vermek için kendimi ona bastırdım ve kulağının altındaki o küçük yeri öptüm. Elimi tuttu ve gel benimle dedi. Dediğim gibi sırada ne olduğunu biliyordum, dükkanda tezgahın arkasında yerde duran o kapağı kaldırdı. Aşağıdaki karanlığa uzanan merdivenler korku filmlerindeki gibi izleyenlere ''yapma, salak mısın, inme oraya işte, napıyorsun geri zekalı'' çığlıkları attıracak cinsten olsa da ben çok sakin bir şekilde attım adımımı ilk basamağa.
   
     Geçen yıllar içerisinde sanırım hayatıyla ilgili verdiği tek doğru karar o depodaki gerdek yatağını değiştirmek olmuştu. şimdi daha sakin bir yatak vardı yerinde. Onun dışında her şey aynıydı ve tabii o yataktan geçen insanların enerjisi hala bakiydi. buram buram pişmanlık ve göz yaşı kokuyordu depo. Bana arkamdan sarıldı ve kendini bana bastırırken bir taraftan da boynumu öpmeye başladı. Sol elimle ensesinden tutup kendime doğru çekerken ortamda yarattığım sert baskıyı yatağın yanındaki boy aynasından izlemek şehvet vericiydi. Dört tane güvenlik kamerasının görüntüsünü veren monitörlerden yayılan ışık sayesinde gördüğüm kıvrılan bedenlerin yansıması yüzümde alaycı bir tebessüm yaratmıştı, çünkü birazdan eğlenceli bir şeyler olacağını biliyordum. Bir anda beni kendisine çevirdi ve kaba bir şekilde dudaklarımı dudaklarının arasına aldı. Vahşi bir hayvanın açlığıyla sardı kollarını bedenime. Ruhu yorgun düşmüş adamın ilkel dürtülerle hareket etmesinin bedenine verdiği güç, benim psikolojik bir savaş başlatmamla az sonra yerini çaresizliğe bıraktı.
   
     İşler onun istediği gibi gitmiyordu, onun istediği bedensel pozisyonlara girmiyordum, öpüşlerine karşılık vermiyordum. Gözlerime ne oldu der gibi baktı ve aldığı tek cevap, bu sefer her şey senin istediğin gibi olmayacak şeklinde bir cümle oldu. Anal seks olmayacak, oral seks de yapmayacağım sana dedim. Şaşırdı ve sinirlendi, ama bunun sebebi bunları yapmayacak olmam değil bunları söyleyiş şeklimdi büyük bir ihtimalle. Sağ elimle boğazını sıkıp onu kendime çektim ve sert bir şekilde öptüm, canımı yakma canım yanınca ereksiyon olamıyorum dedi. Kıyamam sana dedim alaycı bir şekilde ve sıktığım boğazını bırakıp sessiz ve derin bir öpücük verdim kendisine. bahsi görüyor ve yükseltiyordum. İçimde sebebini bilmediğim bir öfkenin ayak sesleri yüzünden onu yalvartmak istiyordum ve istediğimi alacaktım.
   
     Öpüşmemiz daha vahşi bir hal alırken sol elimi tişörtünün içine soktum, terlemiş kaslı ve yeni çıkmaya başlamış kıllarının tenimde yarattığı his bütün vücuduma yayılırken ben de ereksiyon olmaya başlamıştım. Göğsünden aşağıya usulca kayan elim, adamın pantolonunun düğmesini tek seferde açmış ve ulaşmak istediğim asıl şeyi özgürlüğünü çok çabuk kavuşturmuştu.
   
     Gözlerimin önünde sallanan şey beş yıl önce gördüğümden daha küçük görünmüştü gözüme. O zamanlar benim için hayatımda gördüğüm en büyük penis olan bu şey şimdi bana çok sıradan geliyordu. Ben adamın erkekliğini avcumun içine alıp sıvazlerken o da beni soymakla meşguldü. Malzeme taşımaktan sertleşmiş elleri kalçalarımı büyük bir iştahla avuçlarken çıkardığı sesler depoyu doldurmaya başlamıştı bile.
   
     Bir süre sonra kalçalarım üzerlerinde hissettikleri sertliği önümdeki kabarıklığa devretmişlerdi. Adam birkaç kez yokladıktan sonra kendi gözleriyle görmek için öpüşmemize ufak bir mola verip kafasını aşağıya eğdikten sonra, ''bu ne oğlum, benimkinden bile büyük.'' deyip şaşkınlığını dile getirdi. ''Sana büyüdüğümü söylemiştim ve inan bununla kast ettiğim tek şey yaşım değildi.'' dedim. Adamın abarttığı kadar bir şey yoktu aslında ortada. öncekine göre daha sıkı ve daha zayıftım sadece. Estetik olarak göze de güzel gelen bir penise sahip olmak onu kimi zaman devasaymış gibi gösterebiliyor, ama ne demişler karnın doyacağına önce gözün doysun ve ben göz banyosu yaptırmak konusunda mütevazı olamayacağım kadar kendimi yeterli buluyorum.
   
     İki elimi adamın omuzlarından atarak arkada birleştirdim ve kulağına yükselereek bana sakso çeker misin dedim. Önce hayır, ben öyle şeyler yapmıyorum, dedi sonraysa kendine yalandan bir hakim olamama ifadesi yerleştirerek, ama senin için yapacağım dedi. İpleri elime aldığımın imzalı belgesini elime vermişti ben de ödül olarak adamı yatağa oturtup ağzına vermiştim. Sakso çekmede çok iyi olduğu söylenemez. bunu bildiğinden sanırım ağzına alıp öylece bekledi, arada geçen süreyi telafi etmek için hızlıca ağzında git gel yapmaya başladım. Ensesinden tutup kendime her seferinde daha sert çektim ve çok içten bir şekilde öğürmesine sebep oldum. Ağzından salyalar akerken kızarmış yüzü kendini yavaşça yine kendi esmerliğine bırakıyordu.
   
     Oturduğu yerden tek hamlede kalkan adam kendine yine ve yeniden benim arkamda bir yer buldu. Ellerini kasıklarımın biraz üstünden dolayan adam erkekliğini iki bacağımın arasında bir yere koyup ayakta git gel yaparken bir taraftan da aynada bizi izleyip inliyordu. Hayır hayır yanlış anlaşılmasın adam içimde değildi. ayakta arkamda ve bacaklarımın arasındaydı. boynumu yalayıp inlerken, ''Götün çok güzel yaa kutu gibi. Seni çatır çatır sikmek istiyorum. Hadi içine gireyim.'' diye sayıklıyordu kulaklarıma. İstediğim şey oluyordu, benimle ''kötü kötü'' konuşarak bana yalvarıyordu. bu beni daha çok tahrik etse de istediği şeyi ona vermek gibi bir niyetim yoktu. ayaktaki git gelleri sırasında penisini deliğime yerleştirme hamlelerini boşa çıkartarak cevabımı vermiştim çoktan. Bir süre sonra içime girme isteği yerini, ''hadi ağzına al, ağzına boşalayım ve sen tüm döllerimi yut.'' isteğine bırakmıştı. şehveti ve ricası beni gülümsetiyordu. Bir anda onu kendimden uzaklaştırdım ve yüzümü ona dönüp böyle şeyler olmayacak dedim, penisini sert bir şekilde kavradım ve kendime çektim. ahh diye ufak bir çığlık attı, sonra onu sakinleştirdim. acıyla beraber yer çekimine yenik düşen penisini öpüşlerimle yeniden isyankar bir hale getirip nazikçe sıvazlamaya başladım. Toplarımla oyna dedi. bir taraftan onu öpüyor bir taraftan toplarıyla oynuyor bir yandan da sıvazlama işine devam ediyordum. Kendisine çok haksızlık ettiğimi düşünüp önünde diz çöktüm ve yumurtalıklarını emmeye ve dil atmaya başladım. İnlemeleri koyulaşmış, nefesleri arasındaki zaman daralmıştı. kafamı biraz çevirip yukardaki adamın gözlerinin içine baktım, beni çenemden tutup yukarı kaldırdı, kendimi Hürrem gibi hissediyordum. hadi aşkım benimle beraber gel dedim ve büyük bir çoşkuyla hiç doğmayacak çocuklarının tohumlarını yatağa boşalttı. yüzündeki terleri elimle sildim ve aferin dedim ona. Benden önce üstünü giydi ve yukarıya çıktı. Bense kendi küçük zaferimle ödüllendirdiğim ruhumu görebilecek gibi aynada kendime baktım. o zamanki pişmanlığımın yerine koyabilecek bir yaşanmışlık için tebrik ettim kendimi. Yine kendimi kandırdım.

     Bütün bunlar yaşanırken tabii ki araya çok mola girdi. Markete gelen müşteriler için bir yukarı çıkıp bir aşağı indi, ama en nihayetinde yaşananlar bunlardı. Adam benden intikamını bir hafta sonra benim evimde aldı, ama onun hikayesi bambaşka. Bir sonraki yazımda da isterseniz onu anlatırım.

                 *                         *                       *                        *                           *

Hayatımda bir yerlerde yanlış yaptığımın farkındayım. ben ne kadar düzenli ve güzel bir ilişki istersem isteyeyim karşıma hep yavşak adamlar çıkıyor. Özgüvenimin yerleri yaladığı kendimi dünyanın en çirkin insanı gibi hissettiğim günlerim olsa da etrafımdan aldığım tepkiler sayesinde biliyorum ki yüzüne bakılmayacak birisi değilim. Hatta ortalamanın üzerinde bir güzelliğim var. Tabii ki mükemmel miyim ya da bir yunan tanrısı mıyım hayır! Yinede Allahcığımın çirkinlere verdiği o şansa sahip olamayacak kadar güzelim.

Elimi attığım her şey kuruyor. İşsizim, yüksek lisans yapıp yapamayacağım çok muallakta ki yapamazsam seneye askerim, bir sevgilim yok, aile hayatım her zamankinden daha kötü. Gerçi en başta söylemeyi unuttum sanırım, 1-2 ağustos gibi de annem evden kovdu ve kardeşime yerleşmek zorunda kaldım. onunla da hiç anlaşamıyorum, yaşamak bile benim için şu sıra lüks. gerçekten nefes almaya çalışıyorum sadece.

İnsanları anlamak her zamankinden daha zor. Benim için ölüp bittiğini söylüyor bir sonraki günse hiç siklemiyor falan. Hepinizi Allah'a havale ediyorum orospular!!!!!!!!!!!


     İçim sıkıldı bak yine, şimdilik yazacaklarım bu kadar. Hepinizi güneş görmemiş yerlerinizden öpüyorum pıtırcıklar. Beni sevmeye devam edin. Ayrıca bütün bloggerlara selam olsun, vloggerlar yokken biz vardık, hak ettikleri yere tekrar dönecekler. bu savaşı biz kazanacağız, çünkü biz aynı zamanda sanat yapıyoruz be yazıyoruz :D

NOT: Yazım hatası ve noktalama işareti yanlışlığı eksikliği vs birçok şey olabilir farkındayım, ama yine güçlü kalamadığım zamanlardan birindeyim. kontrol edemeyeceğim. kusura bakmayın. :*

3 yorum:

  1. werthercım; zaman geçiyor ama yaşananlar / yaşanmışlar aynı kalıyor pozitif yönde ufak bir değişime girse "çok gittin in aşağı" oluyorsun tepe taklak. O sebeple "hayat her şeye rağmen" devam ediyor tatlım.

    Bir açıldı pir açıldı demiştim zamanında senin için :) umarım kıymetini bilecek bir sevgili çıkar. Dedene Allah'tan rahmet diliyorum. Kardeşini ise boş bırakmayın yanında olun "benim yanımda kim olsun" deme. Sonuçta kardeş olan o abi olan sensin (sanırım) ne derdi varsa sabırla dinle. (bir şeyleri kaybettikten sonra cidden öncesine dönmeyi çok istiyorsun)

    Ayrıca; gözlerin yeter, <3 (+peniste estetiği savunanlardanım penisin bile bir estetiği al benisi güzelliği olmalı - seninkinin cevabını almış olduk :D )

    YanıtlaSil
  2. Anlatma bicimini cok guzel biliyorum canim, ama yasadigin cinseligini okudugumda bir garip oluyorum( insanlar neden yasadigi mahrimiyeti anlatirlar bilemiyorum,sana saygim var yanlis anlama sadece anlamadigimi ifade ediyorum). Eecinseller dunyasinda sevgili bulup onunla uzun iliski yasamak cok ama cok zordur,cunku yasanan seyler cogu zaman iki kisi arasinda kaliyor, ne aileden ne arkadaslardan nede etraftan iliskinizin devamli olmasina yardimci olabilecek en ufak bir destek yok.
    Dogru insani bulup onunla guzel birseyler yasamak icin once kendimizin dogru olmamiz lazim,ama sen ben yada baskasi dogru olsakda bazen karsimiza picler cikar hayallerimizi umitlerimizi yikarlar onemli olan gene yeniden umit edebilmek,sagolsun pirlanta gibi gay arkadasim var ne zaman umitsizlige dusersem umit veriyor. Vallah kardes aile kurup guzel bir iliski yasamak isteyen Rahible bile tanistim,senin gibi dusunenlerde vardir kesinlikle,umarim en kisa zamanda karsina cikar insa allah.
    Bu arada annenin seni kovmasina uzuldum ayni anda kardesinin intihara kalkismasi cok zor, dindar oldugum icin kemdimi kabul etme surecim cok zor gecmisti o aralrda intihara kalkistim o yuzden bilirim. Neyse uzattim canim,yeni tanismis olsakda uzakda olsamda yanindayim kuzum... :)

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle deden için basın sağ olsun. Kardeşin ile yaşadığınız o kötü geceden umarım gün aydığında hiçbir şey geride kalmamıştır. Tüm hüzünler silinsin gözlerinden...

    Diğer mevzular hakkında yorumda bulunmayacağım. Belli ki için çok sıkılmış ve kim bilir daha anlatmak isteyip de anlat(a)madığın neler var.

    Hayat aslında çok da kompleks değil. Anı yaşamak gerekiyor ama ya geçmişe ya da geleceğe takılıp kalıyoruz.

    Şeker Oğlan

    YanıtlaSil