dinleyin ve kendinizden geçin :*

31 Ağustos 2016 Çarşamba

İçim(iz)deki Kara Delik



     Bu aralar daha çok olmaya başladı. Hani içinizde bir yer acır, ama neresi olduğunu asla bilemezsiniz ya, ondan işte. Orada bir yerler, tarif edemeyeceğim bir şekilde canımı yakıyor. Fiziksel bir acıdan daha fazlası bu anlatmaya çalıştığım. Gerçi eminim hepiniz hayatınızda bir kere de olsa bu dile dökmeye çalıştığım acıyı tatmışsınızdır.

     Eski Werther'e dönüyorum sanıyorum yavaşça ve sancılı bir şekilde. Aslım, olmaya başladığım eski beni kabul etmeyip mide bulantılarına yol açsa da zaman acımasız bir şekilde akıyor ve aynalar yine vuruyor sakince tüm gerçekliğimi yüzüme.

     Geçenlerde annem, yaptığımız bir telefon konuşmasında bana, '' Bak millet evleniyor, aile kuruyor, işe güce giriyor. Senin neyin var? Sen ne yapıyorsun? '' dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm deyimi sanki o anda doğmuştu ve bunu ortalığa salan da bendim. Annem öyle bir anda öyle bir yerden sallamıştı ki sağ kroşeyi kesinlikle sıyrılamadım. Doğru söylüyordu, benim neyim vardı sahi?

     Benim, bakıldığı zaman gerçekten hiçbir şeyim yoktu. Evet, planlarım vardı hem de gerçekleştiği zaman beni dünyanın en mutlu insanı yapabilecek şeylerdi bunlar, ama gelin görün ki hepsi para gerektiren şeylerdi bunlar. Ben zaten hiçbir zaman para gerektirmeyen ya da az para gerektiren hayaller kuramadım, kuran varsa beri gelsin bana da öğretsin. E ne yapayım ruhum zengin biliyorsunuz.

     Önümüzdeki pazar, yani 4 Eylül günü YDS zıkkımı var ve bilin bakalım Werther ne yaptı? Tabii ki kursa gitmesine rağmen hiç çalışmadı. Sülalem rahat çünkü. Çünkü bende öyle bir göt var ki maşallah 7 sülaleme yetheeeeeeeeeeeeeer!!!
Büyük ihtimalle yüksek lisans işim de yanacak, ama olsun. Dediğim gibi göt.

     Önümde bir iş planı var, ama belli olması eylül sonunu bulacak gibi. o zamana kadar aç kalamam. E ne yapacağım? tabii seks işçiliği. Zaten bir oraya el atmamıştım, ayıp olurdu yapmasam.

     Eski Werther'e dönmekten kastım buydu sanırım, yine yapmayacağım, yapamayacağım şeyleri söylemek ve özgüvenimi kaybederken kendimi eğlendirmek.

     Bugün, yani 1 eylül itibariyle sevgilimden ayrılışımın pratik olarak üçüncü haftası doldu. Onu çok özledim, ama özlediğim şey o mu yoksa sadece seks mi inanın bilmiyorum. Çünkü onun yaptığı şeyleri düşündükçe çakralarım tütüyor ve aklımdan farklı farklı onu öldürdüğüm senaryolar geçiyor.

     Beni az çok tanıyorsunuz pıtırcıklar siz söyleyin. Ben, beni aldatan bir adamı affeder miyim? Evet, affettim hem de iki defa. Bana psikolojik şiddet uygulandı. Bana yani bana. Kendimden şüphe ettim, özgüvenim yerleri yalayacak seviyeye geldi, alay konusu oldum, bilmediğim insanların masalarında yine o bilmediğim insanların dillerinde dolaştım. Bildiğiniz masalara meze oldum. Ben ne yaptım, sümüğümü bile sürmeyeceğim bir adamı sevdim. Sadece sevdim...

     Dört ay boyunca nasıl devam ettin bu ilişkiye derseniz, korktum; hem de çok korktum. Bir daha sanki kimse beni sevmeyecekmiş gibi hissettim, sanki ben bir daha kimseyi sevemezmişim gibi sızladı içim. Hayatımda ikinci defa kendimden küçük biriyle muhabbet ettim ve o da beni ağına düşürdü. Önce tek gece olur diye düşünüyordum, sonra bir baktım sevgiliyiz. Ben onun sadece bir cümlesine vurulmuştum. Kollarını bana sardı, beni göğsüne yatırdı ve ''Ben yanındayken kimsenin sana zarar vermesine izin vermem.'' dedi. işte benim için film orada koptu. Bunu o kadar içten ve samimi söyledi ki gözlerim doldu, kendimi ağlamamak için zor tuttum. Tabii nerden bilebilirim ki çocuğum tam bir sosyopat çıkacağını. İnsanın alnında yazmıyor değil mi ne bok olduğu.

     4 ay boyunca çok şey yaşadım. Çok kırıldım, çok incindim, ruhum paramparça oldu; ama elimden gelen her şeyi yaptığımı ve vicdanımın rahat olduğunu anlayınca bu işe bir nokta koymam gerektiğinin farkına vardım.

     İlk defa bugün, öğleden sonra yazmadı bana ve özür dilemedi. Her sabah onun günaydın mesajıyla uyanırdım. Devamında, beni ne kadar çok sevdiğini, hatasını anladığını, beni asla bırakmayacağını ve beni geri kazanmak için elinden ne geliyorsa onu yapacağını yazdığı mesajlar atardı.

     Çok güzel piyano çalıyor, sabah bana yine iki parça çalıp kaydetmiş ve yollamış. Güne, o notalarla başladım ve yine beni ne kadar çok sevdiğine dair attığı mesajı okudum ve sonra sanki hiç olmamış gibi ortadan kayboldu bugün için. Bugün için diyorum, çünkü yarın ne olacağını bilmiyorum.

     ''Madem tekrar barışmak istemiyorsun ve bitirdin neden hala çocuğun yaptıklarını içli içli anlatıyorsun? Orospu istemem yan cebime koycusun haaaaa sen var ya sen... '' demeyin sakın. Kendimi çok iyi tanıyorum bu konuda, şimdilik hala benim için çabaladığını görmek acı çekmemi engelliyor, ama benden tamamen gittiğinde işte ben acımı o zaman çekmeye başlayacağım. Ne kadar çabuk vazgeçerse benden, ben de o kadar çabuk başlarım toparlanmaya.

     En kötüsü de birçok ilkimi bana bunca zarar veren bir adamla yaşamış olmak sanırım. Dışarıda olmaktan korkmayan birisiydi o ve bu yüzden dışarıda beni öpmekten elimi tutmaktan korkmazdı asla. Bu yönünü ne kadar takdir etsem de ben dışarı korkusunu yenemeyen birisi için bunlar çok fazlaydı ve kavga sebeplerimizden birisi de bu olurdu genelde. Ben ilk defa toplum içinde onunla öpüştüm, ben ilk defa onunla sinemada el ele film izledim, ben ilk defa onunla gece uyuyup yeni güne gözlerimi yanımda birisi varken açtım, ben ilk defa onu arkadaşlarımla tanıştırdım, ben ilk defalar böyle sürüp gidiyor. Ankara'nın neresine baksam onunla bir anım var ve bunları zihnimden silmek hiç o kadar kolay değil. Ben ilk defa birisini ya da bir şeyleri unutmaya çalışırken bu kadar acı çekiyorum. Hiç böyle hayal etmemiştim sevgili denen kişiyi. Hayaller hayatlar durumunu yaşadım resmen ve o çok güvendiğim götümün üstüne oturdum.

     Ben zaten pek çoğunuz gibi güven problemleri yaşayan birisiyken bu çocukla ıkına ıkına başladım ve şimdi bu saatten sonra nasıl başka birisine güvenebilirim bilmiyorum. Zaten kendimi çok çirkin ve yetersiz hissediyorum her şey adına. Beni anlıyorsunuz değil mi?

     Nasıl toparlanacağım hakkında hiçbir fikrim yok ve yaralarım hala açık, hala kanıyorlar. Onu anlattıkça gözlerimin dolduğunu fark ettim bu nedenle daha fazla anlatmayacağım. Kesin nasıl aldatıldığımı, nasıl yakaladığımı merak ediyorsunuzdur, ama anlatmayacağım işte meraktan kudurun orospular :D :D :D ( Mesajlar, arama kayıtları, videolar ve daha bir sürü şey.)

     Eski Werther diyordum. Hormonlarım çok tavan ve özgüvenimi kazanmak için kendimi tekrar o sonu gelmeyecek tek gecelik ilişkiler furyasına atmak istemiyorum. İnanın hiçbir şeye gücüm yok. Yemeğimi, suyumu, bilgisayarımı, internetimi, kitaplarımı bana versinler ve bir yıl boyunca bana karışmasınlar istiyorum. Odamdan çıkmak istemiyorum. Her şeyden olabildiğince yıldım.

     Tabii bir taraftan bunları isterken diğer taraftan spora başlamayı, işe girmeyi, yüksek lisans yapmayı yurtdışına çıkmayı, alışveriş yapmayı falan istiyorum. Sanırım önce yine kendi içimdeki savaşı yenmem gerekiyor.

      Yazı çok uzun oldu sanırım, ama eski günlerdeki gibi içimi dökmek çok iyi geldi :)

NOT: Hayallerimdeki gibi bir sevgiliyi hala istiyorum.

NOT 2: Tanımadığım birisiyle seks yapmanın heyecanını yeniden yaşamak istiyorum.

NOT 3: Neden istediğimiz her şey bir anda öylece oluvermez ki...

NOT 4: Ne anlattım ne anlatmadım inanın bilmiyorum, ısınma turları atıyorum. Kötü bir yazı oldu ise affola :D

             Hepinizi seviyorum, içinizdeki kara deliklere teslim olmayın.

25 Ağustos 2016 Perşembe

Merhaba.Ne Boklar Yedim!!!




     Merhaba pıtırcık blog yazarları ve ponçik okuyucularım. Nasılsınız? Umarım çok iyisinizdir ve yolundadır her şey. Beni soracak olursanız içi boş bir ıslak mendil paketi gibiyim. Görünce bir umut sarılıyorsunuz, ama sonra bir heves açıp yokluğu görünce ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.

     Buraya yazmadığım zamanlarda kelimelerin ve onların oluşturduğu cümlenin tam anlamıyla Allah belamı verdi. Evet, normalde Allahcım ile aram uzun zaman iyiydi, ama baktı ki ben akıllanmayacağım beni düzenli olarak oradan oraya savurarak aklımı başıma getirmeye çalıştı diye düşünüyorum.

     Aslında yazmak istediğim çok şey var, ama inanın nereden başlayacağımı bilmiyorum; uzun zaman oldu ben de farkındayım. Bir insan neden yazmaya başlamak ister ve sonra neden birden bırakır bilmiyorum. Kendimi düşündüğüm zaman, ilk yazmaya başladığım zamanlar yani, anlatmak istediğim söylemek istediğim çok şey vardı. İnsanlar beni okusunlar istiyordum, en iğrenç hayat benimki diye düşünüyordum. Zamanla benimkiyle yarışacak hatta benimkini sikip atacak hayatlar tanımaya başladım. Yalnız olmadığımı her gördüğümde birkaç taş daha oturdu içimde olması gereken yerlere. Canım sıkkın olduğunda ve ben bir şeylere anlam vermeye çalıştığım her seferinde tuttu mutlaka birileri ellerimden. evet belki göz yaşlarımı silemediler ekrandan ellerini uzatamadıkları için, ama kurdukları her cümle söyledikleri her söz ellerimden tutup beni ayağa kaldıran ve ilerlememi sağlayan birer kuvvete dönüştü. Şimdilerde de yazacak, söyleyecek çok şeyim var; sadece buna gücüm yok sanırım. İnsan kısa zamanda çok hayat tanıyıp hem yardım edip hem yardım alınca böyle oluyor sanırım. içinde bir şeyler doyum noktasına ulaşıyor ve istemeden de olsa duruyor. bu sadece bana olmadı birçok blog yazarına oldu ve oturup nedeni tartışılabilir. ben kesin bir şey söyleyemiyorum.

     Bana ulaşan her insandan lütfen tekrar yazmaya başla repliklerini defalarca kez dinledim. her defasında bir zamanı var dedim, ama şu an çok daha iyi anlıyorum ki ben kendi zamanımı kaybetmişim. Werther olmak hiç o kadar kolay bir iş değil. Beni, hayatımı ve yaşadıklarımı okuyan birçok insandan, keşke senin yerinde olsam, iç çekişli cümleler okudum. Bana inanın bu kadar acıyı kaldıramazsınız. yaşadığım ne kadar boktan şey varsa hepsini pozitif bir şekilde esprili bir dille yazdığım için cesaretlenen çok kişi oldu. kiminin kahramanı oldum, kimine umut oldum, kiminin arkadaşı oldum, kimisi benden nefret etti, ama bir şeyler olmayı başardım ve mutluyum. Beni örnek alanlar için söylüyorum, UMARIM BAŞINIZA BİR ŞEY GELMEMİŞTİR :D

     Yazma yeteneğimi kaybettiğimi düşünüyorum aslında. Önceden aklıma gelen şeyleri saniyeler içinde giriş gelişme sonuç diye klişe bir şekilde belirler yazmaya başlayınca da altlarını doldururdum. Götü başı dağıttığımdan beri bırakın girişi gelişmeyi, girenim çıkanım belli değil. Hemen fesatlaşıp ooooo ha bire veriyormuş orospu demeyin sakın. Onu kast etmedim, onu kast edeceğim zamanlar da gelecek. Eskiden öyküler yazardım, şimdi başımdan geçen olayları bile yazamıyorum. Allahcım her şey için özür dilerim, yeteneğimi bana geri ver lütfen.

     Biraz yaşlılar gibi konuşup eskiden buralar çok güzeldi demek istiyorum. Gerçekten daha çoktuk, kalabalıktık ve cıvıl cıvıldık. Birbirimize sahip çıkardık, blog kültürü benim için bambaşkaydı. Aklında soru işareti kalanlar için evet burası benim için başka bir kültürdü, çünkü biliyorum ki buralar kendini bulma arayışında olanlar için bambaşka bir yerdi. Ben diyeyim feleğin çemberi, siz deyin hayatın tokadı... Bir şekilde teker teker savrulup bir yerlere gittik. Yeni gelen taze blog yazarları olurdu bizi okuyup yazmaya başlayan hep birlikte hoş geldine giderdik. Hala bizleri okuyup bir heves blog açan yeni pıtırcıklar var mı bilmiyorum, çünkü herkeslerin burada olduğu son dönemlerde gelenler bile birkaç yazıdan sonra ortadan kayboldu.
Twitter DM'ye vemaillere falan baktım geçenlerde. Zamanında kimlerle arkadaş olup neler neler konuşmuşuz. yıllar içinde ne olduysa unutmuşuz birbirimizi, bir yüreğim burkuldu.
 UMARIM HERKES İYİDİR :D

     Biraz geçmişe gittikten ve özlem duyduğum şeyleri yazdıktan sonra gelelim bana. Kezban Werther'in Evrimi Bölüm 5'te duygusal bir yazı yazmıştım. o yazıdan sonra telaşlanan merak eden insanlar oldu, ama benim salaklığım yazıya sonuç kısmı eklemeyi unutmuşum. merak etmeyin arkadaşlar HIV+ değilim, ama o dönemde ve sonrasında bununla ilgili çok şey öğrendim. Aylar aylar öncesinde söz verdiğim ve tabii ki yazamadığım cinsel sağlık dersleri konseptli yazımı umarım en kısa zamanda yazabilirim. Hepimizin başından geçen ve kolay atlatılabilecek şeyler bazen yanınızda kimse olmayınca sizi içinden çıkılmayacak koca bir boşluğa sürükleyebilir biliyorum. Hep diyorum istediğiniz zaman yardım almak için yazabilirsiniz.

     Blog demirbaşları da ortadan kaybolmuş sanıyorum. Önceden halkı bilinçlendirme projelerinde O gay ben de ile beraber çalışırdık. Bi gay'i de unutmamak lazım tabii. Onun da blogu çok güzel içeriklerle doludur. Gerçi sanıyorum ikisi de bir huzur evine yerleşip elini eteğini çekti  bu işlerden, malum yaşlılar. ( ahahahahahha laf atmasam olmazdı.)

     Bu yazı resmen günah çıkarma mı desem, geçmiş yılların bende bıraktığı şeyler mi desem o gibi bir konsepte sahip oldu sanırım bilmiyorum. Bloger buluşmalarını apayrı özlediğimi belirtmem gerek. en sonunsunu yıllar önce yapmıştık ve tadı hala damağımda inanın.

     Hepinizin beklediği yere gelelim, ben hiç seks yapmadım mı? biliyorum sikişli sokuşlu yazıları okumayı çok seviyorsunuz. Alınmayın sakın kızmıyorum, zira ben de çok güzel yazıyorum öyle yazıları kabul ediyorum :D
O yazılarım yüzünden az insan yazmadı bana, kimlerle uğraştım kimlerle. Bu arada kimler yazdı derken yazmayan insan sayısı da çok. Nasıl yani diyecek olursanız, son zamanlarda başıma böyle birkaç defa geldi. Benimle tanışmak sohbet etmek isteyen insanlar bana yazmaya çekinmişler cevap vermem ya da terslerim diye. Pıtırcıklar benim insan terslediğim nerede ne zaman görülmüş, çekinmeden yazabilirsiniz tabii ki üslubunuza dikkat ederek :) Twitter DM herkese açık, dilediğiniz gibi yazabilirsiniz. Ben fenomen mi oldum da götüm kalksın cevap vermeyeyim. Ha olursam orası başka.( :D ) Mail adresimi zaten biliyorsunuz :)

     Benim bu zamana kadar sadece bir tane sevgilim oldu ve siz bunu bilmiyorsunuz, çünkü yazmadım. Bu yılın nisan ayında başladı ve Ağustos ayında bitti. Teorik olarak 1 ayrıdır pratikte ise 2 haftadır ayrıyız. barışmayı düşünmüyorum. Bunu size detaylı bir şekilde yazacağım. Gerçek acıyı bu dört ayda yaşadım ben be hehehehheyt. Eso besocuğum çekirdeğini gazozunu hazırla ve kendini bana bırak :D

     Detaylı bir şekilde yazacağım bir başka şey ise hastalıklar, çünkü başımdan bin bir türlü melanet geçti ve yaşadığım şeyleri sizlerle  paylaşmak istiyorum ki hem benimle aynı şeyleri yaşayanlar hem de yaşadıklarında burayı okuyacak kişiler yalnız olmadıklarını bilsinler.

      Bir başka detaylı yazım ise evet evrim hikayelerim olacak. tabii ki orayı boş geçmeyeceğim :D


Hepinizi çok özledim ve seviyorum. Acı çekmeye devam ettiğimi bilin :D
Bu sanırım blog hayatımın ikinci yarısının merhaba yazısı oldu. bundan sonra ihmal etmeyeye çalışacağım.

NOT: Patrick orospusunu çok özledim yakında buluşacağım.

NOT 2: Pistis kevaşesini yakında nikahlı karım olacak, kendisiyle formalite evlilik yapma planımız var. (yüzük müzük almam ona göre.)

NOT 3: Zengin ve yakışıklı kocamı hala bekliyorum. 

NOT 4: Hornet'i nerdeyse 1 yıldır kullanmıyorum. nedense yeniden açmaya çekiniyorum. sizce açsam mı?