dinleyin ve kendinizden geçin :*

22 Nisan 2014 Salı

KEZBAN WERTHER'İN EVRİMİ BÖLÜM 4


Ahhh tamam tamam biliyorum çok ara verdim ve bu yüzden trip atmakta serbestsiniz bana, ama bir durunda giriş yapayım :D

     Merhaba çok pıtırcık bloggerlar ve ponçik okuyucularım nasılsınız? Umarım çok iyisinizdir ve yolundadır her şey :) ben mi?
     Ben bugün açılmaması gereken o son tarot kartı gibiyim. Öylesine gizemli, öylesine merak uyandıran ve öylesine mistik. Niye böyle olduğumu merak ediyorsunuz biliyorum, hemen anlatmaya başlayacağım ama bu okuyacağınız yazı ağır ''kullanılma duygusu'' içerir dikkatli olun!!!

     İki adam geldi geçti hayatımdan size yazmadığım süre içinde. Gelip geçen adamların sayısı tabii ki 2 değil, sadece benim için önemli olanların sayısı iki tane. ilkinde gerçekten aşık olduğumu hissettim ikincisinde ise hayatımda ilk defa hayır dediğim bir adam beni tavladı resmen! Hayatımda ilk defa böyle bir şey geldi başıma. tavlanmak yani. normalde zor bir insanım bunu her zaman dile getiririm, ama adam bildiğin sabretti direndi ve heleluyaaaaa!

     Kimine gözyaşı kaldı bu birliktelikten, kimine yeni yollar; kimi yeni gülüşler buldu kendine, kimi yeni bedenler...

ADAM 1
     Telefonum bozulmadan önce, hala hornet denen o programı kullanabiliyorken görmüştüm bu çocuğu. 2-3 hafta sadece profil resmine bakıp bakıp geçmiştim, sonra bir gün libidom dürttü ve çocuğa yazdım. Hemen cevap verdi. Fotoğraf alışverişi falan oldu. Çocuk inanılmaz bir şey değildi, ama kötü de değildi. Gideri olan kötü çocuk havalı tatlı bir serseriydi sadece.
     Benden telefon numaramı istedi bende verdim. 1 hafta boyunca sadece whatsapp'tan konuştuk ve birbirimizi tanıdık. Evlerimiz arasında 5 dakikalık bir yürüme mesafesi vardı sadece. ev arkadaşlarıyla beraber yaşıyordu ve hepside geydi. Bir gün akşam eve döndüğüm bir sırada konuştuk ve beş dakika için bile olsa birbirimizi görelim dedik ve görüştük. fotoğraflardakinden çok daha tatlı çıktı ve kalbimin uzun zamandan sonra ilk defa böyle attığını hissettim. Elleri güzeldi, sesi çok hoştu, gülüşü ışık saçıyordu ve tam bir serseri havası olmasına rağmen bir o kadar da piç bir kibarlığı vardı. Eve gittiğimde içimde kalıp şişmesin diye, seni çok beğendim dedim, o da bana ''bende seni beğendim'' dedi. Konuşmaya devam ettiğimiz günlerin bir tanesinde mesaj attı, ''Bana gelmek ister misin'' diye. ben de olur dedim ve gittim. Kapıyı çaldım ama birkaç dakika kimse açmadı, çünkü içeriden süpürge sesi geliyordu, belli ki temizlik yapıyordu. neden bilmem çok şapşal bir şekilde sırıtmıştım kapıda beklerken. sonra kapıyı açtı ve bakmaya doyamayacağımı tahmin ettiğim o gülüşlerinden bir tanesiyle buyur etti beni içeri.

     Salondan içeri adımımı attığımda gözlerime inanamadım, çünkü salonun her tarafında mumlar yanıyordu. Kalbim gerçekten delice atmaya başladığı anda gidip hemen koltuğa oturdum ve o görmesin diye sırıtışımı dudaklarımla boğmaya çalıştım. Adına bir kelime bulamadığım tavrıyla bana,''işte bizde evde hep böyle mum yakıyoruz.''dedi ve güldü. o gülünce bende güldüm ve ''ne güzel'' dedim. İlk girdiğimde fark edemediğim şeyi sonradan fark ettim. müzik de açmıştı ve fonda Adele'in Hiding My Heart şarkısı çalarken, mumların doğurup ayakta tuttuğu alevler notalara eşlik ediyordu kısalıp uzayarak.

     ''Ne içersin?''sorusu beni hazırlıksız yakalamıştı, çünkü o arada elim ayağıma dolanmıştı heyecandan ve kekeledim sanırım. ''Bir şey istemiyorum, teşekkür ederim.''dedim, ama o; olmaz öyle şey, diyerek beni salonda yalnız bırakıp mutfağa gitti. O gidince ben elimi ağzıma bastırıp oturduğum yerde sevinçten ve heyecandan delice hoplamaya başladım. Sonra yanına gittim, terlik varsa alabilir miyim, diye. Kendi terliklerini ayağından çıkartıp bana verdi.

     Salona geçtiğimizde kola bardaklarının ikisini de benim tarafıma koyup karşı koltuğa gidip oturdu. Bir süre sonra kolasını almak için yanıma geleceğini biliyordum, ama yanıma gelmesi için böyle ufak bir kurnazlığa gerek yoktu. Yanıma geldi kolasından biraz içti ve biz bir süre daha sohbet ettik.

     Televizyonu ve evi incelediğim bir sırada beni kolumdan çekip biranda öptü. Tanrının bana verdiği mutasyonlu genler harekete geçti ve sırtımda kanat çıkmasına sebep oldular sonunda diye düşündüm, çünkü kendimi uçmuş gibi hissediyordum. Öpüşüne kibarca karşılık verdim ve kalkıp kucağına oturdum. ona tepeden bakarken kafasını seviyordum sertçe. sonra tekrar öpüştük, ama  bu seferki daha sert ve derindi. Beni öpmeyi bırakıp bana sarıldı ve derin bir nefesin eşliğinde boynumu koklayarak içine çekti. Ben ilk defa böyle derinden koklandım heralde ve o an ''Ohhh thanks god! iyi ki parfüm sıkmışım!'' dedim.

     Kanepenin daracık oturma yerinde, o oturur vaziyette ben de onun kucağındayken o kadar da rahat değildik, bu yüzden kucağından indim ve yüzüm ona dönük bir şekilde oturdum. yüzümü avuçlarının arasına alıp beni sertçe öptü. yavaş yavaş yatar pozisyona geldi ve bunu yaparken beni öpmeyi hiç bırakmadı. bir anda o yatıyordu ve ben de onun üzerindeydim.

     Daha önce hiç bu kadar sert öpüştüğümü hatırlamıyorum. Dudaklarım, küçük bir çocuğun sobayı öperek sahip olduklarını o demir yığınında bıraktığı andaki gibi cayır cayır yanıyor ve acıyordu. Bense bu acıyı kabullenmiştim ve ona istediğini veriyordum. Dudaklarımız bizden bağımsız iki varlık gibi tutunmuştu birbirlerine ve dillerimiz uzun yıllardır birbirlerinin aşığı iki insan gibi kaldıkları evleri ziyarete gidip geliyordu.
Arada bir dudağımı kanamadığından emin olmak için kontrol ediyordum ve hayır kanamıyordu. Hissettiğim acı bana zevk veren ve şehvetimi dizginlerinden kurtulmaya körükleyen gizli bir uyarıcı gibiydi.

     Beni istediğini bana hissettiriyordu ve bu beni biraz korkutuyordu, çünkü ilk resmi buluşmada cinsel bir birliktelik yaşayıp kendimi saçma sapan bir pozisyona sokup da onu kaybetmek istemiyordum. Elleri kalçalarımı avuçlayıp ağzından o zevk dolu inilti dökülürken onu öpmeyi bıraktım ve gözlerinin içine bakarak baş parmağımla dudaklarını sevdim, yanaklarını ve elmacık kemiklerini sevdim, kirli sakalını okşadım ve saçlarını düzelttim. gözleri şaşırmış ama hoşuna giden bir ışıltıyla beni takip ederken hissettiklerimin hissettikleri olması için yukardakine yalvararak şunları söyledim, ''Bak, ben sanırım senden hoşlanıyorum, daha doğrusu ben ilk defa birisinden böyle hoşlanıyorum ve seni kaybetmek istemiyorum; en azından hemen bir şeyler yaşayarak kendimi gözünde farklı bir konuma getirmek istemiyorum.''dedim. Gözlerini devirdi ve bana gülerek, ''Bana karşı olan duygularının farkındayım ve seninde benden sana gelenlerin farkında olman lazım. Ben kimseyle whatsapp'ta konuşmam, seni beğendim ve sadece seninle konuşuyorum. hem neden kaybedesin ki beni''dedi.
''Sana inanmak istiyorum.''dedim çünkü inanmıyordum.
''İnanabilirsin.''deyip beni tekrar öptü ve kalkıp kanepeyi açarak iki kişinin rahatça sığabileceği bir şekle getirdi.

     Öpüşmeyi ve acıyı bir kenara atmadan birbirimizi soymaya başladık yavaşça. İç çamaşırının altından özgürlüğüne kavuşmak için bekleyen şahlanmış erkekliği, senin için hazırım diye bağırıyordu gözlerime. Çığlığını görmezden gelmedim ve arzuladığı özgürlüğünü, dudaklarımın arasındaki esaretle sundum ona. Dudaklarım nemli ve sıcak dilim ise ıslak ve ılıktı onu ağzıma aldığımda. Altımda yatan adamın zevkten kıvrandığını görmek çok hoş bir duyguydu benim için, çünkü ben onun erkeğiysem o da benim erkeğimdi ve ona zevk verebiliyor olmak beni zevklendiriyordu.

     Ağzımdakini emdiğim bir sırada doğruldu ve beni çenemden tutarak kendisine çekti. beni yavaş ve sakince öperek yüz üstü yatırarak üstüme çıktı. Kuyruk sokumumdan enseme kadar olan yolu yavaşça yaladı ve titreyerek ürpermeme neden oldu. Bu hareketini defalarca yineledi ve sadece sırtımla kalmadı. Kuyruk sokumumun, iki kalçam arasında uzanıp giden yolu işaret eden iziyle birlikte, dili kıvrıla kıvrıla aşağı indi ve aradığı noktayı buldu. ben onu kendim için hazırlamıştım ve o da şimdi beni kendisi için hazırlıyordu. Sonra bana verdiği zevke sadece birkaç saniye ara verdi ve gidip penisine o plastik şeyi geçirdi. her şey olması gerektiği gibiydi. Sonra yavaşça içime girdi ama bir tempo tutmadan önce acımın dinmesini bekledi, zira sahip olduğunun boyutları benim için alışılmışın dışındaydı. Birkaç dakika sonra her şey yolundaydı ve çalma listesinin bize eşlik etmek için sunduğu notaları, iniltilerimizle kabul ederek devam ediyorduk tempomuza.
Ten uyumu denen şeyin önemini ikinci kez kavrıyordum o anda. ilkini sizinde beklediğiniz ama hala yazmadığım o 13.adamda görmüştüm.

     Geçen dakikalar pozisyonlarımız üzerinde oynuyordu. biranda ben onun üzerindeydim, sonra bir bakıyordum o benim üzerimde, sonra bir bakıyordum ayaktayız ve sonra bir bakıyordum adını bilmediğim bir pozisyonda yüz yüze bakıyor derin derin soluyor ama öpüşmüyor sadece tempomuzu hızlandırıyoruz.

     O durmak istedi çünkü boşalmak istemiyordu. ikinci sefer için beklememiz gerekeceğini ama bu anın tadını uzatarak tek seferde çıkarmak istediğini söyledi. bense yaramazlık yaptım ve ''ya ben beklemek istemiyorsam'' dedim ve üzerine çıktım. erkekliğinin üzerine oturarak onu derinliklerime aldım. aynı anda inledik ve ben onun üzerinde oturmuş bir vaziyetteyken kendimi geriye ittim. dizlerim kıvrılmış vaziyette kendimi belimden de kıvırarak yatar pozisyona geçtim. belim koltukla buluşmuş, ellerim koltuğun kenarlarını tutuyordu ve o hala içimdeydi. bütün kaslarım yanıyordu ve o gidip gelmeye devam ediyordu. beni o pozisyonda görünce ''aaaahhhh'' diye bir ses çıkardı çünkü bu kadar esnek olduğumu bilmiyordu. Umarım kendimi soktuğum şekli anlatabilmişimdir, çok matah bir şey değil ama herkes yapamıyor sonuç olarak :D
Sadece dizlerimden destek alarak biranda doğruldum ve kontrolü ele geçirip kendim oturup kalkmaya başladım. eli kolu rahat durmayan yaramaz bir çocuk vardı altımda, bu yüzden ellerini tutup kafasının üstünde birleştirdim ve tek elimle kollarını tutarken tek elimle de çenesinin altından tutup yanaklarını içeri doğru bastırıp sıkarak dudaklarının balık dudağı gibi öne çıkmasını sağladım ve onları ısırarak öperken tempomu hiç bozmadım. beyimiz sonra kendine hakim olamadı ve kendini benim esaretimden kurtarıp kendi esaretini kurdu benim üzerimde. beni önceden ayaklarımızın uzandığı tarafa doğru yüz üstü yatırdı, bacaklarımı birbirine yapıştırdı ve kollarımı göğsümün altında kalacak şekilde tek eliyle tuttu. boşta kalan eliyle var olanı olması gereken yere aniden soktu ve sonrada boynumu kavradı. Tanrımmmmm hareket edemenin verdiği bu zevki saatlerce tadabilirdim. madem o oyunbozanlık yapabiliyordu ben de yapabilirdim ve yaptım da. Temposuunu yavaşlattığı bir anda dizlerimden destek alarak kalçalarımı yukarı aşağı hızlıca oynatınca onu üzerimde hoplattım ve duyduğum zaman beni orgazma ulaştıran o ''şap'' sesleri yankılanmaya başladı salonda. sonra büyük bir gürültüyle boşaldı.

     Terlemiştik ve yorgunduk bu yüzden üzerimde yatan adam ağırlığını iyice bana vererek yığıldığı bedenimde soluklandı. İnanılmaz derecede mutluydum, sevdiğim adamla birlikte olmuştum ve ten uyumumuz uyum skalasında nirvanadaydı.

     Üzerimizi giyindikten sonra konuşup gülmeye devam ettik, gidip gelip beni öptü ve her öpüşünde kendimi onda kaybettim. Kapıdan çıkarken son kez öptüm onu ve görüşürüz dedim. Akşam olduğunda mesaj attım ve ''Bugün benim için çok güzel ve özeldi. teşekkür ederim.'' dedim.
''Ne demek her zaman beklerim.'' cevabıyla beynimden vurulmuşa döndüm ve derin bir nefes alarak sakince düşünüp şunları yazdım.
''Sana karşı olan duygularımı biliyorsun. Sanırım benim sana karşı düşündüklerimi sen benim için düşünmüyorsun ama umarım zamanla aynı hisleri paylaşırız.''dedim. onun üzerine bana, ''aynen yavru zamanla...''dedi ve ekledi, ''Biliyorsun daha yeni uzun bir ilişkiden çıktım ve kendimi hemen bir ilişki için hazır hissetmiyorum.''dedi. Her şeyi bir kenara bıraktım ve tamam olabilir dedim kendi kendime. çocuğa zaman vermeliydim. o günden sonra ben onun üzerine daha fazla düşmeye başladım. daha fazla derken her sabah günaydını ben yazdım iyi geceleri ben yazdım halını hatrını falan sordum. Sonra bir gün buluşacağımız bir zamanda bana, eski sevgilisinin mesaj attığını ve onunla buluşması gerektiğini önceliğini ondan yana kullanacağını söyledi. Kendimi koskocaman bir boşlukta hissettim. kullanılmıştım sanki. Yarasına başka bedenler basmak isteyen bir adama aşık olmuştum, hem de öylesine kendimi kaptırarak...
Kendimi iki üç muma vermiş gibi ucuz hissediyordum.

     Arada pek çok şey oldu ama oraları es geçerek son yaşadığımıza gelmek istiyorum. Beni sürekli ektiği için bu arkadaş bir gününü sadece benimle geçirmek için söz vermişti bana. bizde geçen hafta cuma buluşmak için sözleşmiştik. buluşma gününden iki gün önce yani çarşamba günü akşam 9'da bana mesaj attı canım seni çekti diye.  ben de malım, telefonum bozulunca benden haber alamamış bana yazmış ama geri dönen olmamış beni merak etmiş, eski sevgilisiyle de barışmamış sadece konuşmuşlar ya bir havalardayım!
bana gel dedi, ben de tamam dedim. yiyişelim dedi, ona da tamam dedim zaten sevişmek için gidiyorum. Sonra bana, ''O işi de yapar mıyız?'' dedi. bende, ''Dışardan geliyorum, o yüzden hazırlıklı değilim, bugün geleyim ama o iş olmaz onuda cuma hallederiz.'' dedim.
''Buraya gel iki dakikada wc'de halledersin.''
''Olmaz o öyle tuvalette iki dakikada halledilcek bir şey değil.''
''O zaman eve git gel.''
''Annem evde. eve girersem bir daha çıkamam.''
''Allaalla ne alaka yea. sen istemiyorsun galiba anlaşıldı, benim kaç gündür istediğimi biliyorsun.''
''Senin dediklerini yapıp gönlünü hoş tutmaya çalışıyorum elimden geldiğince ama birazda sen bana anlayış göstersen. Ben ikimizi de düşünüyorum. temiz değilim, cuma olsa ne olur?''
''Neyse ya sen istemiyorsun galiba, ben başkasını bulayım artık ne yapayım.'' iplerin bende koptuğu nokta o oldu. Onun özel eskortu falan mıyım ben acaba, beni öyle mi görüyor? sırf ondan hoşlandığımı bildiği için o her istediğinde tıpış tıpış gidip altına yatacağımı falan mı zannediyor anlamadım.
sonrada bana bu konu burda kapansın bir daha da açmayalım bir daha böyle bir şeyi yapmayız dedi. kendince benim burnumu sürttürecek. beni sikiyle tehdit ediyor aklınca. Dünyada sadece onda olmadığını unuttu sanırım biran bunları söylerken ama olsun yinede canım yanmadı mı yandı. o an o kadar sağlam düşünemiyorum sonuç olarak. Neyse o günden sonra bir daha konuşmadık yani yaklaşık 6 gündür.

Hala senin olmasını ister misin o piçin diye sorsanız bana sanırım evet derim.

     Pıtırcıklarım ikinci adamıda bu postta yazmak isterdim ama zamanım yok şu an. acilen provaya gitmem lazım, ama söz veriyorum bir daha bu kadar ara vermeyeceğim. ikinci adamı da en kısa zamanda yazıp birazda halkı bilinçlendirme projesi kapsamında bilgilendirici yazılar yazmayı düşünüyorum.

     Hepinizi çok seviyorum ponçiklerim, düşüncelerinizin benim için önemli olduğunu biliyorsunuz o yüzden yorum yapmaktan çekinmeyin. Tabii ki hakaret okumayı sevmiyorum ama içinizden o geliyorsa dürüstlüğünüze sağlık der başımı öne eğerim ahahhaha :D :D

Not: Daha fazla ayrı kalmayalım diye bir hışımla dar bir zamanda yazdım yazıyı, lütfen yazım noktalama hatası varsa affedin. cümlelerim düşükse görmezden gelin ve hissetmeye çalışın :D :D ;*

NOT 2: Bu arada hiç yapmayacağımı düşündüğüm bir şey yaptım. onu da en kısa zamanda anlatacağım. evet doğru grup yaptım ahahahhahah :D


NOT 3: Bu arada miss tiffaniyciğim bana kızıyor ama en kısa zamanda b uluşma meceralarımızı yazıp onun da gönlünü alacağım. öpüldünüz :*