dinleyin ve kendinizden geçin :*

28 Eylül 2013 Cumartesi

KEZBAN WERTHER’İN EVRİMİ BÖLÜM 1



Aslında her şey İstanbul tatilimin son haftasında denize gitme fikrinin getirdikleriyle başladı. Son haftası dedim ama nereden bakarsanız bakın kesinlikle son günleriydi. Sahile vardığımızda yaptığım ilk şey, hemen güneş kremimi sürüp yüz üstü yatarak kitap okuyormuş gibi sinsi bir şekilde etrafı kesmeye başlamak oldu. İçimde anlayamadığım bir dürtü ve istek vardı, gördüğüm hoş çocuklar beni her zamankinden daha fazla heyecanlandırıyordu ve bu heyecan beni sertleştiriyordu. Sanki birisi gel biraz gezelim dese hiç konuşmadan nereye demeden sonunu düşünmeden gidecek ve sevişecektim. Kendimi daha fazla kaptırmamak için kitabımı bir kenara koydum ve kendime çeki düzen verdikten sonra kalkıp hızlı adımlarla denize girdim. Kendi bedenim kalmadığı için aldığım o kalitesiz, büyük, siyah ve bol şorta minnettardım, çünkü şehvetimin getirisini saklamayı başarmıştı bir şekilde.

O gün sahilde çok insanla kesiştim ama hiçbiriyle de tabii ki bir şey olmadı, ki istesem de kuzenlerimin yanında bir şey yapamazdım zaten. Aklımdan geçen tek şeyin şu olduğunu biliyorum orda, ‘’Acaba bunlardan hangisi geydir ya da yakınlarda gey var mıdır?’’ Hal böyle olunca kullanmadığım için özellikle Patrick tarafından zaman zaman eziklendiğim grindr’ı libidomun da bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak yüklemeye ve camiaya adım atmaya karar verdim.

İngilizcemin kıt olduğunu biliyordum ama bu kadarını da bilmiyordum doğrusu fakat bir şekilde profilimi oluşturmayı başarmıştım.  Etrafımdaki onca insanın gey olması beni travmaya sokmuştu çünkü aralarında öyle yakışıklı çocuklar vardı ki resmen geri kalan tüm insanlığa hakaret gibiydiler. Sağ ağız kenarımdan akmaya başlayan salyamı elimin tersiyle silip kime yazsam acaba diye düşündüm ama atalarımız ne demiş, ‘’ Düşün düşün boktur işin.’’ Bende fazla düşününce kimseye yazmadım. İşin garip tarafı kimsede bana yazmadı. Hal böyle olunca benim kendimi iyi hissedip pozitif olma potansiyelim git gide düştü ve en sonunda yerleri yalar pozisyona geldi.

İkinci gün uyandığımda grindr’dan bir sürü mesaj görünce kendimi şaşırdım resmen. İlk mesajda aynen şöyle yazıyordu, ‘’Dudakların beni çok azdırdı seni saatlerce sikebilirim.’’ Oha! Çüş! Hayvan! Öküz! kendini bilmez yaratık! Annesi doğururken fazla ıkınma sonucu rahimden tek seferde fırlayıp kafasını oraya buraya vurmuş domuz! İnsan önce bir merhaba der değil mi? Neyse kezbanlığı bırakacağım ya, ben yazdım teşekkür ederim diye. Grindir adabını öğrenmem sadece iki saatimi almıştı. Olay aynen şöyle gelişiyordu:

-Selam naber?
+İyidir saol senden naber?
-Benden de iyilik ne olsun.  Nerden?
+şurdan.
-Yaş kaç, profil ne?
+……………..
-Yer var mı? ( ya da yerim var bana gel)
+Hmmm yerim yok ben burada misafirim bunlar da İstanbul’daki son günlerim iki gün sonra gidiyorum.
            
            Bütün adabı öğrendikten ve neredeyse bir gün daha geçtikten sonra bir çocuk yazdı bana. 27 yaşında, kumral, tatlı olmakla olamamak arasında bocalayan, kibar nazik bir çocuk… Öğlen saatleriydi, baya bir konuştuk tanıştık kaynaştık. Bu bana görüşmek ister misin dedi en sonunda, bende olur ama burada misafirim ve akşam dışarı çıkmamı pek hoş karşılamıyorlar başıma bir şey gelir diye dedim. O da merak etme çok geç değil altıda falan buluşuruz dedi. Bende tamam dedim ama o sıra evden çıkmak için bir sürü senaryo kuruyorum ve neyse ki hayal gücü geniş ve yalan söylediğimde inandırıcılıkta nirvanaya ulaşabilen bir insanım.
            
             Bekle bekle bu maldan haber yok, meğer uyuyakalmış işten dönünce. Saat dokuz gelip seni arabayla aylım diyor. Evden nasıl çıkacağımı bilmiyorum, tabii biraz önce saydığım bütün o güzel şeyler biranda beni terk etti cesaretimle birlikte. En sonunda güzel bir yalanla beraber teyzeme gittim ve bir saate döneceğimi söyledim, mırın kırın etti ama ikna etmeyi başardım. Dedim gel beni arabanla al yiğidim. Dışarı çıktım ama inanılmaz heyecanlıyım çünkü hayatımda ilk defa böyle bir şey yapacağım. Tanımadığım birinsin arabasına bineceğim, beni nereye götüreceğini bilmiyorum ve başıma ciddi anlamda kötü şeyler gelebilir. Ekşının dibindeyim kendi adıma. Çocuk on beş dakika sonra geldi yanımda durdu, bende kırk yıllık otoban çalışanı profesyonelliğinde kapımı açtım ve koltuğuma serildim. El sıkıştık yanak yanağa öpüştük ve resmi olarak bir kez daha tanıştık. Sohbeti hoş birisiydi, yol boyunca hep konuştuk ama ben bir taraftan da sürekli nereye gidiyoruz ne yapacağız falan diye soruyorum. Korkuyorum abi ne yapayım. Neyse en sonunda bunun çalıştığı iş yerinin önüne park ettik. Çardak gibi bir yerdi, önü sağı solu üstü falan sarmaşıktı hep bir tek arkası açıktı. Bizi kimse görmüyordu anlayacağınız.
            
              Arabayı park ettikten sonra  yerinde biraz kıpırdanarak sağa doğru döndü ve oturup beni izlemeye başladı.  Sonra elini açarak bana doğru uzattı, tabii  ben şaşırdım elimi mi istiyorsun diye sordum o da evet dedi. Bende elimi avucuna koydum. Elleri sertti, benimkiler ise onunkilere göre daha narin ve yumuşak. Parmaklarımı sevip elimi okşamaya başladı. İçimdeki heyecan dalgası kıyılarıma vuruyor ve beni sarsıyordu. Sanırım ilk hamleyi kim yapacak diye bekliyoruz, dedim çocuğa o da evet sanırım dedi ve bana yaklaştı. Arabanın ön koltuğunda oturuyorduk ve aramızda vites, el freni, o iğrenç kolunuzu koyduğunuz yastık gibi şey her ne boksa o falan her şey var, o yüzden ben dizlerimin üstüne kalktım ve çocuğa daha fazla yaklaştım.
            
               Bu ilk deneyimim değildi biliyorsunuz. İlk deneyimimi kuzenimle yaşamış ve bununla ilgili bir post yazmıştım, fakat neden bilmiyorum sonradan kaldırmıştım; yani o maceramı çok azınız biliyorsunuz. Belki bir ara tekrar koyarım. Mükemmel bir ilk deneyim değildi kabul ediyorum ve bu yüzden de korkuyordum ama içimde bunca zaman tuttuğum bütün o tutku, şehvet ve isteği serbest bırakınca bambaşka bir Werther’e dönüşmüştüm.
            
                Dudaklarımız birbiriyle buluşunca biraz önce büyük bir coşkuyla serbest bıraktığım o şeyler aramızdaki kıvılcımı alevlendirmişti. Kendimi hiç bu kadar seksi hissetmemiştim daha önce, çünkü karşımdaki adam her şeyiyle beni arzuluyordu bunu iliklerime kadar hissediyordum. Arabadan inip arka koltuğa geçtik ve birbirimize dokunmaya başladık. Her dokunuştan sonra bir parça eksildi kendimden.

            
                 Arkamda duran adamın ılık nefesiyle gelen iniltileri boynumu gıdıklayıp bedenime tarifsiz bir ürperti veriyordu. Sol elimle onun kalçalarını tutup kendime daha çok bastırırken sağ elimle de ensesinden tutup boynumu emdiği dudaklarının durmasına izin vermiyordum. Sertleşerek kalçalarıma baskı yapan şeyin içime girmek için kıvrandığını anlamam için süper zeka olmama gerek yoktu, her şeyimle hissediyordum. Arka koltukta, dizlerimizin üstünde, arabadaki o küçücük yerde bana arkamdan sarılarak birleştirdiği bedenlerimizi ayırdı yavaşça adam ve sağ eliyle ensemden tutarak beni aşağıya eğerken sol elini de kalçalarımın biraz yukarısına yerleştirdi. Erkekliğini olması gereken yere yerleştirip canımı yakmayacağını söyleyen adamın mırıltıları, olmasını hiç beklemediğim bir anda kesildi. Ben, içimde o adamı hissedeceğimi zannederken artık kalçalarıma baskı yapan herhangi bir şeyde hissetmiyordum. 

                 Kafamı çevirdiğimde olabildiğince sakin bir şekilde dışarıya bakarken gördüm  onu ve sonra ben de fark ettim ki arabanın arkasında bir adam duruyordu.