dinleyin ve kendinizden geçin :*

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Gözüme Toz Kaçtı Yoksa Ağlamıyorum

                                              (Pis karabulut, ee karabulut, kaka karabulut)
                                              
 Merhaba sevgili blogsever şekerlikler. ne kadar ara verdim yazmaya bilmiyorum ama yazmamak da en az yazmak kadar bünyeye yerleşebiliyor. gerçi benim yazmama sebebim eringenlikten değil de başımdaki olaylardandı.
Aslında söz verdiğim gibi size ilk come out maceramı anlatacaktım ama söylemem gereken daha değişik şeyler olduğuna inanıyorum nedense. ayrıca belirtmek isterim ki bu ara tüm blogyazarlarımızın üzerinde bir karabulut dolaşıyor ki umarım biran önce dağılır o pis şey.

   Babam için ilk intihar ettiğim günü hatılrıyorum da gerçekten küçük, masum ve seven bir çocuktum ben. Babam yine eşyalarını toplayıp evden gitmiş ve ben onu bilmem ne kadar zamandır görememiştim. telefon ettim ona artık eve gelmesi için.
özlemiştim keratayı.
akşam ya da gece saatin kaç olduğunu bilmiyorum, telefonlarıma önce cevap vermemeyi seçmişti. ben ısrar edince de en sonunda açtı telefonunu. yüzümde oluşan sırıtışı görmem için karşımda bir aynanın durmasına ihtiyacım yoktu.
hissedebiliyordum.

Babamın sesine gülüşmeler, kahkahalar ve müzikler eşlik ediyordu. bana toplantıda olduğunu söylemişti ama artık o  yalanı yutmayacak kadar büyümüştüm.
telefonda bana sürekli yalan söylediğini bağırarak söyleyip eve gelmesi için yalvardım ona.
ailemizin içindeki çatlamaların sesi çoktan kulakları sağır edebilecek seviyeye ulaşmıştı,  babamın yaptığı tek şey ise çatlakları derinleştirmekten başka hiçbir şey değildi.

Telefonda sürekli onun yalanları ve verdiği sözleri tutmamasından konuşuyorduk sanırım. ben onun hemen gelmesini beklerken o da masasına biran önce geri dönüp eğlencesine kaldığı yerden devam etmeyi bekliyordu. bunun içinde bana sürekli yarın geleceğini ve şimdi telefonu kapatıp yatmam gerektiğini söylüyordu sadece.
dediğine göre onu çok üzüyormuşum. o beni ne kadar üzüp yaraladığının farkında bile değildi tabii. bağırmalar azarlamalar ve sindirmeye çalışmalar...
  
  
   Annem o ara mutfakta sigara içiyordu çok iyi hatırlıyorum.
zaten babamı aramak için zorla izin almıştım ve konuşmamıza neden bilinmez karışmıyordu. ben elimde telefonla salona doğru ilerledim.
koltuğumuzun üstüne çıkıp pencereyi açtım.
bir elimle telefonu tutarken bir elimlede pencereye tırmandım.
madem gelmiyorsun ben de artık seni dinlemek istemiyorum, umarım bundan sonra olacaklar hepimiz için en iyisi olur dedim.
hangi mevsimin rüzgarıydı yüzümü yalayıp geçen bilmiyorum, sadece biraz üşüdüğümü hatırlıyorum o kadar.
Tüm bunlar olurken telefon hala kulağımdaydı ama hiçbir şey duymuyordum artık, dizlerimin üzerinde durduğum pencereden elimi çekmiş ve gözlerimi kapatmıştım.
Her şey güzel olacaktı, artık buna inanmak istiyordum.
ileri geri doğru sallandım biraz ve kendimi bıraktım aşağıya...
  

   Beni arkamdan yakalayan el pek tabii ruhum için gelmiş tanrının elçisi olabilirdi ama çığlığa eşlik eden el annemin ta kendisine aitti. beni tek seferde camdan alıp salonun içine çekip koltuğa fırlattı. her şey birkaç saniye içinde olmuştu.
bir şeyler bitmek yerine devam ediyor gibi görünüyordu.
o gün, o an hiç ağlamadığım kadar içli ağladım sanırım.
salya-sümük ve bağıra çağıra.
annem canına ot tıkayarak kapattı babamın yüzüne telefonu. tabii ki önce benim ne yapmaya çalıştığımı anlatmıştı kendisine.
   Elimi yüzümü yıkayıp yatağıma yatırdı beni annem. bir sandelye koydu odamın ortasına ve başımı bekledi bir şey yapmayayım diye. sonra zil çaldı. babam gelmişti işte.
  

   Aslında ona küsmüştüm ve tavır yapacaktım ama beni hemen dışarı çıkartmak istediğini söyledi ve ben bir heyecanla üstümü giyinmeye başladım. Dışarı çıktık, yemek yediğimiz yer kapatmak üzereydi gittiğimizde, kimse kalmamıştı ama biz oturduk bir şeyler yiyip konuştuk.
sürekli bana ''ya annen seni tutamasaydı'' diye soruyordu. Ben söylediklerimin ve yaptıklarımın arkasındaydım. üzülmesini ve acı çekmesini istiyordum ama yıllar sonra öğrenecektim ki o adamın bir kalbi yoktu. Werther küreğini hep boşa çekiyordu.

Yemek yediğimiz yerden çıktık ve bir cd ciye girdik.
oradan bana bir bilgisayar oyunu ve bir de çok istediğim bir müzik cd sini almıştı babam.
sonra eve döndük.

Babamdan bekleyebileceklerimin bu kadar olduğunu biliyordum. Bir yemek ve birkaç cd ile hallolmuştu onun için her şey. yarın babamın yine gideceğini biliyordum.
akşam saat kaçtı bilmiyorum ama geç olduğu için artık yatmam gerektiğini söylediklerini hatırlıyorum.

   Shakira'nın 15 şarkıdan oluşan son albümüydü aldığım cd. (bkz: resimdeki albüm)
yatmam gerektiğini düşünmüyordum, o yüzden söylenilenin aksine, babama kurban verdiğim masumiyetinin son kırıntılarıyla aldığım müzik cd sini açtım ve kimseyi umursamadan son ses whenever, wherever şarkısıyla dans ettim.
O gün yeniden doğmuştum ve güçlü olmak zorundaydım, bunu biliyorum.
  

  Bütün bunları neden anlattım bilmiyorum, sanırım babamın bana değer vermediğini düşünmem için yeterli sebebim var demeye getirmek istedim emin değilim. Bu, babamın yaptıklarının yanında devede kulak kalıyor gerçi. onun için çok şey yaptım ben. geri kazanmak için bir aile olmak için ama dedim ya küreklerimi hep boşa çekiyordum.

   En son dün bana verdiği bütün sözlerden geri dönmek istediğini öğrendim. Ailemizin dağılmasına sebep olan kadına ev açıp ona bakabilmesi için benim özel okula gitmemem gerekiyormuş meğer.
Meğer olanlar sadece beni ne kadar sevdiğini göstermek için yapılan bir göz boyamaymış.
Meğer kendi geleceğini de düşünmek zorundaymış.
Meğer elini o kadının  üzerinden çekemezmiş.
Meğer, meğer, meğer...

Olayın detaylarına girmek isterdim beni daha fazla anlamanız için ama o kadar karışık ve uzun ki...
   Dün telefonla konuşurken dizlerim tutmadı birden, gözlerim doldu ve boğazım düğümlendi tüm bunları öğrenince. Babam olacak şereften yoksun insan bir kez daha gözlerimin içine baka baka yalan söylemişti bana.
Kızılayın ortasında oturup ağlamak üzereydim neredeyse. olduğum yere çökmemek için destek alıyordum. Arkadaşlarım sayesinde toparlandım sonra.
Yaşadığım hayal kırılığını ve şoku tahmin edemezsiniz.
Gerçi bir kez daha ona inanmakla suç bendeydi ona neden kızıyordum ki sanki. Yalan söylemek ve insanları incitmek bu adamın dağasında vardı. Umut etmekle, inanmakla, güvenmekle ve gülümsemekle tüm suç bendeydi.
Şunu sakın unutmayın, kötü şartlar kötü insalar yaratıyor.
o yüzden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyorum olduğum kişiden.

Ama ne olursa olsun hayat devam ediyor pıtırcıklar. Bugün üzgünsem bilin ki yarın güleceğim ama bana yapılanları da hiçbir zaman unutmayacağım.
Sizi çok seviyorum. umarım her zaman gülersiniz :) :) :)
                                                         
                                                           NOTLAR

Not1: Babanıza bile güvenmeyin diye kim demişse doğru söylemiş. ruhuna bir fatiha okumayı ihmal etmeyin :D

Not2: Hacettepe'ye gitmeye karar verdim :)

Not3:  ''Ne olursa olsun o senin babandır. öyle yapma, böyle deme.'' demiş ve diyecek olan herkese  buradan Siktirella diyorum :D :D :D

Not4: Shakiranın bahsettiğim şarkısı benden hepinize gelsin canlarım benim :D

Nott5: Gündüz gözüyle yazdığım ilk postta hayırlı olsun vatana millete :d
Not6: Notlarımı unuttum aklıma gelirse yazarım ahahahaa :D :D :D

15 yorum:

  1. oy yavrum :/ valla neyse ucuz atlatılmış. ben de "babandır" diyorum sadece öyle yapma falan demiycem sonuç itibariyle istersen oturur konuşursun istersen konuşmazsın. bu senin bileceğin iş. sadece baban olduğunu unutma ama ;) bi de hayırlı olsun yavrum tutsun hacettepe de gel yamacıma ;) açtım kollarımı bekliyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşallah tutar da gelirim yanına pandacığımmmmm :D beni yalnız bırakma oralarda bak sakın :D :D

      Sil
    2. yok yavrum bırakmam ama erken gel bak benim son senem haaaağ sana daha hacettepeyi öğretcem ;) bişey olursa mail atarsın ;) hayırlısı çocum :)

      Sil
    3. daha erken nasıl gelebilirim pıtırcık :D bu sene geleceğim işte :D eylülde oradayım kısmetse ya da ekimde bilemiyorum :D
      hacettepeyi ele geçirmem lazım pandacığım öğret tabii :D

      Sil
  2. Ahhhhhh bebegimmmm suan yaşadıklarını ne kadar derinden anladığımı biliosundur umarım . Ama sunu asla unutma kimse için kendi canından vazgeçme Hele hele intihar sakın sakın . yok öyle bir dünya çünkü . Baba kavramı cok değişik bir kavram ailen gibi ama asla anne degil olamazda . Bilmiyorum baskalarinA denk gelmiştir ama bize gelmemiş bu da bizim hayat dersimiz . Babamdan bildigim için devlet konusunda ısrarımı anlamissindir simdi :) umarım mutlu bir unv hayatı geçirirsin tatlım benimmmmm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. number one girlmmmmmmm, evet beni anladığını biliyorum :)
      o zamanlar ilkokuldaydım ben. aklıma gelen tek şey de oydu sanırım o an için ama sonradan insan düşününce diyor ''değer'' mi diye.
      cidden iyi babalarda var, etrafımda görüyorum ama bize denk gelmemiş işte.
      tatlım bu kadar olumsuzluğun aynı anda bir insanda toplanması kaç milyarda birdir bilmiyorum ama bir hata olmuş olmalı düşüncesiyle, arada yukarıdakine seslenesim geliyor ''her şey yolunda mı?'' diye :D
      devletteki ısrarını anlıyordum ama uygulamam için bu kazığı yemeyi bekliyormuşum demek ki :D
      umarım her şey ikimiz içinde en güzeli olur blogannemmm sen de kendine çok dikkat et tamam mı? öpüyorum seni kocamannnnnn :)

      Sil
  3. iyi ki o el uzanmış ve seni yakalamış, babana bile güvenme lafını kim söylemişse doğru söylemiş örnekleri hep çevremizde, hacettepe umarım olur one girl uzun uzadıya özel üniye gitmemen gerektiğini yazmıştı zaten böylesi daha iyi oldu bence de...

    canını sıkma, hayat her şeye rağmen akmaya devam ediyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın :) hayat her şeye rağmen devam ediyor ve ben de yaşamaya devam ediyorum :) ne kadar b*ktan durumlarla karşılaşsam da hala, mutluyum işte bir şekilde :)

      Sil
  4. Minigim, babana ofke dolusun cunku seni hayal kirikliklarinla bas basa birakti degil mi? Bak ilk yazinda ben de One girl de sana ne kadar israr etmistik hatirliyor musun ozel yazma yazma diye. Hem Hacettepe'de yazacagin bolum emin ol Hukuk'tan daha iyi olacak. Minigim hem okumasi zor, hem is bulmasi. Aksama kadar mahkemede car car car Hakimle kavga edeceksin falan ne igrenc! (Sirf gonlunu rahatlatayim diye bir zamanlar hayalim olan meslege sovuyorum, haberin ola ;)

    Ne olursa olsun; ama ne olursa olsun, INTIHAR ACIZ INSANLARIN ISIDIR. Evet cocuk oldugun icin bu cumle gecerliligini yitiriyor senin icin; ama o kucuk yasta bile yuregini ne denli buyuk bir aciya gark etmissin ki bunu yapmaya calismissin, gayet iyi anliyorum.

    Ne anlamda olursa olsun, bir derdin-sikintin olursa her daim burdayim. Sevildigini unutma ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. huzurumm abidemmm :) bende bi okula başlayayım hayalimin mesleğine söve söve bitiremeyeceğim bak benden söylemesi :D
      çok teşekkür ederimmmm huzurcuğum, emin ol bi derdim olunca seni çok büyük bir zevkle rahatsız edeceğimmm :D

      Sil
  5. nedir bu babalardan çektiğimiz anlamıyorumki. ama sen üzme kendini bence. hepsinin üzerine sünger çekeceğin bir zaman gelir belki ve çok mutlu olacağın.
    bu arada yazılarını beğenerek takip ediyorum. kimi zaman beni de acılara sokuyorsun ama eğlenceli tarafların da yok değil hani :D kendine iyi bak :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahaha demek acılara sokuyorum :D neyse eğlendirebiliyor oluşum da güzel sonuçta :D
      teşekkür ediyorum, sen de kendine iyi bak :D

      Sil
  6. neler neler oluyor hayatta. bir an insan en kötü günlerini yaşadığını sanıyor ve bir yazı okuyor yok daha da kötü şertlarda olan varmış deyiiiip riykarca kendini kandırıyor.. aslında hep kendimizi kandırarak yaşıyoruz bu hayatta. Kandırmadan mutlu ve huzurlu olmak ihtimalimiz yok sanırım... neyse güzel günler göreceğiz çok güzel günler diyorum..

    kandırmaya devam :)

    YanıtlaSil
  7. kandırmadan kendimizi yaşayamıyoruz ki ama gerçektende bigayım.
    bir şekilde bir şeylere tutunma ihtiyacı duyuyoruz. ele geçirdiğimiz kurumuş bir ağaç dalı olsa bile biz onu kendimize yemyeşil sağlam bir sarmaşık diye yutturmayı seviyoruz :D

    kandırmaya son gaz devam :)

    YanıtlaSil
  8. Şu an seni varya kucağıma alıp, bağrıma basmak geldi. Yaşadıkların ne kadar ortak ne kadar bana yakın bir bilsen... İlkokulda bissürü defa intihar etmeyi düşündüm, arkamda bir not bırakıp gitmeyi. Gözümün içine baka baka babamın o orospuyu benden çok sevdiğini gördüm. Hayat işte herkese gülmüyorki. Yazıyı okurken hani böyle boğazın düğümlenir ya, gözünden yaş gelir; aynen öyle oldum işte ben. İnşallah bundan sonraki hayatın o kadar güzel olur ki, prensesler, krallar hayran kalır mutluluğuna. Off canım benim yaaaa

    YanıtlaSil