dinleyin ve kendinizden geçin :*

28 Ağustos 2012 Salı

Birinci Mektup: Haykırış

 
  
   Babamın yokluğu kendimi geliştirmeme engel olmuyordu. varlığı sorunlarıma nasıl çözüm bulamıyorsa yokluğu da bir şey fark ettirmiyordu hayatımda. insanlar sürekli konuşuyor, gülüyor ve aşağılıyorlardı, tanrı onları sanki bunun için yaratmış gibi yaşıyorlardı her günlerini.
   Alışmış kudurmuştan beterdir lafının getirdiği pişkinlikten midir yoksa günler geçtikçe bir şeyleri daha iyi kavramamdan mıdır bilinmez artık yavaş yavaş kulak asmamayı öğreniyordum söylenenlere. hem zaten aptallardı, çünkü hergün aynı şeyi tekrarlıyorlardı. Bir filmin çekim hatası olan yerini tekrar tekrar çektiklerini düşünün; top!, kız!, ibne!, seni şöyle yaparım!, seni böyle yaparım...!
bir gün beyinlerini çalıştırıp farklı bir şey söylediklerinde, içimden bravo, ilerleme var demekle yetiniyordum.


   Okulun voleybol takımına girmeyi, başarmıştım. Aslında biraz hile hurdayla girmiştim ama olsun yaptığıma deymişti açıkçası. beden öğretmeni beni seçmemişti normalde, içimde nasıl bir öfke nasıl bir isyan var anlatamam. seçtiği çocukları okulda bir duvardan diğer duvara doğru koştururken gizlice gittim aralarına karıştım. hoca bir süre sonra yanıma gelip ben seni seçmiş miydim diyince yalanlarıma bir yenisini daha ekleyip evet! demiştim ve maceram böyle başlamıştı.
   Çok sıkı çalışıyordum ama bir keresinde, kötü olduğum için takımın kurulma aşamasında çıkartıldığım bile olmuştu ama ben durur muyum, antremanlara gitmeye devam ettim yüzsüzce ve vala (böyle mi yazılıyor bilmiyorum) işte takımdaydım. en bunalımlı dönemlerimde şehir şehir dolaşıp kendimi sadece voleybola vermiştim. buna rağmen derslerimde hala çok iyiydi ve ailem karışmıyordu bu gidişata.
   Şehir şehir dolaşmak bazen işkenceye dönüşüyor olduysa da polyannacılık oynamayı sevdiğimden güzel bir şeyler bulup onlara tutunmayı felsefem haline getirmiştim resmen.
   Sonra ailem bu işime de karıştı ve voleybolculuk hayatım sona erdi. halbuki halkbankasından teklif gelmişti, gel bizde oyna, diye. oks varmış ya mümkün mü bizimkiler izin versin. yedinci sınıfta zorla bıraktırdılar bana sporu. ne ağlamıştım o zamanlar.
   lisede tekrar başlamak istesem de yine olmadı. 3-4 yıl gerideydim yaşıtlarımdan. deneyimlerine çok çalışarak yetişirdim belki ama fiziksel olarak da gerideydim. kabul edilmedim hiçbir yere...
  

                                
   Günler böyle akıp giderken ergenliğin getirilerinden olan cinselliği düşünmemek benim için bir hayli zordu. hatta bir öğretmenim lisede, ergenlik çağındaki çocukların her dokuz saniyede bir akıllarının cinselliğe kaydığını söylerdi ki o zamanlar kendisini kabullenmeyip bu durumdan nefret eden ben için sürekli erkekleri düşünmek nasıl bir işkenceydi tahmin edebilirsiniz sanırım az çok.
   Gündüzleri, benle dalga geçen çocukları kurduğum hayallerde acımadan öldürürken; öğlen eve gittiğimde mastürbasyonlarıma malzeme yapıyordum hepsini ve bunun için tekrar iğreniyordum kendimden.



   Geceleri uyumak ise iyice zorlaşmıştı benim için. kendimi hiç tanımadığım erkeklerin kollarında buluyor, hiç tanımadığım erkeklere oral sex yapıyordum. Rüya kontrolüne inanır mısınız bilmem ama ben çok inanıyorum ve küçükken bunu daha rahat yapabiliyordum. rüyalarımda, rüya gördüğümün farkına varıp aklımın kontrolünü kazanınca, gerçek hayatta yapamayacağım şeyleri yapıyordum.
her ne kadar kendime kızıp nefret etsemde karşıma çıkan ilk erkekle öpüşmeye başlıyor ve ağzımı onun erkekliğiyle dolduruyordum.


   Boş bulduğum her vakitte kızlarla erkekleri karşılaştırıyordum cinsel obje açısından.
mutfakta yemek yaparken bir kıza gidip arkasından sarıldığımı hayal ediyordum ve sonrasında olacakları.
Sonra birde aynı şeyin tatlı bir erkek tarafından bana yapıldığını düşünüyordum ve nefesim kesiliyordu kendimle oynarken.


    Kafam allak bullak. ne yapacağımı, kime ne diyeceğimi bilmezken annem bana seslendi bir gün!!!

   Annem bir taraftan yemek yapıyor bir taraftan da benimle konuşuyor. evimizin sohbet edilen bölümü genelde mutfaktır. ben oturuyorum sadece öyle. konu nerden açıldı da buraya geldi inanın bilmiyorum ama annem bana ''oğlum bana istediğin zaman istediğin şeyi anlatabilirsin biliyorsun di mi bunu'' dedi. ben de evet anne biliyorum dedim. Sakın anlatmamazlık yapma anne ve babalar ne için varlar, çocuklarının sorunlarını çözebilmek için dedi. ben de malım işte. anne aslında sana anlatmak istediğim bir şey var ama tam emin değilim, biraz daha zaman geçsin anlatırım dedim. boş bulunarak ağzımdan çıkan şeyleri toparlamak zorundaydım. annem anlat anlat diye ısrar ediyordu. söylemedikçe içinde büyür patlar demeye getiriyor ben de inatla yok söylemem sonra söyliycem diyordum.
Annem şık saymaya başladı.
Sevgilin var onu mu anlatçaksın?
-hayır
Sigara mı içiyorsun?
-hayır.
Alkol mü kullandın?
-hayır.
Bir kızı hamile mi bıraktın? (çüşşşş!!!)
-Ne saçmalıyon anne hayır tabii ki. hem daha ortaokuldayım ben.
Cinsel bir ilişki mi yaşadın sadece? (Lanet olsun evet yaşamıştım ama söyleyemezdim)
-hayır.
Bak böyle olmuyor. hadi anlat artık.
Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. o kadar şıkka hayır dedikten sonra başka bir şey uydurmakta gelmiyor aklıma. Aptallığımın doruk noktalarında halay çekiyordum resmen. En sonunda anne ben sana yazıp versem nasıl olur dedim?
ohhh bak çözüm yolunu buldun bile aferim oğluma. hadi kağıt kalem getir de yaz dedi.
İnceldiği yerden kopsun dedim ben de ve yazmaya başladım.

o mektupta hatırladığım tek şey şu:
  
   Anne, belki beni sevmeyeceksin, hatta benden nefret bile edeceksin ama şunu hiçbir zaman unutma, ben seni çok seviyorum. Belki benle ilgili hayal kırıklığına uğrayacaksın ve benim gibi bir oğul kabul etmeyeceksin ve yine belki çok hayalini kurduğun babanne bile olamayacaksın.
   Ben erkeklerden hoşlanıyorum anne. kızlar bana o kadar ilgi çekici gelmiyor ve hayallerimi, rüyalarımı süsleyenler hep erkekler oluyor. kendimi tanıyamıyorum ve inan kendimden korkup nefret ediyorum anne ama nolursun sen beni hep sev olur mu?

   Daha neler yazılıydı o kağıtta tam hatırlamıyorum ama annem o mektubu saklıyor sanırım hala.

   Annem okumayı bitirdi ve kağıdı katlayıp bana baktı. Anneme, nolur anne konuşma. lütfen ne hissediyorsan sen de kağıda yaz ben konuşamam bunları dedim.

Haykırışlar bir kağıda sığar mıydı gerçekten?
Boğazda düğümlenip dışarıya atılamayan şeyleri söküp almaya yeter miydi kalemin gücü sahi?
Peki kaldırabilir miydi okuyan bunca üzüntüyü?
Kalemler çürük çıktı, kağıtlar alev alıp yok oldu ve annem gözleri dolu bir şekilde konuşmaya başladı.

   Bir taraftan hıçkırıklarımda boğulmamaya çalışıyor bir taraftan da annemin söyleyeceklerini duymamak için kulalarımı kapatıyordum. gözlerimi açıp anneme bakmaya cesaretim yoktu.
Kafam, içerisiden dolaşan ''ya'' ile başlayan cümlelerle dolup taşarken, bir elimi kulağımdan çekip elimin tersiyle burnumdan akanları sildim ve o ara duydum annemin sesini: ''Oğlummm''
Ağlamam daha şiddetlenirken gözlerimi açtım ve anneme baktım. ağlamıyordu. sadece üzgün bir hali vardı ve beni izliyordu.

Daha sonraki yıllarda konuşunca anlattı, kendini ağlamamak için zor tutmuş bana güçsüz görünüp beni üzemezmiş. yatağında gizli gizli ağlamış falan.

  Duymaktan korktuğum hiçbir şeyi söylemedi annem bana. Beni hep seveceğini bana destek olacağını, asla nefret etmeyeceğini ve bu günleri, bu durumumu birlikte atlatacağımızı söyledi. söylediği bir diğer şey ise benim büyük ihtimalle öyle olmadığım, yaşadığım her şeyin ergenlik döneminden kaynaklanan bir kafa karışıklığı olduğuydu.
   İçim umutla dolmuştu. bu bir kafa karışıklığıydı ve ben bundan kurtulup herkese werther aslında kimmiş gösterecektim. sonra bir cümle, kurduğum bütün hayallerin üstüne kara bir bulut gibi çöktü.
''Werther bunu babanlada paylaşmamız lazım.'' kendi sonumu kendim hazırlamıştım resmen. kurtuluşum yoktu babam beni komalık ederdi. annem bana hiçbir şey yapmayacağını babamın cani bir insan olmadığını anlatıp durdu. ay yersem tabiii.
   Aynı gün olup olmadığından emin değilim ama bir akşam herkes salonda toplanmış tv izlerken annem çenesini tutmadı ve ''Babası Wertherin seninle konuşmak istediği bir şey var'' dedi. niye ben açmak zorundaydım konuyu. annem bir taraftan gözlerini açıyor bir taraftan da ayağıyla beni dürtüyordu ve pat diye söyledim.
''ben kızlardan değil erkeklerden hoşlanıyorum.'' bbuuuwwwhhhşşşşşş !!!
    Baban tv yi kapattı, yerinden doğruldu ve oturup gözlerimin içine baktı ama ben yine nasıl krizlerdeyim ağlıyorum. anneme anlattığım her şeyi, ki annem bana çok soru sormuştu beni daha iyi anlayabilmek için, annem babama anlattı. rüyalarımdan tutun hayallerime ve orda aldığım zevke kadar.
   o da annemin söylediklerine benzer şeyler söylemişti bana ama birisi zorla söyletiyordu  sanki. gözlerindeki şeyi tarif edemiyordum.
   Aradan bir hafta geçti ve babamla karşılıklı oturup tekrar konuştuk. ben ona her şeyin düzeldiğini kafamdaki soru işaretlerinin gittiğini. artık kendimi daha iyi hissettiğimi falan söyledim.


Olaylar nasıl bu kadar hızlı başladıysa bir o kadar da hızlı kapandı. kapattım. artık kimsenin bu konuyla ilgili ağzını açmasını istemiyordum çünkü yapılan şeyler beni mutlu etmek yerine sinirlendirip huzursuz ediyordu. özellikle babam tarafından yapılan her şey batıyordu bana ki o da bu konunun biran önce kapanmasını istiyordu. ben de ona istediğini verdim.
   Maskelerime bir yenisini daha ekleyip mutluluk pozları vermeye başladım. her şey yolundaydı. Werther artık bir eşcinsel değildi.
taa ki, geçen yıl yazdığım ikinci mektubuma kadar.

18 yorum:

  1. Kabullenme süreci zor bir süreçtir hem senin için hem ailen için minik oğlum benim . Sen büyük bir cesaret orneki göstererek ailene soylemissin ne yazikki bir cok eşcinsel böyle cesaretle anlatamıyor gercekleri çünkü ülkemizde nefret cinayetleri diye iğrenç bir gercek var me yazikki . Cogu bölgede kızlar ailesine rahatça ben asık oldum
    Bile diyemezken böyle bir durumda annenin hala seninle olması bile pozitif bir durum . Minigim benim :)(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. number one girlümmmmm :)
      annem konusunda ne kadar şanslı olduğumun bende farkındayım. ama o zamanki aklımla işte her şey yoluna girsin diye pek çok şey hallolmuş gibi gösterip üzerini örttüm ama sonraki yıllarda yaşadığım sıkıntının haddi hesabı yok tabii yine :D
      bir kez daha geçen yıl açıldım işte ve bu sefer böyle devam ediyor.

      Sil
  2. yavrum açılmak konusu çok ciddi. ben de istiyorum ailem beni bilsin sevglim evimize gelsin ve annemin ablama şikayet ettiği bir damat tipinin aslında var olduğunu ve onun da benim sevgilim olduğunu görsün istiyorum. herkse istiyo. sen artık açıldın ve olayların gidişatı farklı gelişiyo olabilir ama şunu unutma bundan pişman olma hiç. zor günlerin olabilir ama pişmanlık yaşama derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vallaha ben ilk ortaokulda bu mektupla açıldım ama sonra hiçbir şey olmamış gibi her şeyi kapattım ve ailem o durumu atlattığımı düşündü. tabii ki şimdi beni biliyorlar ama her şeyin olduğu gibi bu durumunda çok zorlukları oluyor, yani bazen isyan ediyorum resmen ve evet pişman olduğum zamanlarda olmuyor değil ama kendimi daha iyi hissediyorum :)

      bu arada bak ben hacettepeyi kazandım benden kurtluşun yok söyliymmmmm :D al beni yanına :D

      Sil
    2. düşünme artık bunları. gel yavrum özelden konuşuruk bölüm ne flan yardımcı oluruk ;)

      Sil
    3. geliciğim tabikiiiii :D
      tamam pandacığım konuşalım bunlarıııı :)
      mail atacağım sana :)

      Sil
  3. aklıma bir sürü şey geldi. yararlı bir paylaşım olmuş. maillerimle rahatsız edeceğim efenim :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında hiç yol gösterici bir yönünün olduğunu düşünmüyorum bu yazının ama çıkarımlarda bulunabildiysen ne mutlu bana :)
      tabii ki istediğin zaman mail atabilirsin elimden geldiğince sorularına cevap verip yardımcı olmaya çalışırım :)

      Sil
  4. wertherciğim (artık nasıl telaffuz edilir bilmem :D ) senin bu yazını okurken keşke ben de yapsaydım dedim bir yandan da. Kararımı vermiştim; uzuun yıllar boyunca bizimkilere söylemek yoktu. Hiç düşünmüyordum artık o konuyu, şimdi aklımı sen çeldin. Ama açılmakla bence en iyisini de etmişsin. Büyük cesaret ister ve ben korkaklıkta uç noktayı yaşıyorum o konuda. Ha korkmakta haklıyım galiba çünkü benim babam beni öldürür resmen.
    Hep arkanda olacağı(z)m demek isterdim ama daha dünkü tanıdığınız çocuğum. Bunu söylemem ne ifade eder emin değilim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öncelikle şunu asla unutma! bu hayat senin ve söylemek konusunda kendini asla zorunda hissetmemelisin. eğer gerçekten istediğin buysa yapmalısın. karar verirsen de önce senin yanında olacağına emin olduğun kişiden başla bence.
      ben arkama annemi alarak yaptım bu işi ama babamdan gelecek her türlü tepkiye de hazırdım, göze almıştım :) tabii bunu biraz önce okuduğun yazım için değil son açıldığım zaman için söylüyorum çünkü son seferinde yani bir yıl önce daha bilinçli ve olgundum.

      bu arada söylediğin şey benim için gerçekten çok değerli sakın öyle düşünme :) emin ol anlamı çok büyük. teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Minigim kusmus yine hayal kirikliklarini. En guzelini yapmissin. Yazmak iyi geliyor bazen. Yavrum dun de konustugumuz gibi hayat kimseye altin kasede sunulmadigi gibi; hayat da "size gul bahcesi vadetmedim" diyor maalesef.

    Belki 7.sinif erken bir donemdi; ama gecen yil zorlugunu bilmene ragmen ailene net olman bir cogumuzun yapamadigi takdir-e sayan bi durum. Elbette zorluklari olacak cunku Turkiye'de yasiyoruz. Ailelerimizin gelenek-gorenekleri de belli; cevresel etmenlerin bu kistaslari degistirebilme gucu de. Sanslisin, cunku oldurulmedin. Bu yuzden oglunu bicaklayan babalar var.

    Sunu unutma nasil ki sen kardesin icin cabaliyorsun, yeri gelip bu kardesinin hosuna gitmese de; ailen de ayni ozveriyi senin icin gosteriyor: zaman zaman duygularini hice sayarak.

    Dilerim, hayirlsiyla Okul'un biter ve ekonomik ozgurlugune en kisa zamanda kazanirsin. EMin ol, o zaman senin durusun da, ailenin sana bakis acisi da cok daha farkli ve olgun olacaktir.

    Canini sikma yavrum. Gun gelecek mutluluk sana da "kapali gise" hissettirecek kendini...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. huzurum abidemm inşallah hepimiz için güzel olur her şey :) çok teşekkür ederim her zaman yanımda olduğunu bana hissettirip destek olduğun için. yerim seni pıtıırcıkkk :D
      zorluklara alışıyor insan zamanla ve inanıyorum ki zaman akıp gittikçe zorluklar kadar güzel ve iyi şeyler de olacak :)

      Sil
  6. açılma olaylarında ailelerin ne tepki verip vermeyeceğini çok iyi kestirmek gerekiyor, annen o zamanlar ki durgunluğunu fark ederek "bir şeyin varsa bana anlatabilirsin" diyerek sana karşı bir 1 adım atmış ve o zamanki saf duygularla içini bir kağıda dökmüşsün ne güzel

    umarım her daim arkanda olur ailen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim o gayim :) annem konusunda zaman zaman yakınsam da ona sahip olduğum için gerçekten çok şanslıyım :)

      umarım bir gün herkesin ailesi arkalarında olur ve ayakları yere daha sağlam basar :)

      Sil
  7. Aileme açılırken feyz alıcam, emin ol :)Özellikle de annem için, babama açılmayı düşünmüyorum pek, kendisi öğrenirse başka tabi. Bence çok yararlı bir yazı olmuş. Ayrıca okuldaki çocukları mastürbasyon malzemesi yapmak ve sonrasındaki utançtan bahsetmen.. çok tanıdık, bende de vardı. Gerçekten çok acı vericiydi, neyse ki geçti gitti ya :) Bir de niye yorum editleme yok ki bak şimdi, yazım hatası şudur budur için silip, tekrardan yazdım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eğer bir parça yol gösterebilirsem ne mutlu bana :)
      ve evet gerçekten çok acılı günler geçirdik, geçiriyoruz ve geçireceğiz. ama unutmamız gereken şey hayatın hala devam ediyor olduğu ve nefes aldığımız gerçeği :)
      aklında başka sorular olursa çekinmeden mail atabilirsin elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım :)

      Sil
  8. Bir an durdum düşündüm, benim açıldığımda hissettiklerimi hatırladım. Beni o güne geri döndürdün. Ben yazmamıştım üstelik, kendim söylemeliydim- ne aptalım.-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. emin ol yaptığın aptallık değildi :) ben ikinci seferde bir mektup yazdım ama bu mektubu bu sefer kendim okudum anneme... her şey tabii ki mükemmel değil ama bazen iyi ki söylemişim diyebiliyorum :)

      Sil