dinleyin ve kendinizden geçin :*

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Yeni Başlangıçlar, Yeni Enkazlar...

Çocukluğum gerçekten çok boktan geçti dostlar, daha doğrusu bir türlü geçmek bilmedi desem daha yerinde olur.
içi pislik dolu bir denize atılmıştım ve benden bir kıtadan bambaşka bir kıtaya yüzmem bekleniyordu.
ben büyürken o babam olacak nalet yanımda değildi doğru düzgün ve nedenini bilmediğim bir şekilde  onun uzaktan verdiği emirler doğrultusunda dışarıya da çıkartılmazdım.
çocukluğum bahçede, diğer çocukların oynarken çıkardığı sesleri dinleyerek geçti adeta. evde tek başıma oyunlar oynadım, bol bol çizgi film izledim ve yine nedendir bilinmez hep kadın kahramanlarım oldu benim. x-man benim minnaklığımda da vardı ve oradaki Storm denen kadına tapar vaziyetteydim. bir de himen ve şira vardı sanırım çizgi film olarak. benim kahramın şiraydı tabiiki.
yaşım biraz daha büyüdükçe daha fazla çıkma iznim oldu dışarıya.
daha fazla arkadaşım, oldu daha fazla insan tanıdım ama bir şekilde hep farklı olduğumu fısıldıyordu bir ses kulaklarıma. aldırış etmemeyi denedim.

sonra bir baktım ilkokula başlama zamanım gelmişti. tanrım lanet bir evde tıkılı kalmaktan kurtulacağım için o kadar mutluydum ki size anlatamam. başıma daha kötü ne gelebilirdi ki sonuçta.
okulun ilk günü çıkışta babam beni almaya geç gelmişti, bense beni orada bıraktığını düşünerek nasıl ağlamıştım hiç sormayın.
sonraki günler alıştım tabii bu duruma.

ben büyürken, dediğim gibi başımda rol-model olarak alabileceğim, dedelerim hariç ki onlarda kahveden çıkmazlardı, hiç erkek olmadı neredeyse. bu, erkek bir çocuk için gerçekten önemliymiş, şimdilerde ağızlardan hiç düşmüyor.
ben babannemin, anneannemin, yengelerimin, halamın, teyzemin ve kız kuzenlerimin içerisinde büyüdüm.
örnek alacağım davranışlar haliyle onların ki olmuştu.
efemine davranışlarım hat safhadaydı ama bunu içlerinde büyüdüğüm bir ailenin fark etmesi neredeyse imkansızdı.

okula başladıktan birkaç sene sonra ise her şey biranda üzerime çökmeye başlamıştı adeta.
diğer erkekler benden ne kadarda farklılardı.
bir erkek olarak kızları çok iyi anlayabiliyordum ama erkekler benim için tamamiyle kapalı birer kutuydular.

zaman ilerledikçe ilerledi. insanlar bana farklı davrandılar, garipsediler ve ben sadece susmayı seçtim.
sınıfın en çalışkan öğrencisi bendim. öğretmenim bütün velilere beni örnek gösterirdi ve sınıftaki arkadaşlarım bu durumdan, dolayısıyla da benden nefret ederlerdi.
kaçıncı sınıfta olduğumu hatırlamıyorum ama erkek arkadaşlarımın benden, kızlara oranla daha fazla nefret ettiklerini biliyordum, bundan emindim.

onların benden nefret ettiği kadar bende beden derslerinden nefret ediyordum. ahh o soyunmalar, o dalga geçmeler yok muydu? hep çok güçlü olup hepsini tek seferde dövmeyi düşlerdim.
bir çocuk vardı mesela adı Tavuk olsun, bir de onun çok yakın bir arkadaşı vardı onunda adı Pilav olsun. onlar böyle ayrılmaz bir ikiliydi bence.
az çektirmediler bana 8 yıl boyunca. aşağılamalar, küfürler, dalga geçmeler. hiç bir zaman karşılarında ağlayacak kadar kendimi küçültmedim ve hep şuna inandım: '' ben onlardan daha iyiydim.''
soyunma odasında, ki orası hep sınıfımız olurdu, her zaman penislerini çıkartıp mutlaka gövde gösterisi yaparlardı. gerçekten yaşlarına göre oldukça da iyiydiler ama itiraf etmeliyim.
onlara bakmaaktan zevk aldığımı biliyordum ama hayır bakmamalıydım.
insanlar gerçekten çok acımasızlar özelliklede bu insanlar çocuksa.
hiçbir şeyi umursamadan akıllarına estiği gibi sizi yargılayıp cezanızı verebilirlerdi.
en kötü zamanlarımın geride kaldığını zannederken ortaokulda her şey daha da iğreçleşmeye başladı.
çocuklar büyüdü, bedenleri ve tutkularıda...
erkekler sınıfın içinde bibirlerine ellemeye başladılar. yaptıkları mastürbasyonları anlattılar ve hiç görmedikleri kızlarla birlikte oluşlarını..
top oldum, ibne oldum, kız oldum, siksiz doğmuş oldum, oldum da oldum onların gözünde.
canıma tak ettiği bir anda onlara onların söylemleriyle karşılık vermem gerektiğini biliyordum. bu yüzden değişmem gerektiğine karar verdim. küfür etmeliydim evet küfür etmeyi öğrenmem lazımdı ve kavga, kavga da etmeliydim. hiçbiri düşündüğüm kadar kolay olmuyordu ama altta da kalmıyordum.
hiç dayak yememiştim okulda. çünkü kimse beni dövmeye kalkışmıyordu.
insanlar beni aşağılıyor ama bilmediğim bir şekilde saygı gösterip korkuyorlardı da.
insanoğlu hiç değişmeyecek bunu biliyorum. çünkü insanlar anlamadıkları şeylerden korkarlar ve korktukları şeyleri yok etmeye çalışırlar.
insanların bana saygı göstermeye devam etmeleri için, kendime olan saygımı hiçbir zaman kaybetmemem gerektiğini biliyordum.

okuldaki en yakın arkadaşlarım kızlardı, kızlardan da birkaç tanesi.
ne zaman birisi bana bir şey yapmış olsa ya da moralim bozuk olsa yanımda mutlaka onlar olurdu. hala da görüşüyorum onlarla.

çok korkunç bir şekilde beni yerin dibine sokup çıkaran insanlar bir zaman sonra rüyalarımı süslemeye başladılar, yaşadığım pişmanlıkları ve içine girdiğim ruh halini az çok bildiğinizi tahmin ediyorum.

bundan kısa bir süre sonra çok yanlış bir ilişkinin tohumlarını, çok yanlış bir insanlar atmaya başladım.
bu beni hem korkutuyor hem de heyecanlandırıyordu.
işlerin en çıkmaz olduğu biranda ise, olan biten her şeyi anneme anlattığım bir mektıp yazarken buldum kendimi.
aslında her şey yeni başlıyordu.

7 yorum:

  1. heh en güzel yerinde kesmişsin :D

    hayır kimden öğreniyorsunuz bunları anlamıyorum :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahah :D
      vallaha birisinin adı o gay;ben de, diğerinin adı da biadam :D
      hep sizden öğrendim :D

      Sil
  2. yazını okurken benim ortaokul zamanlarım aklıma geldi.. evet penisini göstermekten hoşlananlarla beraber soyunmak zorunda olmak.. Nefret ettiğin halde o penisi görmekten hoşlanmak.. dalga geçilmek.. el şakaları off hepsi aynı.... iyi ki geçmiş o günler iyi ki...

    beden dersinden nefret ederim :( zaten futbolda oynayamazdım.. allahım ben neden farklıydım böyle..

    sanırım geyler çalışkanlıklarıyla fark yaratıyorlar.. ben de pek çalışkan değildim aslında ama kendimi çok çalışkan gibi lanse eder öğretmenlerin göz bebeği olurdum hep :)

    YanıtlaSil
  3. bende futbol oynamazdım üstüne bir de okulun voleybol takımındaydım. sonuçta bu erkek takımydı ama o bile dalga konusu olmaktan kurtaramamıştı beni :D

    ben çok çalışkandım ve çok da becerikli boyumdan büyük işler yapar, okulda organizasyonlar partiler falan düzenlerdim.

    dur daha lise yıllarımı anlatıcam size :D

    YanıtlaSil
  4. İlkokulda benzer şeyleri ben de yaşadım. Sınıfın en çalışkanı, dönemin 2. çalışkanıydım. Herkes benden söz eder sınıftaki diğer çalışkanlar kıskanırdı. Söyleyecekleri tek şey ise dalga geçmek olurdu. Çoğu zaman karşılık vermesem de bir keresinde çocuklardan birini -buraya kahkaha gelecek hem de Kaldırım'a en yakışan cinsinden- müdür yardımcısına dövdürttüm. Bildiğin tekme tokat dalmıştı adam. Çocuk bir kere daha ağzını açamadı. Güzel oluyor, eğlenceli.

    Ama yine de üzücü. Çünkü küçüksün, bir şey bilmiyorsun. Suçu kendine atıyorsun ama çözümünü bilmiyorsun. Kahroluyorsun ama ailene de anlatamıyorsun. İçinde patlıyor.

    Aa bir de küçük çocuklar çok acımasızlar. Yeni nesil de öyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o dövdürme satırlarını okurken içim nasıl bir coşkuyla dolmu, yüzüme nasıl bir sırıtış çöreklendi anlatamam. Valla hak ediyorlardı, keske bende yapsaymısım benzer bir sey :D resmen travmanın torunları değil mıyiz hepimiz ahahaha :D

      Sil
  5. İstesem çok daha fazlasını yaptırtabilirdim ama o dönemler sessiz bir öğrenciydim. Aslında değildim, hiçbir zaman da olmadım ama dalga geçen en az 1 kişi varsa bile sessiz kalmayı tercih ediyordum. Şiddet hoş bir şey değildi. O yüzden daha fazlasını yaptırtmadım. Hakettiklerini bulurlar diye umuyorum. Kin beslemek hoş bir şey değil.

    YanıtlaSil