dinleyin ve kendinizden geçin :*

10 Temmuz 2012 Salı

Ailemin Gazabıyla Tanıştım

Dediğim gibi akşam olup da annem beni almak için geldiğinde, o kahpe öğretmenim hiç beklemeden ben daha ayakkabılarımı giyerken anneme beni anlatmaya başladı. bir eli, ağzını kapatan diğer elini desteklerken gözleri baygın baygın annemi eziyordu.
kafasını hafifçe yana eğip ''ben bilmem.'' gibi bir şey mrıldanırken, sanki şikayetini hiç şaşırmamış gibi yapıyordu. ah o kadının yüzünü hiç unutmuyorum.
ne bizi evimize götürecek olan servise yürürken ne de o servise binip evimize gelene kadar annemle tek bir kelime dahi etmedik. ama annemin bana sinirli olduğunu anlamam için olduğumdan daha büyük bir yaşta olmama gerek yoktu doğrusu.

Babamın, ki ona son 4-5 yıldır baba demiyorum o da bambaşka bir hikayedir anlatacağım sırası geldiğinde, eve ne zaman geldiğini ya da annemin duyduklarını ne zaman kendisine aktardığını bilmiyorum. hayır durun, daha doğrusu hatırlamıyorum.

O anla ilgili hatırladığım tek görüntü şu: ben kanepemizde iç çamaşırlarımla oturuyorum. babam karşımda elinde tabanı sert olduğunu bildiğim bir terlikle dizlerinin üstüne çökmüş; ağzı, Gözlerindeki öfke çukurlarından çıkarttığı zehiri saçıyor.
Annem onun yanında ayakta dikilmiş, öğretmenimin beni şikayet ederken durduğu pozisyonda olanları seyrediyor.
Sağ tarafımda ise ilk evcil hayvanlarım olan kuşlarım, babamın beni dövmemesi için çığlık çığlığaydılar sanki.

Karşımdaki adamın yüzü tanıdık ama yaptıkları ve söyledikleri bir hayli yabancıydı bana.
Bir taraftan çok korkuyorum ama bir taraftanda eğlamamaya çalışıyorum. çünkü erkekler ağlamazdı, babamdan öğrendiğim ilk şeydi bu.
Bütün konuşmayı tam olarak hatırlamıyorum ama bana neler olduğunu sorduğunu çok iyi hatırlıyorum.

Bir zararının olmayacağını düşünerek masumca gittiğim çocuğun yatağının, felaketim olabileceğini anlamam için daha fazla zaman geçmesine ihtiyacım yoktu.
Yaptığımın kötü, hemde çok kötü karşılandığını anlamıştım. içinde bulunduğum durumdan nasıl kurtulacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. gözlerimi sımsıkı yumup içimden dualar ediyordum ''Allahım nolur beni kurtar.'' diye.
Gözlerimi açtığımda ise gelen giden kimse yoktu tabii beni kurtarmak için.
Hal böyle olunca, bana öğretilenin aksine daha fazla dayanamayıp başlamıştım çoktan ağlamaya.
Bir taraftan ağlıyor bir taraftan da karşımdaki adamın ne sorduğunu anlamaya çalışıyordum. Umudumun olmadığını kabulleneceğim bir sırada, çıkış yolunu çokda uzağımda olmadığını keşfetmiştim.
Hayatımdaki ilk yalanımı o zaman söyledim sanırım.
Hiç bir şey yapmadığımızı, sadece konuştuğumuzu falan söylemiş olmam lazım bilmiyorum.
Babam hemen tatmin olmamıştı gerçi ama kızgınlığının azaldığını hissedebiliyordum.
Tüm bunlara rağmen babam bana bağırdıkça bağırmaya, elindekiyle beni tehdit etme fırsatını hiç kaçırmadan üzerime eğilmeye devam etti.
ben de aynı şeyleri söyleyip sabretmeye devam ettim.

Babam bana, sadece terliği kaldırmakla yetinerek  gösterdiği merhameti kuşlarıma göstermiyordu bu arada.
Bana kaldırdığı her terliği, çığlık çığlığa bağırdıkları için onların kafesine indiriyordu.
Kaç defa bunu yapmamasını söylediysem de gözyaşarı içerisinde, cevap hep şu oldu: ''Karışma yoksa sana da indiririm şimdi bir tane.''

Konuşma bir şekilde sona ermişti ve ben ilk sahte gülücüğümüde yüzüme yerleştirip gülümseyerek gitmiştim yatağıma. şimdilik her şey yolundaydı ve artık her zamankinden daha güçlü olmam gerektiğini biliyordum bir şekilde.
İçinizde hiç bilmediğiniz bir yer acır ya hani bazen, hah işte tam da oram sızlayarak uyudum o gece.

12 yorum:

  1. Bu hayatta güçlü olmak zorundasın. Çünkü 1-0 geride başlıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok haklısın. ben küçük yaşta keşfetmeye başladığım için bazı şeyleri şanslıyım sanırım.
      hızlı öğrendim :)

      Sil
  2. aile pek değişik bir kurum. bebeklerle yetişkinlerin sırasıyla yer değiştirdiği, agresifliklerin sırayla ve karşılıklı alttan alarak atlatıldığı bir okul... bu okulda mezun olup yakında yalnız kaldığını idrak eden her birey, en önemli ders olan sevgiyi paylaşmayı, kendisini değiştirmeyi, krizle mücadele etmeyi öğrenmiş olmak zorunda... dilerim detaylara takılmadan en güzel dersi alarak mezun olur, en değerli sevgileri bulursunuz. çünkü gökkuşağı çocuklarına bu yakışır!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel dileklerin için :)
      küçük yaşlarda öğreniyor pek çok çocuk büyük sorumluluklar taşımak zorunda olduğunu ve tabii ki bu sorumluluklar ya da dediğiniz gibi krizlerle baş etme konuları, sadece cinsel kimlik arama vasıtasıyla olmuyor.
      kimi zaman aile başlı başına çok büyük bir sorun olabiliyor.

      Sil
  3. eşcinselliğin bir çoğumuz için kendimize bile yakıştıramadığımız, defaatle kurtulmak için çabaladığımız, ağladığımız, bolca dua ettiğimiz, neden ben diye sorduğumuz bir durum olmasından mütevellit ailelerin bunu anlamasını ve kabullenmesini beklemek çoğu zaman abesle iştigal olsa gerek :/ ama o yaştaki bir çocuğa ilerde unutamayacağı bir davranış biçimini kabullenmekte mümkün değil yazarken bile daha dün yaşamış gibi yazman olayın vahametini anlatıyor zaten

    yahu bu yazımda ne çok eski dil kullandım (o.O) Bülent Ablamı dinlemeyi bırakayım bi müddet ahahaha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben ki o yaşta eşcinselliğin ne demek olduğunu bilmiyorum. bildiğim tek şey yanlış bir şey yapmış olduğumdu ailemin ve başkalarının gözünde.
      sen bülentciğime devam et kesme boş ver :D

      Sil
  4. baban gözümde bir cani gibi parladı bir an.. benim babamda kötüydü ama kuşların kafesine vurmak nedir yaaa :(

    ben de baş örtüsü kullanıyorum, annemin topuklu terliklerini giyiyorum diye böyle bir konuşma yaşamıştım.. ama ne yapabilirim süslenmek güzeldi.. neyse sonrada gizli gizli başımı bağlamaya başlamıştım :)

    YanıtlaSil
  5. babam manevi katliyamlar yapmayı seven bir caniydi. ne diyebilirim ki...
    ay hiç sorma o topuklu terlikler yüzünden az ağlamadım ben :D

    YanıtlaSil